İsmail Kansız

İsmail Kansız

ANLASAK YAZAR MIYIZ HİÇ

Bazen konu komşu arkadaş sohbet ederken "ben bu işten bir şey anlamadım" deriz ya...

Bakalım Trabzon'da  yaşayıp giderken anlayamadığımız neler oluyormuş.

Biz anlayamadığımız için yazıyoruz. Aman yanlış anlaşılmasın,anlasak yazar mıyız hiç.

Mesela;

●- Dolmuşlarda değişim olacaktı, önce bir ertelendi, sonra bir daha ertelendi... Sonra da minibüslerin yaş sınırının yükseltildiğini,

●-Havaalanında bakım onarım var dediler. Gündüz uçaklara kapatıldı. Gece ancak inebildiler. Gündüz inmeyen uçak gece iniyorsa, gece yapılacak bakım onarımla, uçaklar gündüz inemez miydi ya da CORONA’lı ilk günlerdeki kısıtlamalarda bu iş yapılamaz mıydı?

●-Bürokrattan şikayet etmeye başlayan siyasiler, "Ama yeter da biraz da başkaları yapsın" derler de, kongre zamanı gelince yeniden atanmalarına ses çıkarmayı bıraktık devam etmek için derin kulisler yapmalarını

●-Yıllarca belediyenin malı olarak görülen ama bir türlü restore edilemediği için Kültür ve Turizm Bakanlığına verilip güzelce bir restore edilen Kızlar Manastırı'na halen ulaşımın sağlanmasında zorluk çekilmesine rağmen, etrafı düzenlenip, yolunun yapılması için girişim yapılmamasına, hatta yol sorunu çözülmeden açılışa hazırlanmasına,

●- Kültür Merkezi, Yola gitmesi planlanan Tiyatro Binası, Güzel Sanatlar Galerisi, Sanatçıların bir çat altında toplanabileceği mekanlarının olmamasına rağmen Trabzon'un  Kültür Başkenti olması yolunda girişimlerde bulunulmasına,

●-Sümela Manastırı'nın kısmi restoresi bitti denilip bir süre balkondan izlenip, peşinden de  hemen hemen hepsi bitti denilip bakan katılımlı açılışı yapılmasına rağmen, sonrasında pardon tam bitmemiş denilerek yeniden ziyarete kapatılmasına,

●-Zor bela direkten döndük. Yapılandırma olmasaydı kulüp çok zor durumda kalırdı denip de önce Ünal, sonra Hüseyin, daha sonra da Newton'u göndererek artı harcamaların yanısıra yaptıkları transferlerin çok ta verimli olmamasına rağmen futbolculara milyon Eurolar harcayan Trabzonspor Yönetiminin ilk üç garantisi bile veremeyen Abdullah Avcı ile yüksek meblağlarla anlaşmasını da,

●-Kent trafiğini rahatlatmak amacıyla üçüncü tünelin yapılıp yapılmayacağına, hatta yapılırsa yararının ne olacağını,

●-Ünye-Fatsa-Ordu-Tirebolu gibi yerlerin sahilini koruyarak denizden uzaklaşmadığını, buna rağmen Trabzon'da sahillerin kalmadığını 

●- Ve "Tren gelir hoş gelir" şarkısından sonra "kara tren gelmez ola" türküsünün benimsenmesini de,

Anlayamayruk diyor ahali...

Varsa sizin de anlayamanlayamadığınız konular, anlamaya  çalışın ama anlayamazsak da olur deyip dert etmeyin...

Gün olur anlaşılır...

 

ataturku.jpgATATÜRK'Ü ANIYORUZ AMA O BİNA HÂLÂ HARAP  DURUMDA

Atatürk ölümünün 82.yıldönümünde rahmet ve saygı ile  anıldı.

Atatürk'ün Trabzon için, Trabzon'un da Atatürk için ayrı bir önemi var.

Üç kez Trabzon'u ziyaret etti.

Bu ziyaretlerinden birinde Trabzon Lisesinde incelemelerde bulunup öğretmenlerle sohbet etti.

Hatıra defterine "Bedeni idman fikri idmanla müvazi gitmeli" diye yazarak spor ve eğitim ile ayrılmaz ilişkiyi öz bir şekilde dile getirmişti...

Yine, Atatürk Köşkünde "mal mülk bana ağırlık veriyor" diyerek bütün mal varlığını Türk Milleti'ne bağışladığını açıkladı...ataturku1.jpg

Samsun'a ayak bastıklarında Trabzon'un kendisine verdiği destek ile Sakarya meydan muharebesinde Trabzonluların kahramanlıklarını da dile getiren Atatürk, Tabakhane yokuşundaki eski Türkocağı ve daha sonrasında sağlık hizmetlerinde kullanılan binayı da ziyaret etti.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün ziyaret ettiği  bina bugün  maalesef harap vaziyette.

Ölüm  yıldönümlerinde rahmet ve saygı ile andığımız Atatürk'ün anısını taşıyan ve aynı zamanda tarihi tescilli bu yapının restore edilip fonksiyonlandırılması çok mu zor.

Halen Sağlık Bakanlığı bünyesinde bulunan bina için Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç'e bir çağrım vaataturku2.jpgr.

Kültürel konulara sıcak yaklaşımlarını bildiğiniz ve takdir ettiğimiz sn Genç'in İskenderpaşa İlkokulu binası gibi burayı da alıp kültürel amaçlı kullanıma hazır hale getirmesini kamuoyu adına talep ediyorum.

Bina her geçen gün harap oluyor.

Atatürk'ü anmak onun anılarına  sahip çıkmakla daha anlamlı olur.

