ANADİLİ ÖĞRETİMİ

   Kişinin, kendini anlatma / başkalarını anlama konusundaki başarısı, anadilinde yeterliğine bağlıdır. Anadilini ustaca kullanabilen kişi, kendini anlatmada da başkalarını anlamada da güçlük çekmez.
Öte yandan eğitim-öğretimin tek etkili aracı anadilidir. Anadilindeki yetersizlik, eğitimin bütün alanlarında olumsuzluğunu gösterir.
Böyleyken, okullarda anadili eğitimine yeterince önem verilmiyor. Olumsuzluğun birazı, programların yapısından, ders kitaplarından; birazı da öğretmenlerin tutumundan kaynaklanıyor. Burada, özellikle edebiyat öğretimi üzerinde -çok kısa olarak- durmak isterim.

Bilindiği gibi, edebiyat, anadiline dayanan bir güzel sanattır.
“ İnsan, dili aracılığıyla gerçekleştirilen bir sanatsal bildirim.”
( Ö . Başkan)
Bundan dolayı edebiyat öğretiminin, bir yandan anadili öğretimi, öte yandan güzel sanat eğitimi olarak gerçekleşmesi gerekir.
Bu eğitimi alan gençler, anadilini başarıyla kullanabilme becerisi yanında, okuyacakları edebiyat ürünlerinde güzelliği başlı başına bir değer olarak tatma yeteneğini geliştirmelidir.
Başka bir deyişle edebiyat öğretimi, bir yandan gencin kişiliğinde anadili eğitimini beslemeli, öte yandan da ona “estetik” değer kazandırmalıdır.
Kanımca, bugünkü edebiyat öğretimi, bunların ikisini de veremiyor. Bu öğretimi, öncelikle bilgi yükleme işi olmaktan çıkarmak gerekir.
Prof. Dr. Mehmet Kaplan, “Edebiyat Dersi” başlıklı yazısında şöyle diyor:
“Bence, ilkokuldan itibaren Türkçe ve Edebiyat derslerinde öğretmenlerin başlıca vazifesi, güzel metinleri tekrar tekrar okutmak, hatta ezberletmek olmalıdır. Musikî ve dans da böyle belli parçaları tekrarlamakla öğrenilmiyor mu?
Tarih, edebiyat bilgisi ve açıklamaya çok defa lüzum yoktur. Güzel bir abideyi seyrederken, ne mimarını, ne yapıldığı tarihi, ne de hangi kaidelere göre inşa edildiğini düşünürüz. Musikî eserlerinin çoğunu da böyle dinleriz.
Öğrencilere her şeyden önce güzel eserleri doğrudan doğruya tattırmalıdır. Bilgi daha sonra gelir…”

                                               *************
Bu sorunun çözümü konusundaki düşüncelerim kısaca şöyle:
a) Programlarda / ders kitaplarında, gençlerin, dil / içerik yönünden yadırgamayacakları parçalara ağırlık verilmeli.
b) Edebiyat dersleri, “ sözcük ezberleme”, “terkip” çözme ve “ bilgi yükleme” anlayışından kurtarılmalı.
c) Ele alınan metinler sözdizimsel açıdan da değerlendirilmeli.
d) Kulak eğitimini sağlamak üzere, metin seslendirme çalışmaları yaptırılmalı. Teksesli, çoksesli sunuş çalışmaları yapılmalı.

 


Önceki ve Sonraki Yazılar