ALDIKAÇTI'DA BILDIRCIN ZAMANI  

Akşam olmuştu. Biraz ders filan yapıp radyodan maçları dinleyip havayı kontrol edip öyle yatmayı düşünmüştüm.

Öyle 12’lere birlere kadar oturma  yoktu, eskilerde... Pencereden Aldıkaçtı'nın parke taşlı yokuşundan Boztepe'ye doğru baktığımda, ahşap elektrik direğinin yağmurdan ıslanmasın diye üzerine şapka konulmuş zayıf ışıklarından sızan lambanın çevresinde dans edercesine çiseleyen yağmur tam da bıldırcın zamanı olduğunu hatırlatıyordu.

Gece. Yağmur. Baştan aşağı ıslanma... Yok olmaz diyordu annemiz her defasında biz de Boztepe'ye çıkıp bıldırcın tutmak için izin istediğimizde. Çok hevesliyseniz, sabah Karaalilerin, Bedriye teyzenin, Hasbi amcanın bahçesinde uçamamış oracıkta kalmış bıldırcınlar vardır, gider yakalarsınız, diye de tembihlerdi. Anne yok demişse babadan izin istemeye gerek olmadığını bildiğimiz için boynumuzu büker, yatağın yolunu tutardık.

Ama aklımız sokakta.aldikacti-1.jpg

Bakarsın kapı çalınır arkadaşlar bir araya gelip bıldırcına çıkıyoruz hadi sen de gel diyebilirdiler. Birkaç gece olmuştu da iki saatliğine saati ve sınırı belli izin çıkmıştı aile meclisinden. Sınırı belliydi bu iznin. Aldıkaçtı yokuşunun başında eski kilisenin bahçesi, şimdi ev yapılmış. Nemlizadelerin konağının bahçesi Çamlık... Şimdilik izin alanımız bu kadardı...

Bıldırcınlar göç yolunda ilerlerken, yağmurun da etkisiyle kanatları yoruluyordu.

Bir  müddet yolculuklarına mola veriyorlardı masum yüzlü ufacık kuşlar. Dolaysıyla bıldırcınların dinlenme alanı bizim avlanma alanımız oluyordu.

Çamlık'ı öteye geçip Boztepe'ye çıktığımız oluyordu ama ne olup bitecekse iki saat içinde olacaktı.

İki saati geçen süre anne babalarımız için endişe bizim için de kulak kızarması demekti en hafifinden...

Derken yattık. Bıldırcınlar doluşmuştu sanki  kafama. Akşamdan mangala doldurulmuş üstü külle kapalı köz ateşin ısıttığı odamız yola bakıyordu.

Sokakta bir ses.

Bir hareket.

Hepsinden güzeli bir ışık seli kaplamıştı Aldıkaçtı'nın dar ve bir o kadar da yokuş sokağını...

Perde aralığından fenerlerle aydınlanmış sokağa bakan gözlere ben de eklenmiştim.

Bir yandan da yattığımız yaylı divanın gıcırtısını evdekiler duymasın diye meraklı gözlerle itinalı bir şekilde perdenin ardından sokağa bakıyordum. Ellerinde kafesleri, fenerleri, ucundaki file ile birer tüfek gibi omuzlarında taşıdıkları sopalarla sanki bir tabur asker yürüyüş yapıyordu.

Fener  alayı edasıyla Boztepe'ye doğru giden kalabalıkların dönüşü de çok eğlenceli olacaktı.

Sabah okul var. Erken kalkmak lazım. Bıldırcın avcılarının da ancak sabah namazına doğru olurdu  avdan dönüşleri. Ama görebilmeliydim kazaklarını pantolonlarının içine sokup sıkıca kemerleri ile bağlayıp bıldırcınları koydukları giysilerden şişmanlamış bıldırcın avcılarını.

Bir de kafeslerin arasından minik başlarını dışarıya uzatmış yürecikleri yerinden hoplarcasına atan güzel gözlü hayvanları...

aldikacti-2.jpgBu düşüncelerle yatıp, sabaha karşı uyanırım inşallah diye başımı yastığa koymamla uykuya geçmem bir oldu...

Sabah başımda annem hadi kalk oğlum okula geç kalacaksın dediğinde gayriihtiyari, bıldırcınlar diye sormuşum uyanır uyanmaz.

Ne bıldırcını, ha o gece ava çıkanlar mı, ben sabah namazına kalktığımda Hocaemice ezanı bitirmek üzereydi onlar yokuştan aşağı geliyordular, çok da bir şey tutamamıştılar gördüğüm kadarıyla, demesin mi annem peşten de ekledi: Hadi hadi ye bir şeyler de doğru okula... Okul dediği de annemin, Kurtuluş İlkokulu'ydu, zil çalsa ben diyeyim bir dakka sen de iki dakkaya sınıftayım... 

