Ali Ayvazoğlu’nun yerine kim gelecek?

   Trabzon Kültür ve Turizm Müdürü Ali Ayvazoğlu, geçtiğimiz hafta kimilerine göre eş durumundan Ankara Kültür ve Turizm Müdürlüğüne atandı.  Ali Ayvazoğlu’nun kültürel birikimini bilmiyoruz ancak turizm alanında hayli tecrübe kazanmış, profesyonel rehberlik yapmış bir isim. Atatürk Köşkünde bilet keserek adımını attığı turizmde gerçekten büyük aşama kaydetti. Ali beyin, Trabzon Turizm İl Müdürlüğüne oradan da Ankara’ya atanmasında, milletvekili olan eşinin çok da katkısı olduğunu düşünmüyoruz. Ali beyin, asıl referansı imam hatip çıkışlı olması.
Ali Ayvazoğlu’ndan boşalan Trabzon Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü için, epey talihli var.  Levent Ustabaşı, geçenlerde Trabzon İl Turizm ve Kültür Müdürlüğü için en güçlü adaylardan birinin Oykan Gülen olduğunu söyledi.  Oykan beyin, sektörden gelen bir isim olduğunu belirten Ustabaşı, ‘Oykan Gülen, Arapça, İngilizce biliyor. Bölge turizmi için bir şans. Turizm sektörü de ağırlıklı olarak Oykan beyi istiyor. Oykan beyin tek handikabı memur kökenli olmaması’ dedi.  
Kültür ve Turizm İl Müdürlüğüne atanacak ismin, yasaya göre öncelikle devlet memuru olması gerekiyor. Ali bey de atanmadan önce devlet memuru oldu. O nedenle Oykan beyin çok da şansı yok. Kültür ve Turizm Müdürlüğüne, kurum içerisinden bir atama yapılması dillendiriliyor. Kadın müdür yardımcısının müdür olması isteniyor. Müdür yardımcısı Feyhan Kurnaz, saygılı, hanımefendi, işi bilen bir isim ve yıllardır da müdür yardımcısı… Şansı var mı derseniz, pek olduğunu sanmıyoruz.
  Çünkü, AKP’nin ana çekirdek kadrosu müdürlüğe muhafazakar kimliği öne çıkan birini tercih ediyor. Bu isim de yazılanlara çizilenlere bakılırsa Hasan Dilekoğlu imiş Hasan Dilekoğlu, öğretmenlik yaptı sonra Nuri Okutan’ın valiliği döneminde siyaseten valiliğe atandı. Sonra da memuriyetten ayrıldı ticarete atıldı ve partide başkan yardımcılığına kadar yükseldi.  İl Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü için en güçlü adaylarından biri Hasan Dilekoğlu…
Bir diğer güçlü isim de Kanuni Anadolu Lisesi’nin başarılı müdürü Mustafa Balaban... Tahminimiz o ki, İl Turizm ve Kültür Müdürlüğüne evet demesi halinde Mustafa Balaban gelecek… Ancak, partinin imam- hatip eksenli kanadı Mustafa Balaban’ı pek içlerine sindiremiyor…
 

Kanuni Bulvarı 10 yılda bitmez!
 
  Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve AKP milletvekilleri bugünlerde sosyal medyada Kanuni Bulvarı’nın Beşirli- Aydınlıkevler bölümünün görüntülerini yayınlıyorlar. Kanuni Bulvarı’nı, korniş yol olarak ilk kez gündeme getiren isim belediye başkanı Orhan Karakullukçu idi. Korniş yolun projesi ve güzergahı daha sonra birkaç kez değişmişti. Kanuni Bulvarı’nın Beşirli girişinde Erdoğdu’ya kadar olan bölgesinin yapıldığını söyleyen belediye meclis üyesi Turgay Şahin, ‘Yolun bugüne kadar ancak beşti birlik bölümü yapıldı. Yenicuma bölgesinde istimlak sorunu var. Boztepe tünel çıkışından Değirmendere vadisine bağlantısı çözülmedi. Kanuni Bulvarı bu gidişle 10 yılda bitmez’ dedi.
Turgay Şahin haksız da değil…
 

Metin Kondel’den inciler!
 
