Ali Savaş’ın başkanı!

    AKP Trabzon İl Başkanı Haydar Revi’nin fahri basın danışmanı gazeteci Ali Savaş’a göre, Haydar Revi yeniden il başkanı olarak atanacak. Ali Savaş, uyanık gazetecidir. Hemen her dönem güç kimdeyse ondan yana olmuştur. Bunun da yararını görmüştür. Ali Savaş, dün yazarı ve danışmanı olduğu internet sitesinde Haydar Revi’yi il başkanı atadıktan sonra, yönetimini nasıl oluşturmasının da işaretini verdi ve şöyle dedi;

“Haydar Revi yeniden il başkanı… Cumhurbaşkanı ile yaptığı telekonferans esnasında her iki taraf da birbirine son sözlerini söylerken, odada bir Revi bir de ekranda Cumhurbaşkanı vardı. Bir de en yakınındaki isim basın danışmanı… Eee dedik ne var bunda…  İşte o esnada Cumhurbaşkanı, teşkilatların yenilenmesinde yeni yönetimlerin oluşması ile ilgili Revi’ye şu öğüdü verdi. ‘Çok çalışacak isimleri bul. Siyasete yeni isimler kazandır. Kadınlara öncelik tanı…’ Bir bilene yok yav bunu dememiştir. Odada üç kişi var diyen sen nereden biliyorsun. Bunu dedim kızdı. O zaman bana daha Ak Parti’den bir şey deme. Kızmasında da haklıydı.”

  Ali Savaş il başkanlığına her ne kadar şimdiden Haydar Revi’yi atamışsa da, milletvekilleri, belediye başkanları ve teşkilat farklı bir isim üzerinde duruyor. Geçenlerde milletvekillerinden biri Selahattin Çebi ismi üzerinde ittifak sağlandığını belirtti.

Sümer’den mi, Usta’dan mı sorumlu gazeteci?

    61saat internet sitesi, teknik direktör, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Hasan Al’ın, Trabzonspor eski başkanı ve teknik direktörü Özkan Sümer’e yakın bir isim olduğunu, hatta medya danışmanı olduğunu yazdı. Bu danışmanlığı da bir internet sitesinde Sümer’e atfen yayınlanan bir haberin Sümer’e ait olmadığını açıklaması idi.  Sümer’in internet sitesinde yer alan haberi okuduğunu sanmıyoruz. Hasan Al’ın, Sümer’in yakın bir dostu olarak haberi düzeltmesi bize göre doğru bir hareket. Hasan Al, Trabzonspor eski başkanı Muharrem Usta hakkında da sosyal medyada yer alan haberlere de tepki veriyor.  Usta hakkında sosyal medyada çıkan olumsuz bir haber karşısında hemen savunmaya geçen Hasan Al’ın, bu tepkiyi neden verdiği öğrenilemedi.

‘Bak arkadaş!..’

  İYİ Parti GİK üyesi, Trabzonspor sevdalısı Şükrü Kuleyin, sosyal medyada kendisini eleştirenlere verdi veriştirdi. Kuleyin şöyle dedi;

“Bak arkadaş; ben 17 yaşında Şevket Süreyya Aydemir’in “Suyu Arayan Adam” kitabını okuyup,

Yunus Yıldırım’ın “İnanmıştım” kitabıyla mukayese yapabilen Mustafa Kemal Atatürk çizgisinde yetişmiş bir Türk Milliyetçisiyim…

Beni yakinen tanıyanlar az da olsa fikri yönden biraz kendimi yetiştirdiğimi kabul ederler.

Şimdi; bana Osmanlı ile gelme çuvallarsın.

Sen üç beş padişah ismi sayarsın ben sana Osmanlı tarihini ders olarak anlatırım…

Bana; din edebiyatı yapma sana İslam tarihini tez olarak sunarım…

Bana; Püsküllü iftiraları ile gelme, sana İngiliz gemisine binenler ile İngiliz konsolosluğuna sığınanların listesini veririm…

Bana; Ülkücülükle gelme, sana 9 Işığın şahsiyetçilik ve diğer maddelerini okumanı öneririm…

Bana; Cumhuriyet kurucularına ‘elit’ diyerek gelme, sana o kahramanların ya Anadolu ya da Evlad-ı Fatihan topraklarında doğmuş, çoğu yetim büyümüş, ömürleri cephelerden geçenleri, Saray beslemeleri ile karıştırma derim…