Ne bıldırcınlar kaldı, ne Kurtuluş İlkokulu ne de sabah çayını üzerinde demlediğimiz sobalar. Ve sobaların ısıttığı  odun kokulu sıcak odalar.

 

OKULSUZ EĞİTİM MÜŞTERİSİZ TİCARET

Bir nesli eğitimsiz bırakmamak istiyorsak, öncelikli olarak öğretmenlerimizin aşılanmasını tamamlayıp okulları eğitim öğretime açmalıyız.

Ben aşı sıramı öğretmenlerimize vermeye hazırım.
Yeter ki bir nesli kaybetmeyelim.
Biliyorsunuz Çanakkale Savaşı’nda yetişmiş ve yetişmekte olan eğitimli insan gücümüz vatan savunmasında şehit düşünce, bu ülke onun eksikliğini uzun seneler çekti.
Öğretmen dostlarımız da öğrencileri ile yüz yüze eğitimden yanalar.
Ancak önlem alınması gerekiyor.
İlk ve en önemli önlem de aşı...
Biz biraz daha evde oturabiliriz.
Yeter ki çocuklar eğitimsiz kalmasın.

okulsuz-2.jpg
YEMEK SEKTÖRÜ SIKINTIDA

Bu arada ekonomik anlamda en büyük sıkıntıyı çeken kesimlerin başında yeme içme sektöründe bulunan lokanta, kahvehane, kafe gibi  işletmeciler gelmekte.

Binlerce çalışanı da bünyesinde barındıran bu esnaf kesimi şu anda mağdur olmuş durumda.

İşletme sahipleri diyor ki, hastaneye, AVM’lere giderken COVİD-19’un bulaşma riski diyelim bir lokantadan daha mı az? Hele belediye otobüslerinde, metrolarda, dolmuşlarda yan yana tıkış tıkış yolculuklarda hiç mi bulaştırma riski yok?

Her türlü önlemi almak kaydıyla, seyreltilmiş oturma düzeni içinde müşteri almaya başlamayı arzu eden konuştuğumuz esnaf arkadaşlar, şartları devletimiz belirlesin, biz titizlikle uymaya hazırız; uymayan olursa da artık her türlü cezasına razı olmak zorunda.

Ekonomik hayatın yeniden canlanması şehirlerin sönükleşen görüntüsünün yeniden canlanması için bence de bir şans vermek gerekiyor diye düşünüyorum.

Mesela, müşteri girerken ateşi ölçülür, HES kodu istenir, masalar istenilen mesafede düzenlenir, maske ve mesafe temizlik ödünsüz uygulanır.

Bir de esnaf öncelikli olarak aşılanırsa belki bu sıkıntılı durum bir nebze olsun giderilir. 

Eğitimde de ticarette de normale dönmek gerek...

 

TEŞEKKÜRLER BÜYÜK ŞEHİR KIZI NATACHA ESMAİL PEREİRA


"Büyük şehirde yaşamaya alışkın bir kadınım. 

Londra ve New York gibi büyük şehirlerde yaşadım. 

Trabzon'a ilk geldiğimde adapte olmakta zorlandığımı inkar etmeyeceğim. 

4 yıl sonra bu şehirden ayrılmakta zorlanıyorum. 

Kalbim şu an çok küçük. tesekkurler.jpg

Birçok hatıram var. 

Birçok güzel anılarım.
Evet lüks restoranlar, lüks alışveriş merkezleri büyük şehirli bir kızın bağlı olacağı çok şey yok ama bugün açıkça görebiliyorum; insanlar var, doğa var, hiç bir lüks restoranın sunamayacağı taze yiyecekler var, sevgi ve özgürlük var. 

Öyle bir özgürlük ki, evin anahtarlarını dış kapının üzerinde bırakabileceğim her zaman! Joao Trabzon dışında oynuyorken ve ben evde bebeğimle yalnızken bile anahtarları ön kapıda bırakırdım. Bu dünyanın neresinde gerçek olabilir?
Oğlumun dışarıda aile haline geldiğimiz komşularla oynaması, sabah 6’da herkes uyuyorken komşuların evine gitmesi ve salıncakta oynamak istemesi. 

Her hafta ve haftada birden çok komşuların sıcak ekmek, taze ev yapımı yemek, dağlardan topladıkları taze çiçek getirmesi ve bütün hafta evimin çok güzel kokması. 

İhtiyacım olan herhangi bir iyiliği yapacak olan insanlara sadece bir mesaj uzakta olmam.
Seni özleyeceğim Trabzon.

Bu maddelerle nesnelerle alakalı değil. Deneyimle yaşananlarla insanlarla sevgiyle alakalı. 