  Çok eskiden Of'un köylerinin birinde (Zisino, Hopşera, Zevayet, Alithinos, Fotgene ya da Arhangelos olabilir) ilim irfan ehli Müslüman bir zat yaşarmış. Bu zat iyice yaşlanınca dünyadan elini ayağını çekmiş. Bir müddet sonra da hastalanıp yataklara düşmüş. Sağlığı iyice bozulup hastalığı ilerleyince diğer tarafa gidici olduğunu anlamış. Bu hal üzereyken vasiyetini açıklamak için evlatlarının yanına gelmesini istemiş. Bütün oğulları, kızları yatağının başındayken bütün variyatını taksim etmeye başlamış.
''Yayladaki ev en küçük Hasan'ındır, o gider orada inek bekler, çayır biçer.
Meziredeki kom ise Hüseyin'indir, o gider fındık devşirir, meşeden odun yapar. Orası ona yakışır. Ha bu durduğumuz ev de en büyüğünüz Ali'nindir. Ağabey baba yarısı sayılır.
O aşağıdaki tarlanın sağı Şükriye'nin sol yanı da Emriye'nin. Ha bu evin altındaki tarlanın başı Ali'nin, ortası, Hüseyin'in, dibi de Hasan'ındır. Yukarıdaki tarlanın taksimatı bunun tam tersidir. Sizin hiçbirinizin okumak, öğrenmek, ilim tahsil etmek gibi bir merakınız yoktur. Ha bu kitaplarımı da Molla Mustafa'nın medresesine bağışlıyorum. Bu dediklerimi harfiyen yerine getiresiniz. Ha, az daha unutuyordum. Terastaki bakır pekmez kazanını da Of çarşısındaki Lekka kilisesine bağışlıyorum.''

Çocukları her şeyi anladılar ama bakır kazanın kiliseye bağışlanmasına pek bir anlam veremediler. En büyükleri biraz kuşkulu gözlerle yaşlı ve bitkin babasını sözmüş, adama itiraz edecek gibi olmuş.
''Baba, o bakır kazanı... Camiye mi bağışlayalım demek istedin.''
''Yok oğlum, anlamıyor musunuz benim dediğimi? Of çarşısındaki büyük kiliseye verin onu dedim. Hoş o da bir dindir! Diğer tarafta ne olur ne olmaz. Müslüman olmakla belki ters köşeye yatarız. Bu tarafa da bir yatırımımız olmuş olsun.’
Of'un Ortodoks Rum döneminden, hatta Roma dönemindeki putperestlik döneminden, hatta onun öncesindeki Helenistik dönemden bagajda epeyce şeyler kalmış. O Oflu alimin aklının almadığı şeyler geçmişten gelen o şeyler.
                                     *********************
 

Benim bir bildiğim varsa o hiç bir şey bilmediğimdir.(Sokrates)
Her şeyi bilmenin hiç bir şeye faydası yok!
Çünkü insan için ölüm var.
Cami hoparlöründen dualar, yakarışlar; niçin? ALLAH karanlık bir gecede kara taşın üzerinde yürüyen kara karıncanın ayak seslerini işitirdi ve onu görürdü hani? ALLAH'nın gücüne inanmıyor musunuz yoksa ki 90dB şiddetle hoparlörlerle yakarıyorsunuz. Yüreğinizin en derinlerinde dolaşan dualar ALLAH'ın bilgisi dahilinde değil mi?
İnanıyorsanız bağırmayın, inanmıyorsanız yine bağırmayın; O semı' (en iyi işitici) ve basir (en iyi gören) değil midir?
Korkmayın, yalvarmayın ölmemek için; Allah buyuruyor, "Her nefs ölümü tadacaktır".
Her şeyi bilmenin hiç bir şeye faydası yok!
İnsan için ölüm var.
Ve biz insanız, değil mi?
(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)
 
                                                *****************
 

Tehlikenin farkında mısınız?

   Köylerinizi terk etmeyin, topraklarınızı işleyin,suyunuza sahip çıkın! Bu kültürü çocuklarınıza aşılayın! Güvenilir bir hayat, sağlıklı bireyler olmak ve köleleştirilmemek istiyorsanız bunu yapın!
Yakın gelecekte gıda sağlığından, insan sağlığına,insan neslinin ya da şeklinin devamına kadar hepimizi bekleyen çok büyük tehlikeler var.
İnsanoğlunun tüm davranışları, alışkanlıkları, beslenme düzenleri, yaşam biçimleri kontrol altına alınmak isteniyor.
Bunun adına medeni köleleştirme, yani başka bir deyişle “genetik mühendislik” projesi de diyebiliriz. Lütfen bu dediklerimi yabana atmayın! Lütfen.
(Hasan Saka)

Önceki ve Sonraki Yazılar