ALKOLLÜ ARAÇ KULLANIRSANIZ BAŞINIZA NE GELİR?

       Bu yazıyı özellikle kanundan haberi olmayan yetkili kamu görevlileri ve sürücüler için yazıyorum. Eğer alkollü iken araç kullanırken yakalanıp 50 promil ve üzerinde bir seviyede alkollü iseniz ehliyetinize altı ay süreyle el konuluyor, para ve trafik cezası uygulanıyor. Buraya kadar normal eğer, ikinci kez alkollü sürücülük yaparken yakalanırsanız bu kez iki yıl ehliyetinize el konuluyor ve sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine tabi tutuluyorsunuz. Sorunda tam burada bu eğitimi, ceza gören sürücüler bilmiyor bazen cezayı uygulayanlarda bu konuda bilgi vermeyince kişi iki yıl sonra ehliyetimi alırım umuduyla gittikleri trafik şubelerinde durumdan sürpriz bir biçimde haberdar oluyor. Buradan bir kez daha yazmakta fayda var eğer ikinci kez alkollü araç kullanırken yakalanıp ehliyetinize el konulursa sürücü davranışları geliştirme eğitimine iki yıl içinde başvurup bu kurstan başarılı olarak mezun olmak zorundasınız.


      Sürücü davranışları geliştirme eğitimlerini birçok ilde uygulanıyor. Kurs Sağlık Müdürlükleri bünyesinde Ruh Sağlığı ve Sosyal Hastalıklar Şubesi tarafından organize ediliyor.Bu eğitim programı 2005 yılından beri Trabzon da başarıyla uygulandığını belirtmek isterim.Çevremizdeki büyük illerde bile bu eğitim yeterli kadro oluşturulamadığından açılamadı.


      İşin bürokratik kısmı bunlardan ibaret ama insani boyutunun trajik bir görüntüde olduğunu görmemiz gerekir.Alkollü araç kullanmak beraberinde bir çok acıyı getiriyor.Bazen gözünüze çarpıyordur haberlerde,’ alkollü araç kullanan sürücü yaptığı kazada on yaşındaki erkek çocuğunu ezdi’ gibi haberleri.Çoğumuz bunu bir son kabul edip yaşamımıza devam ediyoruz.O kazada sakat kalan o çocuk için oysa yeni  ve acılı bir hayat başlıyor.Çektiği acıları bir kenara bırakın,okula gidemeyecek belki,kafasını kaldırdığında sakat kalan bir çoçuğu olmanın hüznünü gözlerinde taşıyan annesinin gözlerine bakamıyacak.Sakat bedenine alışamıyacak her engel çıktığında ,kalkamadığında ,dönemediğinde,sağlıklı gördüğü her yaşıtında acı duyacak ama bu acıyı ondan başkası tam olarak tanıyamıyacak.Aslında trafik kazaları bir son değil görüyosunuz zorlu bir sürecin ,bitmeyecek bir yasın başlangıcı.Kimseyi öldürmeden,sakat bırakmadan ve ölmeden bu kursu alabilenler mutlu olmalı bence ama nasıl tehlikeli bir hayatın içinde yaşadığı içinde çok üzülmeli.


 


HAFTANIN ŞİİRİ


Bu hafta bu köşeye Türk şiirini en genç şiirini yazan ve ağustos sonunda kaybettiğimiz büyük şair İlhan BERK’i konuk ediyor saygıyla anıyorum.


 


Hiç unutmam bir gün geç vakit
Tam benim geçtiğim zamana rastlamıştı
Büyüme saati bir ormanın
Şöyle iyice dinlesem sanırım artık
Bütün ormanları büyürken duyarım.



HAFTANIN SÖZÜ


Yatağa yattığım zaman, problemlerimi elbiselerimde bırakırım.


                                                                                Hollanda atasözü





RUHUMUZUN KARŞILIKLI ÇİZGİLERİ-II


 Yadsıyarak yaşıyoruz birçok şeyi en başta ölümü, hiç ölmeyecekmişiz gibi geliyor yaşamı sonsuz varsayarak, hiç durmadan duraksamadan koşturuyoruz. Hiç başımıza bir kaza gelmezmiş gibi, biz trafik kazası geçirmeyiz, evimiz soyulmaz, bir kaza kurşunu gelip bulmaz, ciddi bir hastalığa yakalanmayızmış gibi. Bu yazdıklarımız hep başkasının başına gelebilirde bizim ve yakınlarımıza asla. Bir bakıma benliğimizi korumanın yoludur da bu çünkü bu saydıklarımız sürekli insanın zihnini meşgul etse her an tetikte ve kaygılı olur dikkatini yöneltmesi gereken noktalara yoğunlaşamaz.Peki bu saydıklarımızdan biri yada travma edici bir şey yaşarsa bireye ne olur?


  Bir evin alarmı bozulduğunda olan karışıklık insanın bedeninde de olur. Bozulan alarmdan dolayı eve kim gelirse gelsin alarm çalar evin sahibi içinde, hırsızı içinde aynı şey geçerlidir dolayısıyla gerçek uyarıyı artık algılayamayız. Travma edici olaylardan sonrada bedenimizde aynı şeyler olur daha önce vücudumuzun genel işleyişinde dikkatimizi çekmeyen bir çok şey mesela; midemizdeki sızı, kolumuzdaki uyuşukluk, başımızdaki ağrı. Bu belirtilere daha bir odaklanırız işin kötüsü orda olup biteni yanlış yorumlamaya başlarız. Elimizdeki uyuşukluk felç için önemli bir kanıtken başımızdaki ağrı beynimize yerleşen tümörün habercisidir. Yıkılan biriciklik duygusu anksiyete programını aktivite etmiştir bu nedenle bedenimizdeki belirtileri yanlış yorumlarız. Bedenimizdeki belirtilere odaklanmak işi daha da kötüleştirir eğer kalp atışına odaklanırsanız atımlar güçlenir kalp krizi geçireceğinize daha çok inanırsınız,inandıkça daha çok korkar , heyecanlanır atımları kuvvetlendirirsiniz bunun sonunda soluğu Numune Eğitim Araştırma Hastanesinin acilinde alabilirsiniz. 


 Kaygımız baş edemiyeceğimiz durumlara geldiğinde ruh sağlığı profösyönellerine başvurmalısınız yardıma ihtiyaç duymamız normal bu herkesin başına gelebilir. Hayatımızı daha derinliğine bildik hayatın gürültüsüne kurban etmemden yaşamalıyız her olguyu düşünmeli ve hazırlıklı olmalıyız. Okuduğum bir yazıda bazı ünlü İngiliz yazarların evlerini mezarlık manzaralı olduğunu okumuştum sürekli ölümün farkında olan yazarların daha anlamlı bir hayat ve perfermans sergilediğinden bahsediyordu. Kimbilir yadsıyarak değil ama düşünerek hayatımızı zaman zaman değerlendirerek bizde korkularımızı düşünüp üzerlerine gidebiliriz.



 


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.