Tekrar buluştuğumuz güne kadar,
Ben Trabzon'a aşık olmuş büyük şehir kızı;

NatachaEsmailPereira"

***

 

Trabzonspor'un deneyimli eski futbolcusu Pereria'nın eşine ait yukarıdaki sözler.

Hiç yoruma gerek duymaksızın aktarmak istedim, Trabzon'a veda ederken söylediği sözleri.

Tarihe not düşsün istedim,

Trabzon'un misafirperverliği,

güvenirliliği,

iyilik severliliği,

gelirken tedirginliklerin,

giderken özleyişlere dönüşleri...

Teşekkürler büyük şehrin kızı NatachaEsmail PEREİRA...

Gittiğin her yerde anlat hemi bunları... Yolunuz açık olsun, güzel aile.

 

 

 

ANNELER DERNEĞİ BAŞKANI ŞENER:ANNEYİZ BİZ SORUMLULUĞUMUZ ÇOK

Bazen bir kadının/annenin/çaresiz bir kız çocuğunun  gözyaşlarını içinizde hissettiğiniz anlar olur mu bilmem. Ben bir keresinde nezaket ziyareti yaptığım Anneler Derneği'nde yıllarını sosyal hayatın içinde geçirmiş Dernek Başkanı Ziynet hanımın odasında çaresizliğin gözyaşlarını gördüğümde, insanlığımızın kemale ermesi için düşkünlere yardım edilmesi gerektiğini bir kez daha anlamıştım.

Benim tesadüfen rastladığım bu sahnedeki dramı, Anneler Derneği her gün yaşıyormuş meğer.

Kocası hayırsız çıkmış kadın, eğitimini tamamlayamayan işsiz babanın hasta annenin delikanlısı... Ya çeyizi eksik evlenme çağındaki genç kızlar, hepsi sessiz çığlığın sahipleri...

Trabzon Anneler Derneği bu sessiz çığlığı duyuyor ve yıllardır sessizce, destek sağlıyor bu kalabalıklar arasında görünmeyen insanlara... Gönüllülerden oluşan anne ve kadınlar yönetimde ve üyeler. Üyeler gönüllü, yöneticiler de gönüllü olunca, bu dayanışmaya katkıda bulunmak isteyen gönüllüler de Anneler Derneği'ne destek veriyor.anneler-2.jpg

1959’da Ankara’da kurulan Türk Anneler Derneği'nin Trabzon Şubesi de 1992’de kurulmuş.

Trabzon şubesinin 29 yıllık başkanı, derneklerinin kamu yararı statüsünde olduğunu belirterek, amaç ve çalışmaları hakkında bilgiler verirken ilk günkü heyecanla neler yaptıklarını anlatıyordu:

"Anneyiz biz. Yüreğimiz yufkadır. Önce düşenin ve mağdurun yanındayız. Anne sıkıntıdaysa aile, dolaysıyla toplum sıkıntıdadır. Bu nedenle meslek edindirme kurslarıyla annelerimize iş edindirmeye çalıştık. İnsan ayrımı yapmadan özgüveni yüksek eğitimli annelerin yetiştirdiği gençlerin geleceğimiz olduğu bilinciyle çok kurslar açtık. Sadece balık vermeyle olmaz. Balık tutmayı da öğretmeye çalıştık. Çalışan kadın özgürdür. Her kadının meslek sahibi olması için gayret ettik. Farkındalık yaratıp, toplumsal duyarlılığı arttırmak için köy, kent demeden alanında uzman kişilerle çalışmalar yaptık. Çocuk istismarı, kadına şiddet kırmızı çizgilerimizdir. Örf ve adetlerimizle birlikte çağdaş bir eğitimi özümsemiş  nesiller geleceğimizdir. Özetle kadın aile toplum çalışma alanımız içinde. Eğitim ve üretim çok önemli. Her şeyin başı eğitim. Desteklerimizi eğitim ve aile bazında sürdürürken katkının büyüğü ya da küçüğü değil gönülden geçenin çok önemli olduğu bilinciyle arkadaşlarımızla gayret ediyoruz. Bu gayretlerimize toplumun kurum ve kuruluşların duyarsız kalmamaları dileğimizdir. Bu pandemi dolayısıyla yavaşlayan faaliyetlerimize,sürecin bitiminden sonra daha bir şevkle devam edeceğiz..."

Biz de verdikleri hizmetten dolayı Trabzon Anneler Derneği Başkanı Ziynet Şener olmak üzere tüm yönetim kurulu ve üyelerini kutluyoruz.

Ayrıca kamuoyundan da destek bekliyoruz, bu güzel hizmetlerini devam ettirebilme adına...

anneler-3.jpg

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum