Allah’a imanın doruk noktası!

   Gazeteci Ali Öztürk’ün, koronavirüs üzerine kafasında canlandırdığı hayali bir ateist ile ‘dedi ki, dedim ki’ şeklinde yaptığı söyleşiyi köşemize almış ve iki satır eleştiri getirmiştik. Bu virüsün zengin, fakir, dinli, dinsiz 8 milyar insanı esir aldığını, Kiliseleri, Havraları, Camileri kapattırdığını yazmış, ardından, Akit Gazetesi’nin bir yazarının da virüs nedeniyle ateistlere hücum ettiğini, aynı yazarın bu virüs yüzünden ibadethanelerin, hatta Kâbe’nin kapatıldığını yazmadığını belirttikten sonra, “Sayın Öztürk de, Akit yazarını aratmıyor. Hayali düşmanlar, hayali din karşıtları yaratmak kimilerinin besin kaynağı olabilir ama bir toplumun asla olmaz” diye yazımızı sonlandırmıştık.

                                                      **********

  Ali Öztürk, dün köşesinde bana cevap vermiş… ‘Bir Ateist ile Korona üzerine’ başlıklı yazısına takıldığımı ve rahatsız olduğumu belirtmiş. Gebze’de yaşayan bir dostunun gönderdiği ‘Ateist Korona’ başlıklı yazının dikkatini çektiğini, ateistlerin koronayı çok sevdiklerini ileri sürerek, ironi yöntemi ile hayali bir ateistle korona sohbeti yaptığını, doğal olarak da ateistin karşısına Müslüman kimliği ile çıktığını öne sürmüş ve “Hasan Kurt ateistle sohbetimizden rahatsız olmuş olmasına da bizim yazımızı ya doğru dürüst okumamış veya okuduğunu anlamamış, ‘Koronanın Müslümanlıkla ne ilgisi var’ diyor? Biz de tam da bunu diyoruz” diye eleştiri getirmiş.

Peki, Ali Öztürk yazısında ne diyor;

“… Allah koronayı fakir-fukara, çaresiz Afrika’dan uzak tuttu. Dünyaya kafa tutanlar, bir mikrop karşısında çaresizliklerini ilan ettiler. Kendilerini karantinaya aldılar. Rabbim dilerse korona o karantinayı aşacak bin türlü yol bulur. Korona bir emir eridi... Korona fakir, zayıf, mağdur ve mazlum milletleri es geçmiştir. Anarşistin ölçüsü yoktur. Halbuki korona ölçülü hareket etmektedir’.

                                                       *************

  İki satırlık eleştirimizde, Akit gazetesinin bir yazarının da ateistlere hücum ettiğini belirtmiştik. Öztürk, bu eleştirimize de, “Akit Gazetesini takip etmiyoruz. Hangi yazar İslam çizgisinden bakarak ateistleri eleştirmişse O’nu ancak tebrik ederiz. Onunla aynı çizgide, yani İslam çizgisinde bulunmaktan onur duyarız. İkincisi, Korona yüzünden ibadethanelerin, camilerin ve hatta Kâbe kapısının kapanmasını ümmete uyarı olarak değerlendiririz. Bilimsel olarak gereğini savunurken duaya sığınmayı her şeyden çok önemseriz. Üçüncüsü, ateizm propagandası yapan Allahsızlarla mücadele etmek Müslüman bir kalem olarak bizim de görevimiz. Evet, her inancın ve düşüncenin bir besin kaynağı vardır. Müslümanın besin kaynağı da İslam’dır. Toplumun besin kaynağı da İslam'dır. Yani sen yanılıyorsun Hasan Kurt… Dolayısıyla Müslüman bir toplum ateisti sevmez ve yol arkadaşlığı yapmaz. Sen neden bu kadar rahatsız oldun? Daha açık olarak bunu yaz da bilelim” diye yazısını bitirmiş.

                                            ***************

   Ali Öztürk, yazıyı ironi yöntemi ile yazdığını söylüyor.  İroni, iki değişik biçimde tanımlanır. Birincisi gülmece, ikincisi ise kelimenin tersini kast edip olay ile ya da bireyle dalga geçme, ‘ti’ye alma! Ali ironi yöntemiyle yazdım diyorsa, yazmıştır!

                                                ***********

  Ali bey, biz yaratılanı Yaratandan ötürü severiz. O nedenle insanların diline, dinine, zengin veya fakir oluşuna bakmayız. Herkese hoşgörüyle yaklaşırız. Camilerin, Kâbe’nin kapanmasının nedeni; bilimden, fenden, teknolojiden, özgür düşünceden uzaklaşan ve hurafelere sığınan Müslümanlara bir uyarıdır! Bu uyarıya yapan Yaradan, ‘Aklınızı başınıza alın, din ile Kuran ile aldatanlara kanmayın’ diyor! Kutsal kitabın Kafirun suresinin 6. ayetinde; ‘Sizin dininiz size, benim dinim bana’ diyor. Ayet, bir düşmanlık öngörmüyor. Ayet, ‘Müslümanlığı kabul etmeyenleri kılıçla, kafa keserek zorla Müslüman yapın’ demiyor. Neyse gameti daha fazla uzatmanın anlamı yok!

Sayın Öztürk, ünlü bir ilahiyatçı ‘Bu dünyada ve ülkemizde hala koronavirüsü dua ile yeneceğini sanan milyonlarca insan var. Onları bu yola maalesef din taciri din adamları sürüklüyor. Bu açıkça Allah ile Kur’an ile aldatma günahıdır. Bilime, teknolojiye, ilime inanmak ve bu yolda uğraş vermek Allah’a imanın doruk noktasıdır’ diyor. Size de tavsiyem bu çizgiye gelmenizdir.

Hasan KURT

                                                  *********************

 

Metin Yılmaz’ın gözüyle Sümela Manastırı!

  Güneydoğu gazisi, turist rehberi Metin Yılmaz,  Trabzon Maçka’daki Sümela Manastırı’nın Türkiye’deki en ünlü Yunan Ortodoks miraslarından biri olduğunu söyledi. Yılmaz, Sümela hakkında şu bilgileri verdi;

“Efsaneye göre, Havari Luke hastaları iyileştiren Meryem Ana'nın resmini çizmiş ancak görüntü Atina da ve Yunan keşişler, Barnabas ve Sophronios rüyalarında ikonu önceden gördüler ve Sümela Manastırı'nın olduğu ikonu bulmuşlar şimdi yerini aldı.

 "Sümela" ismi Yunanca "siyah" anlamına gelen "melas" kelimesinden gelmektedir ve antik Yunanca da "Oros Melas" anlamına gelen "Oros",  Antik Yunancada Kara Dağ anlamına gelir. Kara Dağ, Türkçe'de " tou=sou " Pontian Yunanca lehçesinde "at" anlamına gelir. Yani Sümela (Tou = Sou + Mela), "Melas = Dağda" anlamına gelir. (Melas aynı zamanda dağın ve ikonun renginden bahsedilir) ve Yunanca Panagia kelimesi en Kutsal anlamına yani Meryem Ana anlamına gelir.

Manastırın orijinal adı "Kara Dağın Bakiresi" anlamına gelen "Panaghia tou Melas"dır.

Manastır, MS 385 yılında Roma İmparatoru Flavius Theodosius hükümdarlığı sırasında keşişler, Barnabas ve Sophronios tarafından kuruldu.

6. yüzyılda Doğu Roma İmparatoru Justinianus General Belisarius'a manastırın genişletilmesini emretti.

Doğu Roma İmparatorluğu başkenti Konstantinopolis'in 1204 yılında 4 Haçlı Seferinde çöküşünden sonra, I. Aleksios ve kardeşi David Komnenos aynı yıl Trebizond İmparatorluğu’nu kurdular.

 Aleksios Komnenos (1349-1390) saltanatı sırasında manastır şimdiki şeklini aldı.

Fatih Sultan Mehmed 1461 yılında Trebizond’u fethetti ve manastırın haklarının korunması emrini verdi.

Sümela Manastırı 1923 yılında Türkiye ile Yunanistan arasındaki nüfus değişimi nedeniyle terk edildi.

Sümela Manastırı Trabzon ilinin Maçka ilçesine bağlı Altındere Vadisi karşısında dik bir uçurumun eteğinde duruyor.

Meryem Ana ve İsa Mesih freskleri ile birlikte Adem & Eva’nın yaratılışı, Salem Kral Melchizedek ve Abraham gibi bazı freskler benzersizdir. Manastır devam eden restorasyon nedeniyle ziyarete kapalıdır!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.