ANNE TERLİĞİ

Demokrasi diyalog demektir.

Dinlemek, görmek demektir.

İki yıl kadar önce gördüğüm bir karikatürü arkadaşım bana tekrar yollayınca ve tekrar  tekrar görünce, kendi adıma çok üzüldüm  ve utandım.

Yaklaşık  bir buçuk,  iki yıl önce Antonio Rodriguez tarafından çizilmiş bu resim bugünler için utanacağımıza, hala çocuk gelinlerin, korkuların, travmaların, intiharların devam etiğini artarak gösteriyor.

Uzlaştığımız ya da uzlaşamadığımız bütün davranış, duygu ve düşüncelerimizi harekete geçiren hemen hemen her  diyalog, neden hep bölünmelerle sonuç buluyor?  Birbirimizi neden dinlemiyoruz?

Sokak ortasında saldıran kişiye, mahalle baskısına, şiddete uğrayan kadınlara ya da çocukla evlilik yapanları cezalandıramıyorsak, bunun sorumluları kimdir?

Reşit bile olmamış çocuklarımızın evliliğinde, kimdir suçlu olanlar?

Çocuk ve evlilik kelimelerinin yan yana kullanılması bile ne kadar korkunç ve utanç vericidir.

12 yaşında bir çocuk ehliyet alamıyor ama evlenebiliyor.

10 yaşında bir çocuk sigara alamıyor ama evlenebiliyor.

9 yaşında bir çocuğun imza yetkisi yok ama evlenebiliyor.

11 yaşında bir çocuk velisi olmadan karar veremiyor ama çocuk doğurabiliyor.

14 yaşında bir çocuk siyaset yapamıyor, oy kullanamıyor ama evlenebiliyor…

Bu bir otorite boşluğu mudur?

Biz bu insanlara ceza vermekten mi çekiniyoruz. Neden?

Biz çocuklarımızı sevmiyor muyuz?

Çocuklarla  evlenenlerin kötü bir şey yaptığını, neden kabul etmiyoruz. Neden sorgulamıyoruz?

Bugün 10 yaşında , 12 yaşında çocuklarla evlenen koca koca adamlar, ellili ya da daha fazla yaşlarda olanlar geçmişte 10 ya da 12 yaşında yetişkin mi sayılıyordu?

Bugün için 8, 11, 12, 14 yaşındakiler çocuktur.

Her duyduğum çocuk gelin haberinden sonra, sabahları aynaya bakamıyorum. Sanki onun suçlusu aynı zamanda bizlermişiz gibi.

Hiç kimse fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz. İnsanları ihtiyarlatan hayallerinin çalınmasıdır. O zaman bu küçücük çocukların, neden çocuk olmadan yaşlanmalarına izin veriyoruz?

Ebeveynler masal kitaplarını kapatıp, hayatta ki cadı, canavar ve kötülerden bahsetseler çocukların  hayal gücü sanırım bu olanları kabul edemez. Çünkü kötülerle savaşan iyi masal kahramanları, gerçek dünyada yok gibi.

Yapılan araştırmalara göre alınan sosyal önlemler, yapılan akılcı planlar ve  yaptırımlar hep etkili sonuç veriyormuş.

Aynı zamanda son 25-30 yıl içerisinde çocuk psikolojisi alanında çok sayıda kitap yayınlanmış olsa da, bu çağda bu dünyaya gelmiş çocuklara hiçbir dönemde bu kadar çok kısıtlama getirilmemiştir herhalde.  Çağa göre yaşamak diye bir şey var.

Çocuk gelinler olarak bir araştırma yapılsa, bir heyet kurulsa, her partiden en demokrat insanların yer aldığı bir grup kurulsa, acaba bu evliliği gerçekleştirenler hakkında suç duyurusunda bulunulabilinir mi? Hiç oy endişesi taşımadan.

Çocuklarımızın iyiliği için bir şeyler yapılmalıdır. Ama doğru şeyler.

Çocuklarımız korumak bizim sorumluluğumuzda olduğu gibi siyasilerin de sorumluluğundadır. Tüm siyasilerin ve siyasi partilerin sorumluluğundadır. Muhalefet yapmak işin en kolay yolu. Ya sorunu çözmek için sorumluluk almak ve elini taşın altına koymak.

Çocukların, çocuklukları çalınmamalıdır.

Çocuklar çocuk kalmalıdır.

Türkiye’ye anne eli değmeli diyenler neredesiniz?

Sizler kaç anneye kulak verdiniz?  Kaç anneyi siyasette bu konuda görevlendirdiniz?  Kaç çocuk gelin vakasını araştırdınız? Çocukluk kaç yaşında başlar, kaç yaşında biter???

Sanırım sizler Anne elinin şefkatinden çok , anne eline geçen terliğin caydırıcı özelliğini hep daha çok sevdiniz.Malum otoriteyi hep sevdiniz. Yasaklar, itaat etme, yaptırım… karşılıklı konuşma ve diyalogdan hep daha etkili oldu sizler için.

Ama  mevzu zaten canı yanan çocuklar, bilmem anlayabildiniz mi?

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.