Alanya’da ne oldu?

Alanya’da ne oldu, sorusunun kısa cevabı; ‘Trabzonspor iki puan kaybetti, şampiyonluk yarışında yara aldı’ dır. Ancak, bir de maç sonu çıkan olaylar var.

alanyada-ne-oldu.jpg

Dün Alanya’da maçı izleyen iki isimle görüştüm. Biri gazeteci diğeri eski yönetici. Gazeteci; olayları tasvip etmediğini, Alanyaspor yöneticileri ve kulübesinin Trabzonspor yöneticilerini tahrik ettiğini, Trabzonspor yöneticilerinin de hakaret ve küfürlere karşılık verdiğini söyledi. Alanyaspor’un yöneticisinden futbolcusuna kadar hepsinin Trabzonspor’a karşı bilendiğini kaydeden gazeteci, Trabzonspor yöneticilerine de ince bir eleştiri getirdi ve ‘Trabzonspor yönetimi güç zehirlenmesi yaşıyor’ dedi. 

Gazeteci şöyle devam etti; ‘Trabzonspor’a karşı Anadolu’da sevgi ve sempatinin yerini düşmanlık değil de bir ‘diş bileme’ aldı gibi. Bunun birinci nedeni siyaset, ikincisi de Trabzonspor yönetim kurulunun özellikle deplasmanlardaki eylemleridir. Buna bir de Trabzonspor’un her daim gündemde ve ligin zirvesinde olmasını da ekleyebiliriz’.

Alanyaspor karşılaşmasını Trabzonspor yöneticileri ile birlikte izleyen eski yöneticilerden Mahmut Aksu ise, gördüklerini ve yaşadıklarını şöyle anlattı:

‘Trabzonspor gol attığında bizim yöneticiler kendilerine ayrılan bölümde sevindi. Bu esnada Alanyaspor yönetiminden bir karşılık gelmedi. Trabzonspor son saniyede golü yiyince, yerinde oturan Alanyaspor Başkanı ve yöneticileri, el kol hareketleriyle hakaret ve küfür yağdırmaya başladılar. Trabzonspor yönetiminden de haklı olarak bir tepki geldi. Karşılıklı atışmalar devam ederken Jandarma araya girdi ve Alanyaspor yöneticilerini dışarı çıkardı. Alanyaspor yöneticisinden, teknik adamına, futbolcusuna kadar hepsi, normal maçlardan farklı olarak daha agresif ve istekliydiler. Alanya’ya maça iyi ki gittim. Gitmeseydim, kimileri gibi bende Trabzonspor yöneticilerini eleştirecektim. Türkiye’de futbolun Trabzonspor’a karşı oynanan bir oyun olduğunu söylerdim. Bunu önceki gün Alanya’da bizzat yaşadım. Geçmişte yaşadığım bazı olaylar sonrası pişmanlık duyduğum olmuştu. Alanya’da ise bu büyük provokasyon ve hakaretler karşısında gösterdiğim tepkiden asla pişmanlık duymadım’.  

Alanya’da olan bitenin özeti bu şekilde…

 

Doktorunuz diyor ki!
 

Sedef hastalığı; oval veya yuvarlak, gümüş renginde pullanmalarla kaplı, deriden kabarık kızarıklıklardır. En sık dizde, dirsekte ve saçlı deride olmak üzere vücudun her tarafında görülebilirler. Hastalık temasla kimseye bulaşmaz. Çocuklarda daha az görülür. Kalıtımın ve ruhsal durumun etken olduğu söylense de hastalığın kesin nedeni bilinmez. Hastalığın nedeni bilinmediği için kesin bir tedavisi de yoktur. Bazı ilaçlarla var olan belirtiler yatıştırılır ve hastalığı alevlendirebilecek davranışlardan(kaşıma, banyoda liflenme, keselenme...) kaçınılınırsa uzun süren belirtisiz dönemler olabilir.

(Prof. Dr. Kemal Küçükali)

 

Bazen şaşırıyorum!

Sayın Cumhurbaşkanımızın azılı muhalifleri birden ihtida edip yandaş oluyorlar.

