Akçaabat Tanjant ve eleştiriler!

akccaabattanjant.jpgAkçaabat ilçesinde sahil yolundaki yoğunluğu ortadan kaldırmak için yıllar önce, Akçaabat’ın batı girişinde Rahman camisinin o bölgesinden başlayan Orta Mahalleden geçen Söğütlü deresine inen ve oradan Yıldızlı’nın arkasından Akyazı tünel girişine kadar bir yol planlanmıştı. Bu yolun Yıldızlı bölümü tamamlandı. Akçaabat’ın orta bölgesinden yol henüz bitirilemedi. Bu bölgede yol güzergahının bir kısmında 18. Madde uygulandı, bir bölümünde de istimlaka gidildi. Hala istimlak edilmeyen güzergah var.

Bu proje yapıldığında, 18. Madde uygulanan bölgelerde arsası olanlar itiraz etti.  Mağdur edildiklerini söylediler ki, mağdur edildiler. Başka da pek itiraz gelmedi. Şimdi kalkmış siyasiler, bir kısım vatandaş Orta Mahallede tünel, duvar vs olur mu diye eleştiri getiriyor. Orta Mahallede tünel ve duvar olmazsa o yol oradan nasıl geçecek?

Akçaabat Tanjant yolu ilçenin gelecekteki hayat damarlarından biri olacak. Akçaabat sahil yolunun şu anda, doğru dürüst bir alternatifi yok. İlçe merkezindeki sahil yolunda farklı nedenlerle trafik tıkansa, birkaç saatte açılmaz, sahil yolu kilitlenir.

Sahil yolunun Akçaabat geçişi için tünel önermiştik. Darıca’dan başlayan tünel Galanima deresindeki kavşak ve tekrar Yıldızlı’da Sera gölünün kuzeyinden çıkacak bir tünel! Akçaabat sahil yolundaki yoğunluk ancak bu tünel geçişle ortadan kaldırılır. Karayolları Genel Müdürlüğü bu öneriyi gündemine aldı mı almadı mı, bilmiyoruz. Akçaabat için bu tünel olmazsa olmazdır.

Tünel geçişle birlikte Akçaabat tanjant yolu da yapılmalıdır ve öncelik Tanjantta olmalıdır. Çünkü bu yolla birlikte Akçaabat, güneye doğru gelişir, büyür, sahildeki yoğunlukta az da olsa ortadan kalkar. Akçaabat Tanjant yolunun Orta Mahalle geçişinde yapılan imalatları eleştirenler bugün değil dün bu eleştirileri getirmeliydi…

 

Maçka Larhan’daki HES!

Maçka’daki Yaygara, başlıklı yorumumuza 61 saat internet sitesinden eleştiri geldi. 61 saat internet sitesinin kulis köşesinde, ‘Kuzey Ekspres gazetesinin Yerin Kulağı köşesinde Maçka Akarsu Köyündeki 4’üncü HES inşaatına yaygara diyerek yaklaşımda bulunması, pes doğrusu dedirtti. Yerin Kulağı köşesindeki o değerlendirme yazısında doğanın katledilmediği, edilmiş olsa bile yerleşim alanlarının dışında kaldığı yazıldı. Yerin Kulağı’nın yazarı olay yerine gitti mi?  Sanmıyoruz..  Peki haberi yapan meslektaşları ile görüştü mü?’ denildi.

macka-larhan.jpgBiz, ne dedik? ‘Devleti yönetenler, HES yapılması için proje hazırlıyor, yer gösteriyor, yapımcılara bu projeleri satıyor. Kurumlar izin veriyor. Yapımcı masrafa giriyor, işe başlandığında itirazlar yükseliyor. HES’lerin savunucusu değiliz. Bir dere üzerinde birkaç HES olmaz, olmamalı. Devleti yönetenler HES’in yapımına izin verirken tepkini göstereceksin. Kimi muhtar kimi vatandaş istimlaktan oradan buradan para alacak ses çıkarmayacak. Alamayanlar feryadı figan edecek. Maçka Larhan’daki bu 4. HES o bölgede yapılan HES’lerin içerisinde belki de en masumu’.

Yazıda HES’lerin sahiplerinin de kimler olduğunu belirttik. HES’lerde tepki yapımcıdan çok, ona o izinleri verenlere gösterilmeli. İzinleri kim vermiş? Kuzey Ekspres Gazetesi mi? Yerin Kulağı yazarları bölgeye gitti mi gitmedi bilmiyoruz. Bildiğimiz yılların gazetecisi Hasan Kurt’un Camiboğazı yaylasından Larhan’a indiği ve orada yapılan HES’leri gördüğüdür.

Ayrıca haber merkezimiz mahalle halkının HES’e tepkisini iki kez manşetten vermişti!

 

 

**********************

 

İnsan vücudu dışarıdan gelen her türlü mikrop ve organizmalara karşı kendi savunma sistemini devreye koyar ve çok kısa sürede kendi savaşçı antikorlarını devreye koyarak hastalığı yener. Toplumlarda böyledir. Her türlü yıpratıcı ve yok edici saldırılara toplumlar kendi toplumlarının en seçkin ve fedakar kesimi olan milliyetçilerin sistemli çalışması ile bu saldırılara karşı koyar. Ülkemizde de durum farklı değildir. Ülke yeniden kurulurken milliyetçiler her türlü riski alarak olağan üstü gayretleriyle ülkeyi düşman işgalinden kurtarıp Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmuşlar ve bir sürede bu milliyetçiler yönetmiştir.

Zaman zaman ülke zor koridorlara girdiğinde de aynı milliyetçiler memleketin kötü gidişatını gördüklerinde kendilerine vazife edinerek milleti ve devleti düştüğü çukurdan çıkarmışlardır.. Her kırılmada bu kahramanlar üzerlerine düşeni yapmaktan asla çekinmemişlerdir.

En son dönemde ise milliyetçilerin beyin fonksiyonlarını felç ederek savunma reflekslerini dumur uğratacak bir operasyon geçirdiklerinden vazifelerini ifa edemez hale düşmüşlerdir. Bahçeli’nin bu aşamada üstlendiği rol Türk milliyetçiliği hareketinin. Milli savunma ahlakı refleksini devre dışı bırakmaktı ve etkili bir şekilde başarılı oldu.. Artık milliyetçiler millete ve devlete karşı yapılan saldırılara nasıl bir cevap vereceklerini bilemedikleri kadar bir savunma sistemi oluşturma kabiliyetini de kaybetmiştir... Durum zor ve acıtıcıdır. Milliyetçiler aklı bulanık vaziyettedir ve organize tepki verebilme kabiliyetinden yoksundur. Hatta teşhis aşamasını bile geçememiş durumdadır. Akil insanlarımız bir araya gelip karar alma fonksiyonları da kısmen dumura uğratılmıştır.

Sonuç olarak konuyu netleştirip halimizi çok net analiz etmek ve çözüm yollarını ortaya koymak gerekir. Memleketin huzura kavuşmasının ilk şartı budur.

(Ulvi Batu)

 

 

****************

 

Yumurtayı daha fazla arttırmak için ne yapmalı? Yani tavuklara, yani üreticilere ve de horozlara iyi bakacaksın, yani yatırımcıların yatırım şevkini yüksek tutacaksın, yüz yumurta alıyorsan iki yüze çıkar. Yatırımcıları şevkini kırarsan, desteklemezsen yumurta üretimi 100’den, 50 ye düşer. 100’den 50’ye düşerse ne olur? Yumurta iki lira olur. Piyasa belirleyen ne imiş? Daha doğrusu paranın değerini belirleyen neymiş? Ülkenin üretim gücü. Paranı değerini ne Cumhurbaşkanı belirler ne milletvekilleri ne de merkez bankası belirleyebilir. Ne de TÜİK belirler. Paranın değerinin belirleyicisi kimmiş? Üretim gücü.. Üreticinin kolunu kanadını kırmışsın üretici üretmiyor. Sen mecburen ne yapıyorsun, dışarıdan borçla mal alıyorsun. Borçla hizmet alıyorsun. Kime çalışıyorsun? Borca çalışıyorsun. Üreten kesimi yoksullaştırıyorsun, çok çeşitli yöntemlerle o çöktükçe çöküyor. Battıkça batıyor. Paranın değeri düştükçe düşüyor. Gideceksin bakacaksın Almanya’da İngiltere’de Amerika’da getir Türk parasını, bak bakalım sana 100 liraya kaç tane dolar veriyorlar. Bu paranın değerini üretim belirliyor. Şarkılarla türkülerle ilahilerle sözüm ona çok büyük din adamlarının beyanlarıyla ne artmıyor? Paranın değeri artmıyor?

(Prof. Dr. Osman Altuğ)

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.