Antik Dönemden 20. Yüzyıla Trabzon Seyahatnameleri (1)

   Trabzon’dan söz eden ve ilk seyyah metni olarak nitelendirilebilecek eser, Yunanlı Filozof Ksenophon’un, MÖ 400 yılında kaleme aldığı Anabasis (Onbinlerin Dönüşü) adlı eseridir.
Bir edebi tür olan seyahatnameler, tarih ve tarihçiler için de kıymetli bilgiler içeren metinlerdir. Seyahatnameler, bunları kaleme alanların öznel görüşlerini içermekle birlikte seyahat amaçlarıyla da doğrudan ilişkili olmaları kaçınılmazdır. e90b94a1-9ae3-4830-832e-f69ae32e6376.jpgÖzellikle diplomasinin devletlerarası ilişkilerin bir parçası haline gelmediği ilk ve orta çağlarda uzun soluklu yolculuklar yapan seyyahların önemli bir kısmı, ülkeler arasında elçilik vazifesi ifa ederken az bir kısmı da her türlü siyasi ilişkiden bağımsız gezginlerden ibarettir. Yazımızın konusu olan Trabzon örneğinden hareket edilecek olursa, özellikle XIX. yüzyılın başından itibaren bölgeye gelen seyyahların büyük bölümünün mensup oldukları ülkelerin askeri, siyasi, bilimsel vb. kurumları tarafından finanse edilen ve her biri kendi ilgi alanı doğrultusunda yoğunlaşarak raporlarını veya notlarını yazan seyyahlar olduğu görülmektedir. Yazı, Trabzon’dan söz eden ilk metin olan Anabasis’ten başlayıp son yüzyılı özet geçilmek kaydıyla tespit edilebilen seyyah metinlerinin kısa bir değerlendirmesi niteliğindedir.
      

‘Onbinlerin Dönüşü’
Trabzon’dan söz eden ve ilk seyyah metni olarak nitelendirilebilecek eser, Yunanlı Filozof Ksenophon’un Anabasis (Onbinlerin Dönüşü) adlı eseridir. 93b87e27-9b9e-4caa-9f86-e4aa1b8c4d8a.jpgPerslerle savaşmak üzere Yunanistan’dan Anadolu’ya geçen ve paralı askerlerden oluşan bu ordu, yapılan savaşta yenilerek Doğu Anadolu’dan denize yönelmişler ve Trabzon’dan denize ulaşmışlardır. Başlarında Yunanlı filozof Ksenophon’un bulunduğu bu paralı askerlerin dönüş öyküleri, aynı şahıs tarafından MÖ 400 yılında kaleme alınmıştır. Ksenophon eserinde, Trabzon’dan bahsederken burada Kolkhlar, Makronlar, Mossynoikler, Khalybler, Tibarenler ve Driller gibi birçok yerli kavimden söz etmektedir ki, son yıllarda yapılan araştırmalar bunların en azından bir kısmının Turanî kavimler olduğunu ortaya koymaktadır. Nitekim Anadolu tarihi ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda, şehir tarihi araştırmalarında ve dil incelemelerinde MÖ 2000’li yıllardan itibaren bölgede yaşayan kavimlerden bazılarının Türk olduğu söylenebilir. Bunları, Gaşkalar, İskitler, Kimmerler, Amazonlar, Driller, Hunlar, Kumanlar, Peçenekler, Akhunlar, Sabirler, Hazarlar, Bulgar Türkleri ve Oğuz Türkleri olarak sıralamak mümkündür. Anabasis’in Trabzon ve çevresi tarihi için önemi, ordusunu Yunanistan’a geri götürmek için bir süre bölgede kalan Ksenophon’un, yöredeki yerli halklar hakkında verdiği oldukça ayrıntılı sayılabilecek bilgilerdir. Zira bu bilgiler bize, XIX. yüzyılın başından itibaren ortaya çıkacak Oryantalist tarih yazıcılığının iddiası olan “Trabzon’un Greklerce kurulduğu” tezini çürütmesi açısından veri sağlamakta, söz konusu eserde adları ve özellikleri sayılan yerli halkların Asya kökenli olduklarını, en azından Grek kökenli olmadıklarını açıkça ortaya koymaktadır.