Bana; mevki makamla gelme, eğer onların peşinde koşsaydık zamanında ANAP ve AKP’de siyaset yapardık, sen ve senin gibiler de çantamızı taşırdı…

Bak evladım; o özelden sahte hesaplarla hakaret mesajları yazıp sonra da engelleyen zavallılar…

Biliyorum ki; şimdi bu yazdıklarımı bir şekilde okuyorsunuz…

Şimdi aynaya bakın, o yazdığınız hakaretler karşınızda duruyor…

Ey şahsiyet fukaraları sizin adınıza üzülüyorum…

Ne olur; bırakın ona buna iftira atarak, hakaret ve küfür etmeyi…

Allah’ın ilk emri (İkra) okuyun. İkinci emri Allah’ın adıyla okuyun...

Zengin bir Türk kızına aşık olan Ardahanlı!

  Araştırmacı-yazar Mehmet Nuri Sunguroğlu, 1843-44 yıllarında Doğu Karadeniz bölgesini dağ bayır gezen Alman seyyah Prof. Dr. Kock’un seyahat anılarını bölüm bölüm Türkçeye çevirip, sosyal medyada yayımlıyor.

Prof. Dr. Kock,  Ardahan’da bir kız kaçırma olayına nasıl aracılık ettiğini de anlatıyor.

“Sindisgom (Yalnızçam) köyüne bir saat kadar yakınlaşmıştık ki, karşıdan bir atlının doludizgin bize doğru geldiğini gördük. Geldiğinde tercümanımız Lukas ile konuştuktan sonra anladık ki; bu genç delikanlı Müsellim tarafından takip edildiğini ve Frenklerin yardımına ihtiyacı olduğunu söyledi. Kendisine böyle bir imkânımız ve gücümüz olmadığını anlattığımızda, en azından Müsellim ile konuşarak bir çözüm arayışında bulunmamız için rica ederek öyküsünü anlattı.

Ardahanlı bu genç delikanlı, zengin bir Türk’ün kızına âşık olmuş; hatta kız ile buluşup konuşuyorlarmış. Nihayetinde sevdiği kızı babasından istemiş ama ne yazık ki kızın babası kabul etmeyerek kızını vermemiş. Öfke ve hüzünle evi terk eden delikanlı, kızın babasını öldürmeye karar vermiş ise de bunda muvaffak olamamış ve sonunda bir gece yarısı sevdiği kızı kaçırarak başka bir köye gitmişler.

Bunun üzerine öfkeli baba Müsellim Efendiye giderek kızının tekrar geriye alınmasını isteyerek şikâyette bulunmuş. Bu gibi durumları şans olarak gören memurlar hiç de az değildir. Çünkü böyle davalardan kazanç sağlayarak daha da zenginleşmenin kolay yolu rüşvet ile mümkündür.

Yörede çok da önemli olarak görülmeyen bu davayı eline alan Müsellim Efendi aynı zamanda kadılık makamına da baktığı için ilk iş olarak bu delikanlının davar sürüsüne ve diğer varlıklarına el koyduktan sonra aldığı kararla suçlu sayılan delikanlının 3 güne kadar teslim olmasını, olmazsa sürgün edileceğini duyurmuş. Malını mülkünü kaybeden bu delikanlı gittiği yerde de bir yuva kuramadığı için son çare olarak bir çözüm bulunması amacıyla aracı olmamızı istiyor.

                                                    ****************

    Yalnızçam köyünü geçtikten bir saat sonra Dedegül Köyüne geldiğimizde herkesin bizim geleceğimizden haberi olduğu bizi de şaşırttı. Ardahan’a yaklaştığımızda bizi karşılayan atlılardan anladık ki yöreye geleceğimizin haberi bizden önce duyulmuş.

  Bizi karşılayan atlılar önümüzden giderek Müsellim Efendinin evine geldik. Bizleri dostça karşılayan Müsellim Efendinin ikram ettiği şerbeti içmeden önce delikanlının ricasını dile getirdim ve bir aşk uğruna cahilce suç işlemiş olsa da affedilemeyecek gibi olmadığını rica ettim.

  Bunun üzerine Müsellim Efendi kaçırılan kızın babasına teslim edilmesini ya da meseleyi iyilikle halledilmesini şart koşarak ceza vermeyeceğini söyledi. Müsellim Efendinin de yardımıyla kız kaçırma olayı iki saat sonra iyiliğe bağlanarak halledildi ve günlerdir çile çeken genç delikanlı sevdiğine hukuken de kavuşmuş oldu.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum