AKP’deki tasfiyenin adı metal yorgunluğu!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Genel Başkanı seçilmesinden sonra partisinin grup toplantısında, metal yorgunluğundan bahsetti.

Metal yorgunluğunda; o metal artık eskisi gibi kullanılamaz. Metalin değiştirilmesi gerekir.

İnsanlar da hastalanmamalarına, fiziki değişime uğramamalarına rağmen eski performanslarını gösteremeyip metal gibi yorulurlar.

Bu da doğaldır, normaldir.
Siyasette metal yorgunluğu tabandan tavanadır. Ancak, Cumhurbaşkanı özellikle teşkilatları ve belediye başkanlarını işaret etti.

Koltuk sahibi, makam sahibi insanlar yorulduklarını, heyecanlarının eskisi gibi olmadığını kabul etmezler.

Çokları kendilerini vazgeçilmez olarak görür.

Halbuki vazgeçilmeyecek insanların mezarlıklarda olduğunu unuturlar.

***

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemlerine bizde katılıyoruz ancak, bu metal yorgunluğu partilerin tepesinde olmuyor mu?

A veya B partisinin, tepesini işgal eden mesela Devlet Bahçeli veya avaneleri metal yorgunu olmuyor, parti teşkilatlarında görev alanlar metal yorgunu oluyor.

Aynı durum AKP için de CHP için de geçerli.

Deniz Baykal, 1960’larda siyasete girmiş hala siyasette.

AKP’de mesela Hayati Yazıcı, Binali Yıldırım vs. yorulmuyor ama Trabzon’da Halim Kaya veya Haydar Revi metal yorgunu oluyor!

***

 

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın, metal yorgunu olarak nitelendirdiği belediye ve il, ilçe başkanlarıyla yöneticilerin büyük bölümü demek ki kongrede ve seçimde yolcular.

Partideki değişimin ana nedenlerinden biri ve en önemlisi 2019’da yapılacak yerel ve Cumhurbaşkanlığı seçimidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de siyasetin nasıl yapıldığını ve yapılacağını bilen ender kişilerden biri.

AKP’nin önemli bir kesimi, metal yorgunluğu adı altında, dışlansalar, yönetimlere alınmasalar dahi partiden ayrılma ihtimali sıfırdır.

Faruk Kanca’yı, Halim Kaya’yı, Ahmet Metin Genç, Haydar Revi ve benzerleri dinlendirilseler, belki tepki gösterirler ama partiden asla ayrılmazlar.

Partinin önümüzdeki iki yıl içerisindeki politikası, tahminimiz o ki, partide bugüne kadar bir göreve gelmeyen, getirilmeyen isimlerle diğer partilerden takviye yapmak olacak.

Metal yorgunluğunu ben bu şekilde yorumluyorum.

***

 

2019’da yapılacak belediye ve Cumhurbaşkanlığı seçimi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ayrıca siyasal islamın final seçimidir.

Özellikle de Cumhurbaşkanlığı seçimi!

Cumhurbaşkanlığı seçimi kaybedildiği anda, 2002 yılından bugüne kadar gerçekleştirilen siyasi ve ekonomik kararlar rafa kaldırılır.

Erdoğan ve AKP, 2019’da yapılacak olan bu iki seçimi kaybetmemek için ne gerekiyorsa onu yapacaktır.

2019 için, Cumhurbaşkanı ve AKP çok farklı bir strateji izleyecektir. Bunun ilk işareti metal yorgunluğu söylemidir.

 

Hasan KURT

 

***********************

 

‘Sen olsan kötüyüm

diyebilir misin?!’
 

Sosyal medyada birbirinden güzel hikayeler, yaşanan olaylar paylaşılıyor. İşte onlardan biri;

Bir kamyonun çarpmasıyla yaralanmış olan çiftçi Mehmet amca kazadan sorumlu tuttuğu taşıma şirketine dava açıyor. Mahkeme salonunda şirketin avukatı ile Mehmet Amca karşı karşıyalar ve Avukat soruyor:

- Ama siz kazadan sonra gelen polis memuruna “ben çok iyiyim” demediniz mi?

- Anlatayım ağam; Ben bizim eşeği gasabada satışa götürmek üzere gamyonetime bindirmiştim ki...

- Bırakın ayrıntıları Memet Bey, siz sadece soruma yanıt verin: Siz, kazadan hemen sonra gelen polis memuruna “ben çok iyiyim” dediniz mi, demediniz mi?

- İşte anlatıyom ya Avukat bey; eşeği gamyonete yüklemiş, yola çıkmıştım ki...

Avukat tekrar adamın sözünü keser ve Hakime dönerek:

- Sayın hakim, size olayın tam olarak nasıl gerçekleştiğini davacının kendi ifadesi ile almaya çalışıyorum ama, soruma yanıt vermiyor. Bu bey, kazadan hemen sonra olay yerine ulaşan polis memuruna ifadesinde “çok iyi” olduğunu söylemiş. Kayıtlara geçmiş. Şimdi, aradan kaç hafta sonra müvekkilime dava açıyor. Ben bu davada, bu şahsın mahkemeyi yanıltmaya çalıştığına inanıyorum. Lütfen, sadece soruya yanıt vermesini söyler misiniz?

Yargıç çiftçinin hikayesiyle ilgilenir gibiydi:

- Eşek hakkında söyleyeceklerini merak ettim aslında; Bırakalım da anlatsın...

Memet amca Yargıca teşekkür ederek devam etti:

- İşte dediğim gibi, sayın Hakimim, tam eşeğimi gamyonetime bindirmiş şehre doğru gidiyodum ki, bu şirkete ait gucuman bi kamyon, “DUR” tabelasına aldırmadan üzerime sürdü ve bize çarptı. Ben yolun bi yanına fırladım, Garagaçan bi yana... Nasıl kötüyüm, nasıl kötü, anlatamam... Gıpırdanamıyom sancıdan... Öte yanda Garagaçan bir anırıyo, bir anırıyokine, ortalık inliyo. Derkene bi pulis memuru geliveedi, Garagaçanın sesini duymasile önce ona dooru getti, eğildi, bahtı, tabancasına davrandı, alnının göbeenden Garagaçanımı urmasın mı??? Soonacııma, yolun garşı tarafına geçti, bana dooru geldi, dedikine:

- Eşeğin hali berbattı, vurmak zorunda galdım, “sen nassın?” dedi...

Sen olsan kötüyüm diyebilir misin?

(Mustafa Aydın’ın paylaşımından)

 

*****************

 

Şenol Hoca basın toplantısında, bozuk düzene ve kendisini üzenlere işaret ederek, “Herkes Mevlana okusa, böyle olmaz” dedi. Mesleki refleksim, merakımı dürttü: Şenol Güneş, mesnevi okuyor mu?

Mevlana’yı, Google ya da Elif Şafak’tan mı, yoksa yazdıklarından mı tanıyor hoca?

Mesela, eşine Mevlana’nın sözleriyle çiçek armağan eden Şenol Hoca, Mevlana’nın kadınlarla ilgili beyitlerini okudu mu? Mesnevi’nin üçüncü bölümünde eşek-kabak hikayesi var… Bu hikayeyi okumuş mudur hoca?

Birisi çıkar da Beşiktaş’ın transferleri yerine, ‘Hocam, Mevlana okuyor musunuz?’ diye sorar mı bilemem… Tek bildiğim, hocanın zeki olduğu ve karşısındaki çözdüğü kitleyi iyi yönettiğidir. (Sertaç Hellaç)

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.