ALIŞMAK

Başkalarının sıkıntıları bizi ilgilendirmez  oldu.
Yalnızlığa alıştık. Oysa yalnızlık Allah’a mahsustu ya…

Kendi kendimize kalma haline alıştık. Koca bir evde iki buçuk, üç aydır yalnız başına yaşayan insanların sayısı oldukça fazla. Bu alıştırmalar, bakalım daha nereye kadar devam edecek.
Bizler bulmacaları başkalarına sora sora çözen, sonra da kendimiz çözmüş gibi sevinen bir millettik.
Çocuğu düşüp bir yerini incittiğinde bir annenin , içi acıyıp yine o acıyla çocuğunu dövdüğünü gördüm.
Bir kürdanla dişini karıştırdıktan sonra, cebine koyup sonra defalarca tekrar tekrar o kürdanı kullanan insan da gördüm.
Beğendiği bir koltuğu alıp, eskimesin ya da kirlenmesin diye üzerine örten insanlarda tanıyoruz.
Alışkanlıklarımız, bir şeylere alışma durumumuzdur.
Hatta küçükken hatırlıyorum, köye gittiğimizde sakızı baş örtüsünün üstüne koyup sonra tekrar çiğnemek için ağzına atan kadında gördüm.
Alışkanlıklarımız bir taraftan sık sık yaptığımız davranışlarımız olsa da, aslında hiç düşünmeden yapılan kabullenişlerimizdir.
Bu bayram uzun zamandır görüşmediğim arkadaşlarımı da aradım.  Ya da onlar beni aradılar. Bayramlar eskisi gibi değil dedik, evlerde çekirdek ailelerimizle pandemik bir bayram geçirdik belki, ama kesinlikle daha samimiydi. Daha içtendi. Tek kusur dokunmamaktı. Yani dijitaldi.
Zaten bayramlarda ne halana, ne teyzene, ne dayına… gidiyordun. Suç pandemi dedin!
 Ama esas gerginliğin, bir haftalık tatili yapamamaktı oysa.
Biz bu bayram herkesle görüştük. Çünkü evde kaldık, evde hayat vardı.
Elektronik dahi olsa hatırlanmak güzeldir.
Pandeminin  hayatımıza getirdiği değişim ve yeniliklerle hatta değişimlerle dijital kelimesinin anlamı  çok derin ve geniş alanları kapsar oldu.
Artık akıllı telefonlarla görüntülü aranıyor ve sohbet edebiliyoruz. Hatta televizyonlar bile online yayın kadar popüler değil artık.
Dünya mı bilinmezliği, bilinmezlik mi dünyayı var etti.
Bence bilinmezlik dünyayı var etti.
Hem korkuyoruz hem merak ediyoruz.  Sağlıkta virüs, akciğerde kitle…Korku her bir yanımızı sarmış ama alıştırılıyoruz. Alışıyoruz. 
Alışkanlıklarımız küçücük bir virüsle  hatta çok akıllı ve sinsi bir virüsle değişti. Ona göre yaşar olduk. Evde kal dedi, kaldık. Maske tak dedi, taktık. Sokağa çıkma dedi, çıkmadık. Sarılma dedi ,sosyal mesafe dedi, uyguladık. Dışarıdan gelen her şeyi yıka dedi, yıkadık. Hatta neredeyse çikolataları bile… 
Gördüğünüz gibi her alanda yenilendik. Şimdi hazırlıklarımız bundan sonra ki hayat için. Bizi ne bekliyor?
Merak etmeyin ona da alışacağız, her ne beklerse beklesin.
Cezaevine girip hırsız, yankesici, katille aynı hücrede kalmaya alışan insanlar gibi, her türlü zorluğun üstesinden geliriz evelallah.
Alışmak aslında sorgulamanın bittiği andır. Neden, niçin, ne zaman … sorularının da tükendiği andır. 
Bir teslimiyettir.
Alışmaya fazla alışmayın.
“ Alışmak bir yara bağrımda kanıyor” sözlerinde ki gibi, he taraftan bağırarak isyan ediyor.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.