Ben tam tersini yapmıştım, önce yandaş oldum sonra muhalif. Yandaşlıktan muhalifliğe geçişim "Aday oldu, seçilemedi ve istediğini alamayınca muhalif oldu" şeklinde yorumlanmıştı 2009'dan itibaren. Şimdi bile muhalif fikirlerimi okuyanlar "sen eskiden aday olmadın mı AKP'den" diye istihza ile soruyorlar. Her ne kadar ben AKP'yi tanıyınca bu hareketin içinde olamayacağımı anladım desem de kimseyi inandıramıyorum.

Ben istediğimi alamayınca muhalif olduğuma göre tersinden düşünerek istediklerini alanlar yandaş oluyorlar diyebilir miyim? Numan Kurtulmuş Beyefendi'den başlayıp Metin Feyzioğlu'na hidayete erenlerin ulaştıkları ne? Nasıl başlangıçta yanında olan Abdüllatif Şener Beyefendi muhalif oluyor da diğerleri Sayın Cumhurbaşkanımızın her yaptığına "bir hikmeti var ki yapıyor" diyebiliyorlar, yanlış bile olsa. Anlayamıyorum!

Daha binlerce soru var kafamda, dile getirip soramıyorum. Sorduklarıma ise cevap bulamıyorum, şaşırıyorum!

Son söz; dönmek iyidir, dönüş yönünü iyi seçmek gerek.

(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)

*****

Trabzonspor'un başkanı Ahmet Ağaoğlu Türkiye'de gündemde, çünkü İstanbul'un Türk futbolundaki çaplı hırsızlarını ve onların Anadolu'daki kifayetsiz yardımcılarını bastırmak için epeyce bir gayret gerekiyor. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş Türk futbolunun şikeyle, masa başı oyunlarıyla yıllardan beri şampiyonluklarını ve futbol gelirlerini çalan sistemin hırsızlarıydı. Bu hırsızlıkları, şikeleri, şaibeli şampiyonlukları camialarından aforoz ettiği eski profesyonel futbolcular hiç çekinmeden söylüyorlar zaten. Savcılar ise bizim gibi adsız sansız yazarların aforizmalarından suç türetmekle meşguller. AKP iktidarının en büyük marifeti bu üç namlı futbol hırsızlara İstanbul'daki imar rantı üzerinden bir dördüncüsü olan Başakşehir'i eklemek oldu. Geçen yıl ligde ikinci yarıda oynanan Trabzonspor - Başakşehir müsabakasının ilk yirmi dakikasında hakemin Trabzonspor aleyhine çaldığı sekiz on düdük hayatımda gördüğüm en ilginç futbol hadisesiydi. Güme gitti! Bu yıl Trabzon'da seyircisiz oynanan müsabakada ise Skirtel Nwakaeme'yi bir kargo paketi gibi ceza sahası içinde çekip yere indirdi. Ne VAR vardı ne de penaltı. İşte bu ahval ve şerait içinde Trabzonspor futbol adına ciddi bir mücadele veriyor. Nasıl ki AKP iktidarı ülkedeki bütün kişi ve kurumları devlet imkânlarıyla ayarttı aynı şekilde üç kız kardeşler de Anadolu'daki bütün futbol kulüplerini yönetsel açıdan ele geçirdi. Onun için futbolda muhalefet tümüyle Trabzonspor'un sırtına binmiş durumda. Yunanistan liginde PAOK'un başkanı Trabzon asıllı bir Rus milyarderi olan Savvidis de şampiyonluğu çalmaya çalışan AEK ile oynanan bir maçta elinde silahla sahaya girmişti. Akabinde PAOK şampiyon olmuştu. Yani bu işler öyle efendilikle, uyuyan yargıdan hukuktan medet umarak, İstanbul yerel medyasının sizi pohpohlamasıyla olacak işler değil. (Metin Kondel)

*****

Alanyaspor Başkanı dangalağın Sayın Ahmet Ağaoğlu’na söylediği lafları KDV ve ÖTV katarak zenginleştirilmiş içerikle kendine iade ediyorum.

(Güntay Bulak)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar