Anayasaya düşman koruyucu!

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç Bilgi Üniversitesi’nde bir sempozyuma katıldı. Burada yaptığı konuşmada, Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş yıldönümünün ana konusu olarak, “anayasanın değiştirilemez maddelerini “ seçmeyi düşündüğünü açıkladı ve şöyle dedi: “Ama bu konuda sizin kadar (yani bu sempozyumu yapanlar) cesaretli olabilir miyim, onu bilemiyorum”


Anayasa Mahkemesi’ni temsilen sadece Başkan değil, kamuoyunda çok tartışmalı bir isim olan raportör Osman Can da sempozyuma katıldı. Onun sözleri ise daha açık ve saldırgan, “Yüksek mahkemenin demokratik meşruiyet sorunu var”


Kim bu kişiler?


Birisi, anayasayı korumakla, yasaların anayasaya uygunluğunu denetlemekle görevli yüksek mahkemenin, Anayasa Mahkemesi’nin yeminli başkanı.


Diğeri, bu uygunluğun olup olmadığını araştıran, bu konuda raporlar hazırlayan yeminli bir kişi.


Ne diyor baş korucu: “Değiştirilemez ilkeler tartışmaya açılmalı” Korumakla yükümlü olduğu, korumak için yemin ettiği, mevcut sistemin temel dayanaklarını oluşturan maddelerin tartışmaya açılmasını savunuyor.


Peki onun işi mi bu?


Siyaset yapabilir bu tartışmayı, toplumun çeşitli kesimleri de. Zaten yapıyor. Türkiye’de ençok eleştirilen, en çok küfredilen şey ne yazık ki anayasası!


Ama Anayasa Mahkemesi Başkanı, üyesi, raportörü yapamaz.


Oradan ayrılır, ondan sonra normal bir vatandaş gibi düşüncelerin açıklar.


 


DEĞİŞTİRİLEMEZ MADDELER


Peki ne diyor anayasanın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez  bu maddeleri?


.  Devletin şekli


MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.


II.  Cumhuriyetin nitelikleri


MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.


III.  Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti


MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.


Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.


Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.


Başkenti Ankara’dır.


IV.  Değiştirilemeyecek hükümler


MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2’nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.


 


KİM DEĞİŞTİRMEK İSTİYOR


Bunun nesini tartışmaya açacaksın, niçin açacaksın?


Senin, devletin şekli cumhuriyetle, cumhuriyetin temel nitelikleri ile, devletin bölünemezliği, ulusal marşı, resmi dili ve bayrağı başkenti ile ne zorun var?


Kuşkusuz ki tartışabilirsin. Bunu tartışabilme özgürlüğün olabilmeli. İnsan hakları ve hukuksal zemin içinde herkes bunu yapabilmeli.


Ama bunu yapması gereken en son kişi Anayasa Mahkemesi Başkanıdır. Çünkü onun görevi anayasayı sorgulamak değil kollamaktır.


Peki niçin bu maddeler tartışılmaya açılmak istenmekte, hatta değiştirilmesi talep edilmektedir.


Anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi önerilemez dört maddesi iki kesim açısından büyük bir engeldir.


Birincisi ülkeyi önce federasyona, sonra bölünmeye götürecek ayrılıkçı hareketler.


İkincisi, ülkenin temel zeminlerinden biri olan laikliği ortadan kaldırmak amacında olan dinci, cemaatçi siyasi talepler.


Ve bu iki kesime de açıkça destek veren ABD, AB gibi küresel güçler…


 


ASIL DARBECİ ZİHNİYET


Anayasanın bu değişmez ilkelere anlamını veren diğer maddeleri değişebilir, anlamlar zenginleştirilebilir tabi.


Anayasal sistem içinde değiştirilemeyecek bir şeyi zorlamak darbeciliktir. Ne yazık ki Anayasa Mahkemesi’nin başında, demokrat değil darbeci zihniyet vardır.


Anayasaya ve tabi ki ülkeye karşı en büyük tehdit, bu açıklamalarla, onu korumakla görevli Anayasa Mahkemesi Başkanı’ndan gelmektedir.