 
Arrianus’un Karadeniz Seyahati       
Trabzon ve yöresinden söz eden ikinci seyyah metni, yine Yunanlı filozof ve tarihçi Arrrianos’a aittir. Roma İmparatoru Hadrianus tarafından Kapadokya valisi olarak görevlendirilen Arrianus’un Karadeniz Seyahati adlı eseri, söz konusu valinin Roma’nın yöredeki askeri garnizonlarını denetlemek amacıyla yaptığı gezi hakkındaki tespitlerini imparatora aktarmak üzere kaleme aldığı mektupları içermektedir. Arrianus’un Trabzon kenti hakkında verdiği bilgiler, Roma İmparatorluğu’nun bölgeye ilişkin politikaları hakkında ipuçları vermektedir.
   Bölgeden söz eden diğer bir eser, MS VI. yüzyıla ait Procopius’un Yapılar adlı eseridir. Roma İmparatoru Justinianus dönemi imar ve bayındırlık faaliyetlerinin anlatıldığı eserde yöreye dair bilgiler de yer almaktadır.
Yaklaşık bir yüzyıl sonraki Trabzon’dan söz eden Ermeni coğrafyacı Şiraklı Annians’ın otobiyografisinde bir süre eğitim gördüğü Trabzon günlerine dair bilgiler verilmekte, St. Eugenios Manastırı’nda felsefe okulu olan Tykhikos hakkında bazı ayrıntılara değinmektedir.
        
Müslüman seyyahlar Trabzon’da
2d8fc791-a32c-4e1e-a1f0-82b203a50584.jpgİslamiyet’le birlikte Trabzon ve havalisine İslam seyyahlarının da ilgisi artmıştır. Bu bağlamda Trabzon bölgesinden söz eden Anadolu Selçuklu tarihçisi olarak da bilinen İbn-i Bibi olmakla birlikte, kendisinin bizzat bölgeye geldiği konusunda herhangi bir kayıt olmaması ve verdiği bilgilerin başkaca eserlerden aktarmalar olması nedeniyle bu yazar ve eseri olduğundan seyyah kategorisi içinde değerlendirilmemiştir. Çağdaşları sayılabilecek İbn-i Batuta  ve İbn-i Arabşah’ın eserlerinde de XIV. yüzyıl Karadeniz ve Trabzon hakkında bazı bilgiler yer alsa bile bunlar da Trabzon’u bizzat görmediklerinden değerlendirmeye alınmamıştır.   
   ​İslam tarihçilerinden 1301 tarihinde Şam’da doğan ve Memlük Devleti’nde kadılıktan nazırlığa kadar birçok görevlerde bulunan el-Ömeri de Trabzon ve buradaki Rum Devleti hakkında Mesalikü’l-Ebsâr fî Memalikü’l-Emsâr adlı eserinde önemli bilgiler vermektedir. Trabzon Rum Devleti’nin sınırları, bölgedeki Türkmen yerleşmesi ve Gürcü devleti hakkında bilgiler verilen eserde, Komnenos krallarının özellikleri ve statülerine de değinilmektedir.
   Yine aynı tarihlerde yolu Trabzon’dan geçen ve kısa da olsa kent ve yönetimine dair notlara değinilen diğer bir seyyah da 1263-1331 tarihleri arasında yaşamış Frier Odioroc’tur.
Trabzon Rum Devleti döneminde bölgeden geçen ve yöreye ait değerli bilgiler aktaran bir diğer gezgin Ruy Gonzales de Clavijo’dur. İspanya Kralı III. Enrique tarafından Timur’a elçi olarak gönderilen ve 14 Nisan 1404 tarihinde Trabzon’a ulaşan Clavijo, Timur Devrinde Semerkand’a Seyahat adlı kitabında Trabzon kent merkezi ve Komnenos Krallığı hakkında verdiği bilgilerin yanı sıra seyahat güzergâhı olan Erzincan’a doğru da hem karşılaştığı halklar hem de coğrafyaya dair tespitler yapmaktadır. 
