Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

ANAYASA NEDİR ÖNCE ONU ÖĞRENELİM SONRA...

En yüksek devlet forsumuzda on altı yıldızlı bir sembol var. Türkler on altı devlet kurmuş, on altı devlet yıkmış. Bu övünülecek bir durum mu bilmem. Çok şükür ki son devletimiz capcanlı ayakta ve dileriz ki sonsuza dek yaşasın. Devlet kurmak çok kolay bir iş değil kuşkusuz. Gerçi önceki devletler hep kurucusunun adı ile anılmış devletler. Son devletimiz ulusumuzun kurtuluş savaşı vererek ulusal egemenliğe dayalı kurulan demokratik bir devlet. İşte çağdaş devlet bu!

Devletler kurulurken kimi ilkeler üzerine kurulur. Mutlak egemen olan padişah da olsa kral da olsa mutlaka kuruluş ilkeleri vardır. Cumhuriyet’ten önceki Osmanlı’nın da kuruluş ilkeleri vardı. Yükselme devrinde Kanuni namıyla hükümdarı vardı. Adından belli kanunları ile ünlüydü. Adına İslam devleti dense de İslam’a uygun kanunları olan güçlü bir devletti. Ancak sağlam kanunları vardı.

Osmanlı İmparatorluğu Devleti dünyadaki değişime uyarak demokratik değişimler yaptı. Devlet biçimlerinden biri olan mutlakıyetten meşrutiyete geçti. Demokrasiye bir adım yaklaştı. Başta padişah var, padişaha yakın yönetim birimi var seçimle gelen bir meclis var. Başta padişah! Ancak egemenliği padişah halkla paylaşıyor. Devleti yönetme ilkeleri belirleniyor. İlk Anayasa hazırlanıyor. O günün dili ile TEŞKİLAT-İ ESASİYE, yani örgütün esası. Bu ilk anayasada egemenlik padişahla paylaşılıyor. Çok rahat bir yönetim olmuyor. Padişah isterse meclisi toplar isterse toplamaz. Hatta meclisi dağıtabilir, kapatabilir. Ki öyle de oldu. Bu geçiş döneminde sağlam bir anayasa yapamadık çünkü sağlam bir temel yoktu.

Savaşlar, ekonomik bunalımlar, devlet hızla geriliyor, çöküyor. Meşrutiyet de padişah da devleti kurtaramıyor. Birinci Dünya Savaşı ve imzalanan antlaşmalar sonucunda devlet parçalanıyor, ulus tutsak edilmek isteniyor ve bir uyanış doğuyor. Boğulmak üzere olan ulusun önüne oğlu düşüyor ışık oluyor güneş oluyor. Ancak kral olarak değil, padişah olarak değil demokratik uyanışla mili irade ile millet egemenliği gerçekleşiyor. Kurtulan halk ULUS oluyor. Yeni bir devlet kuruluyor. Türkiye Cumhuriyeti. Yeni devletin ANAYASASI hazırlanıyor. Devleti de bu yasa kuruyor ve yönetiyor. 1921’de Kurtuluş Savaşı anayasası hazırlanıyor bu yasa hem savaşı yönetiyor hem devleti kuruyor. Yeni devlet CUMHURİYET...  

1924 yeni anayasa. İşte asıl anayasamız bu! Bununla demokratik laik gerçek demokratik bir devlet kuruluyor. Eğitiminden ekonomisine bu yasa yönetiyor. Bu Anayasaya göre yeni yasalar hazırlanıyor. Elbette yıllar geçtikçe gereksinimler değişir. 1960’ta bir değişim yaşanıyor. 1924 anayasasının ihlal edildiği gerekçesi ile yeni bir anayasa hazırlanıyor. Demokrasimizin en demokratik anayasası olduğu kabul edilen bu anayasanın da ömrü uzun olmuyor.

Görüldüğü gibi çok anayasa değiştiren bir devletiz. Bu övünülecek bir durum mu yerilecek bir durum mu? Hiç övünemeyeceğimiz bir durum var anayasalarımızın çoğu darbe dönemlerinde hazırlanmış. Darbe dönemleri cumhuriyetimizi için övünülecek bir durum değil kuşkusuz. Ancak demokratik dönemde de anayasaların ruhuna uygun olmayan değişiklikler de uygun değil.

ANAYASA NEDİR?

Yasa, kanun yaşamımızda çok önem taşıyan kavram. Anayasa ile yasa arasındaki fark ne? Yasalar o denli çok ki bir avukatın bürosuna girin bakın kitaplıklar dolusu. Ancak ANAYASA böyle değil. Bizim anayasamız biraz ayrıntılı olsa da küçücük bir kitapçık. Demokratik ülkelerin birçoğunda daha da küçük! ABD’nin anayasası yüzyıllardır hiç değişmemiş birkaç sayfadan oluşur. Ancak onların anayasaları öyle günbegün değişmez adeta kutsal bir kitap gibi dokunulmazlık taşır.