 

YAYLACILAR  ARTIK ŞEHRE İNDİ

yaylacilar-1.jpgÜç emekli müdür… İsmail Kansız, Salih Özkan, Hasan Kanber, İki gazeteci Bülent Deveci, Ali Savaş ile iki yıldır faaliyet gösteren TRABZON YAYLA TANITIM GRUBU bir yayla mevsimini daha geride bıraktı.

Bu yıl pandemi nedeniyle çok tat vermese de yayla gezilerini aralıklı olarak devam ettirebilen YAYLACILAR  yine çektikleri fotoğraflar ve yazıları ile müthiş doğa güzellikleri ve doğal hayatı anlatmaya çalıştılar. Bu yıl Salih Özkan, Hasan Kanber ve Bülent Deveci ağırlıklı olarak gezilerini sürdüren YAYLACILAR pandemi sürecinin yaşattığı olumsuzluklara rağmen Yaylaların temiz havasının ilaç gibi olduğunu belirterek, böylesi güzel doğanın bozulmaması gerektiğini vurguluyorlar.

Yaylacılar,

Yazılarında zaman zaman yaylalarda görülen eksik ve ihtiyaçları da gündeme taşıdılar.

Ama yapılan en önemli tespit geçen yılkinden çok farklı değildi:

Betonlaşma,

Hayvancılığın gerilemesi,

Yaylaların üretim merkezi olmaktan çıkmaları,

Sayfiye yerine dönüşen Yaylalarda  üretici yok denecek kadar a,almış.

Çobanların önündeki sürü geçen yıla göre biraz daha artmış görünüyor.

Fakat yeterli değil.

Bazı yaylalar var ki, ne büyük ne de küçükbaş hayvana rastlayabiliyorsun.yaylacilar-3.jpg

Birer ikişer aylık süreli emekli dinlenme tesisleri gibi modern evlerde kalıp temiz havanın tadını çıkaranlar belli merkezlerden erzakını ihtiyacını karşılayıp yaşamakta.

Sağlık depolamakta.

Üreten, dinlenene ürününü satarak bir gelir döngüsü sürüp gidiyor.

Ama maalesef üreten az, tüketen çok.

Bütün bunlara rağmen yaylalar her zaman ilgi görüyor.

Geleneksel  yaşam tarzının halen devam etmesi sevindirici.

Bu durumu teşvik etmek gerekiyor.

Üreteni kutlamak, desteklemek geleceğimizi garanti altına almak demek.

Yaylacılar seneye artık ya kısmet diyerek sezonu kapattı.

Yaylaları sevdirme ve sorunlarını kamuoyuna duyurma ve farkındalık oluşmasına katkı veren paylaşımları sosyal medyada yüzlerce kez izlenen Yaylacıların  fotoğraflarının da seçkin dergilerde  yayınlandığını da belirtmek isterim.

 

bir-sehir-1.jpgBİR ŞEHİR  İKİ CADDE

Altı üstü iki cadde...

Birinin ismi:

Tanjant

Hani o geometri derslerinde gördüğümüz, hesaplamalarda zorlandığımız bir matematik terimi...

Sonra adını değiştirip Yavuz Selim Bulvarı yaptık.

Bir de Kahraman Maraş Caddesi var.

Kahraman Maraş’la kardeşliğin simgesi olarak verilmiş ismi.

Maraş'ta da Trabzon caddesi var.

Sahilde de ayrı bir cadde desem cadde değil uluslararası yol desem yol değil... O da var.

Biraz dışarıda kalmış uluslararası bir yol.

Kanuni Bulvarının yapılmış kısmı da var.

Bitince çok önemli bir iş görecek.

Ulaşımı rahatlatacak.

Ama konumuz şimdilik Kanuni Bulvarı değil.

Altı üstü şehir merkezinde geçişi sağlayan iki caddemiz var trafiğe açık.

Nasıl oluyor da bu iki caddede trafiğin akışını rahatlatamıyoruz.

İki cadde...

İkisi de şehrin kalbinde.bir-sehir-2.jpg

Ama ikisi de kalp yetmezliği çekiyor.

Ana arterler tıkalı...

Yan damarlar stenti filan geçti, kalp artık baypas bekliyor.

Denizle tepeler arasına sıkışmış Trabzon'un kalbine habire her koldan araç giriyor.

Sokak araları,

Ev önleri,

Mağaza, dükkân kapıları,

Resmî daire önleri araçla dolu.

Maraş caddesinde dolmuşlar park halinde, dolan kalkıyor, peşinden hemen biri ikisi geliyor.

Dolmuşu bıraktık özel araçlar da kıyıda köşede park etmiş.

Ya Yavuz Selim Bulvarı?

Fark yok hep aynı.

Sahili, Moloz’u, itfaiye kavşağını, Değirmendere'yi saymıyorum.

İsterseniz biraz daha açılalım.  

Akçaabat, Söğütlü, Derecik geçişleri, Kaşüstü, Çömlekçi ve devamında Maçka yol ayrımı...

Altı üstü iki cadde...

Öyle bir karmaşa,

Sürücülerin sinirli halleri,

Belediye otobüslerinin duraklarının abluka altında olması,

Yol kenarları işgalleri,

Ve sonuçta trafiğin kilitlenmesi var ki sanırsınız burası İstanbul ya da New York gibi büyük bir şehir...

Halbuki altı üstü iki cadde işte...

Kime dert yanalım?

Emniyet'e mi?

Belediye'ye mi?

Sürücülere mi?

Yayalara mı?

Yoksa hepsinin çaresizliğine mi?

En iyisi mi dua edelim...

Güney Çevre Yolu için olsun duamız...

Yeter mi?

Yetmez bir de biz ya sabır ver diyelim.

Ama şunu da ekleyelim:

Yeter  da,

Bir çare bulunsun şu trafiğe...

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.