   Trabzon’un Osmanlı idaresine geçmesinden kısa bir süre önce bölgeye bir seyahat yapan ve bunları yayımlayan kişi, ünlü bir İspanyol ailesine mensup Pero Tafur’dur. 1435-39 tarihleri arasındaki seyahatine dair notlarında özellikle Trabzon Rum Devleti ile Ceneviz ve Venedik arasında yapılan ticari faaliyetlerden söz edilmektedir. Trabzon Rum Devleti kralıyla da görüşen Tafur, kralın İstanbul ile Ceneviz ilişkisi hakkında kendisini sorgulamasından da söz ettiği notlarında dönemin Trabzon’u ve hinterlandı hakkında kıymetli bilgiler vermektedir.
 
Fetihten sonra Trabzon         
Osmanlı fethinden sonraki dönemde Trabzon’dan söz eden en kapsamlı eser, ünlü Osmanlı coğrafyacısı Âşık Mehmet’in Menazirü’l- Avalim adlı eseridir. Trabzon’un fethinden yaklaşık yüz yıl sonra 1556-1557 yıllarında, Tekfur Sarayı Mahallesinde Hatuniye Medresesi müderrislerinden birinin oğlu olarak dünyaya gelen, Kâtip Çelebi’nin ünlü Cihannüma adlı kitabına öncüllük yapacak düzeyde coğrafya çalışmalarında bulunan ve çalışmasını Menazirü’l- Avalim (Âlemlerden Manzaralar) adlı bir kitapta toplayan Trabzonlu Âşık Mehmet, kitabında XVI. yüzyıl Trabzon’u hakkında ayrıntılı bilgi veren tek eser niteliğindedir. Âşık Mehmet, Edirne’den Selanik’e, Erzurum’dan Kiğı’ya, Tiflis’ten Gence’ye, Kıpçak arazisinden Çerkez beldelerine, Kıbrıs ve Rodos adalarından Beyrut ve Şam’a kadar oldukça geniş bir coğrafyayı gezmiş ve ayrıntılı bilgiler vermiştir. Eserinde, doğal olarak doğduğu yer olan Trabzon hakkında da oldukça ayrıntılı bilgilere yer vermiş; Trabzon’un coğrafyasından halklarına, surlarından mahallelerine, camilerinden hamamlarına, meyvelerinden balıklarına kadar değişik konularda bilgiler vermiştir.
   Haziran 1609’da Trabzon’a gelen ve buradaki izlenimlerini uzun sayılabilecek bir seyahat metnine aktaran Julien Bordier, tarihi eserlerden doğal yapıya, camilerden kiliselere, kent pazarından burada satılan Trabzon Bezi dokumalarına kadar çok çeşitli konuda, ayrıntılı bilgilere yer vermektedir. O kadar ki, Trabzon’a dair bir tür kent yerleşim planı niteliğindeki çiziminin yanı sıra kentte önemli bulduğu donatıları da yine kendi çizdiği planda işaretlemiştir. Bu özelliğiyle Osmanlı dönemi Trabzon’u hakkında en ayrıntılı bilgiyi veren ilk metin olma özelliği taşımakta, günümüze ulaşmamış olan eserler hakkında yaptığı mekânsal tariflerle tasvirleri, Trabzon tarihi araştırmaları için temel veri olma özelliği taşımaktadır.