Anayasa nedir? Sözlüklere de bakın. Devletin kuruluş ilkeleridir. Her devletin mutlaka bir anayasası vardır. Krallıklarda, padişahlıklarda çağımızda diktatörlüklerde bile bir anayasa vardır. Yasalar meclislerde belirlenen çoğunlukla kabul edilir yürürlüğe girer. Anayasa böyle değil. Anayasaya tüm halk tüm ulus sahip çıkmalı. Bu nedenle anayasalar mutlak çoğunlukla kabul edilir. Salt çoğunlukla kabul edilen anayasalar gerçek anayasa olmaz. Bu yasalara halk sahip çıkmaz. Siyasi bir yana çekilir. Böylece anayasa devlet yönetmede etkili bir güç olmaz. İkide bir değiştirilir, değiştirilmek istenir, büyük sıkıntı verir. Bu nedenle önce anayasa çok iyi tanımlanmalı ve bu tanıma göre sahip çıkılıp korunmalı.

ANAYASA ÇOK ÖNEMLİ DE!

Öğretmenlik yıllarımda sınıf masamda, kitaplığımda mutlaka ANAYASA vardı. Güzel kaplı, iyi korunan bir kitapçık! Anayasamız bizim güvencemizdi. Halk bile “Bu benim anayasal hakkım” derdi. Demokrasilerde anayasa bir güvencedir. Ancak halkın bu denli kutsal bir kitap kabul ettiği bir yasayı egemenler ikide bir değiştirmek isterse bu yasanın saygınlığı kalmaz. 80’li yılları anımsayın bir büyük devlet görevlisi “Anayasayı bir defa delmek zarar etmez” demişti. İşte bu ifade bu yasanın saygınlığını sarsar. Devlet ve hükümet yetkilileri anayasayı ihlal ederse bir şey olmaz, oysa gençler demokratik haklarının kullanmak isterken bilirsiniz “Anayasayı tebdil, ilga ve iskat” suçlaması ile darağacında sallanan fidanlar oldu. Oysa onların anayasayı değiştirmek, iptal etmek değildi amaçları. Onlar daha özgür bir ülke daha özgür ve bağımsız ulus için demokratik mücadele etmişti. Belki daha demokratik bir anayasa istemiş olurlar. Siyasiler daha egemen olmak için ikide bir anayasa değiştirirse bu suç olmaz ancak bunu düşünmek bile insanların hayatına mı mal olur.

ANAYASA DEĞİŞTİRMEK!

Son günlerde yine gündemde anayasa var. Köklü bir değişiklik düşünülüyor. Son yirmi-yirmi beş yıl içinde anayasada çok değişiklikler yapıldı. Gerekçesi de 1981 Anayasasının bir darbe anayasası olması. Evet, bir darbe anayasasıydı. Bu Anayasa halkoyuna sunulmuştu. Bu oylamada ben sandık başkanı idim. Benim sandığım biraz daha muhalif çıkmıştı da diğer sandıklarda ezici bir çoğunlukla kabul edilmişti. Bu baskı olmasa da en az % 70 olurdu. Çünkü halk 80 öncesine duyduğu tepki ile ve anayasayı da anlamadığı için oy vermişti. Şimdi oylama olsa çok bilerek mi oy verilecek? Hayır.

Artık çağımızda anayasa hazırlanırsa çok geniş bir katılımla hazırlanmalı ve halkın gönül arzu eder ki %90’nın üzerinde kabul edebileceği bir anayasa olmalı. Halk, “bu benim anayasam” diyebilmeli. Bu anayasaya öylesine güvenmeli ve inanmalı ki onu korumalı. Ona güvenmeli. Ve öyle bir anayasa olmalı ki yüzyıllar geçse eskimemeli değerini yitirmemeli. Böyle bir anayasa nasıl hazırlanır? Seçimle kurulan meclis böyle bir anayasayı çok zor hazırlar. Parti çekişmeleri ve diğer etkenler böyle bir anayasa hazırlanmasını engeller.

Siyasi iktidarlar daha egemen olmak için anayasa hazırlamamalı, halkı daha özgür daha mutlu kılmak için anayasa hazırlamalı. Bugünkü ortamda salt bizde değil dünyanın hangi ülkesinde böyle demokratik bir anayasa hazırlanabilir? Bakmayın ABD’nin İngiltere’nin anayasalarının dokunulmazlığına kutsiyetine. O Anayasaları toplumsal, ulusal bir gelenek de koruyor. Bizde de böyle bir gelenek gelişse o zaman demokrasimiz de daha da gelişir ve temeli olan demokratik bir anayasa oluşur. Kısacası anayasa ile oynanmaz, anayasayı daha saygın daha kutsal bir duruma getirmek sistemimizi rahatlatır. Şu anda anayasa yapabilecek bir durumda değiliz ve buna da ihtiyacımız yok. Şu anda daha çok acil sorunlarımız var. Ve mevcut anayasamıza uysak çok daha yararlı olur. Anayasamızın da yasalarımızın da saygınlığının korunması gerekir. Devlet hukuk devleti, kanun devleti olmalı. Çağdaş demokrasilerde kuvvetler ayrığı ilkesi de hayata geçmeli.

Elbette konunun uzmanı değiliz ancak bilinçli bir birey ve yurttaşız. Dileriz bilim adamları konuya yeterli ilgiyi gösterir ve cumhuriyetimiz çağdaş demokratik bir cumhuriyet olur.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.