Bu durum; Türkiye’nin içinde bulunduğu, bir yönüyle de karşı karşıya olduğu siyasal, kültürel, toplumsal ve ekonomik handikapların traji-komik bir görüntüsü olsa gerek.


 


Forumculara yine uyarı


 


Forumdaki mağazaların eylemi Türkiye çapında ses getirdi. Hatta eylemleri tetikledi.


Geçici bir çözüm bulundu. Olay aralıkta yeniden ele alınacak.


Tabi ortada görüşecek bir Multi Turkmall yetkilisi bulunursa. Forum AVM satılmazsa!


Ama her ne olursa olsun, Multi Turkmall’ın üst düzey yetkilisi, hemşerimiz Levent Eyüboğlu iki yıl sabredin demiş. İki yılda buradan birşey çıkmaz. İki yılda sermayelerini yerler. Kimisi ise iflas eder.


Sıkıntısı olanların bir adım sonrasını düşünmesi gerekir. Sevgili hemşerimiz, ayrılmayı düşünenlere kesinlikle yaptırım uygulanacağını söylüyor. Tabi işyeri sahiplerinin neyin altına imza attıklarını önceden düşünmeleri gerekirdi. Yine de ayrılmaya yaptırım getiren anlaşmanın hukuki geçerliliği araştırılmalı.


Öte yandan, buradaki iş sahiplerinin sorunlarına çözüm arayan örgüt temsilcilerinin, kent merkezindeki işyerlerinin sorunların için de çözüm arayacağına inanmak istiyoruz.


 


Erdoğan gözden mi çıkarıldı


 


Her zaman söylüyoruz, kavga, gerginlik Başbakanımızı diri-dinamik tutuyor.


Başbakan her zaman birileri ile çatışacak bir konu buluyor. Eğer birisine kızıp bağırmasa rahat edemiyor. Bağırma, gürültü, hakaret, küfür gırla gidiyor..


Kimle kavga etmedi ki? En başta muhalefet liderleriyle tabi, Baykal ve Bahçeli. Baykalsız bir saatini bile geçiremez Başbakan.


Oradan başlayarak tüm muhalefet, toplumun muhalif kesimleri, kitle örgütleri, iş kesimleri, devlet kurumları, mahkemeler, üniversiteler, basın, yazarlar, sokaktaki vatandaş, çiftçi, işçi, memur, asker, herkes var burada. O nedenle her yer AKP’li olmalıdır ve muhalefet ortadan kalkmalıdır.


En son kavga ettiği, en yakınlarından biri, Fehmi Koru.


Koru Erdoğan için şöyle dedi: “Obama gibi geldi, Bush gibi oldu”


Sen misin bunu diyen! Hemen yanıtı patlattı Başbakan: “Sevsinler seni, yazıklar olsun”


“Sevsinler seni” herkese söyleniyor da, şu yazıklar olsun daha önemli bir değerlendirme. Çünkü bu değerlendirmede bir “nankör” deyişi var. Yani şunu mu demek istiyor Başbakan Koru’ya: “Seni o kadar yanımda tuttum, besledim, kolladım. Şimdi beni eleştiriyorsun. Nankör kedi ne olacak”


Bu kadar yandaşlıktan sonra belki de haklıdır Başbakan.


Ama Koru bu kez Başbakan’ın Güneydoğu, Kürt politikasını eleştirdi. Erdoğan’ın bu söylemiyle başarılı olmasının mümkün olmadığını söyledi. Bu söylemin “PKK’nın isteği” olduğunu, dolayısıyla Erdoğan’ın PKK’nın istediğini yaptığını iddia etti.


Koru kim? ABD’ye ve Fethullah Gülen’e çok yakın biri. İslamcı liberallerin en önemli ismi.


Yani Koru bir şey diyorsa, Başbakan’ın alışıldık kızma nöbetleri dışında ortada çok ciddi bazı sorunlar var demektir.


En yakınlarının “samimi” eleştirilerine bile dayanamayan, kendisine en ufak bir eleştiriyi bile şiddetle karşılayan bir Başbakan var ortada!


Ancak, bu kavganın arkasında Türkiye’yi de aşan bir taraf yok mu?


Acaba Başbakan ABD, Fethullah cemaati, AB’ci liberaller tarafından gözden mi çıkarıldı?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.