    
    …Ve Evliya Çelebi Trabzon’da
c4c50ab1-a3b0-47ab-8140-2e71453854fd.jpg Bordier’le aynı yüzyılda, 1640 tarihinde dönemin Trabzon Valisi Ketencizade Ömer Paşa’nın kethüdası olarak Trabzon’a gelerek kent hakkında ayrıntılı bilgi veren bir diğer seyyah ise ünlü Evliya Çelebi’dir. Kendi ifadesiyle Trabzon’da birkaç ay zevk ü sefa edip bütün maarif ve ilim erbabı ile can sohbetleri eden Evliya Çelebi’nin ünlü Seyahatname’sinde yer bulan Trabzon, belki de Trabzon hakkında en uzun ve ayrıntılı bilgi içeren seyyah metnidir. Şehir halklarını birer birer anlatıp tanıtan Evliya Çelebi, camiler, kiliseler, surlar, kapılar, medreseler hakkında etraflı değerlendirmeler yaptıktan sonra kentte yetişen meyve, sebze ve balıkları da anlatmaktadır. Özellikle “Hamsi’nin faydası, şekilleri ve hassaları” başlıklı bölümünde hamsiden yapılan yemekleri tek tek saydığı gibi halk kültüründeki yerini de kendine has üslubuyla ifade etmiştir.
   Evliya Çelebi’yle hemen hemen aynı yıllarda Cihannüma adıyla kaleme aldığı eserinde, Evliya Çelebi kadar olmasa da kente dair bilgiler veren Kâtip Çelebi’nin Trabzon’a bizzat gelip gelmediği kesin olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte eserindeki üslubundan görerek anlattığı izlenimi veren bilgilerin Âşık Mehmet’in Menazirü’l- Avalim adlı eserinden alıntı olduğu yönünde değerlendirmeler olsa da Kâtip Çelebi’nin tespitleri de XVII. yüzyıl Trabzon’una dair bilgiler içermektedir.
XVIII. yüzyılın başında Trabzon’a gelen Fransız seyyahlardan biri de Tournefort’tur. Fransız Devleti tarafından Osmanlı coğrafyasında botanik araştırmaları yapmak üzere gönderilen Prof. Joseph Piton De Tournefort, Levant Yolculuğunun Öyküsü adlı eserinde, 1701 yılında ziyaret ettiği Trabzon hakkında öncelikle kentin antik dönemden başlayan tarihsel sürecine değinmiş, özellikle kiliseleri ziyaret ettikten sonra Sümela Manastırı’nı ziyaret etmiş ve Trabzon ve çevresinin doğal güzelliği ile zengin florası hakkında değerlendirmelerde bulunmuştur. Tournefort’un seyahatnamesinde, daha önce Trabzon’a gelen Batılı seyyahların notlarından farklı olarak göze çarpan husus, Trabzon’dan söz eden ilk tanığın (Ksenophon) verdiği bilgilerden ilk kez bu eserde yararlanılmış olunmasıdır. Bu da bize, Avrupa’da Rönesans’la birlikte başlayan ve antik Yunan’a referansta bulunulan sürecin Tournefort’taki yansımasını göstermesi bakımından önemlidir. Başka bir ifadeyle XVIII. yüzyılın başında, Fransa’da, antik Yunan uygarlığının ürettiği bilgi birikiminin üzerindeki küllerden arındırılarak yeniden üretildiğini göstermektedir. Zira bu tarihten sonra Trabzon’a gelecek olan çok sayıda Batılı seyyahın bölgeye gelmeden önce dersine çalıştığını, en azından Trabzon’dan söz eden en eski tanık Ksenophon’un Anabasis adlı eserini okuyarak geldiklerini ve hemen hepsinin metninde de bu antik Yunan kaynağına atıfta bulunduklarını söyleyebiliriz.
 4aeb4f66-4aea-45c5-9ef7-0817d3d13579.jpg  XIX. yüzyılın ilk çeyreğinde Trabzon’a gelen ve kent hakkında belki de en ayrıntılı bilgi veren seyyah, aslen bir Trabzonlu olan P. Minas Bıjışkyan’dır. 1777’de Trabzon’da dünyaya gelen ve daha sonra Venedik’e giderek burada uzun süre kalan Bıjışkyan, güney ve kuzey Karadeniz kıyılarını adım adım gezerek elde ettiği tarih, coğrafya, etnografya ve topografya gezisi sırasında 1817’de doğum yeri olan Trabzon’a gelmiş ve kaleme aldığı Karadeniz Kıyıları Tarih ve Coğrafyası adlı eserinde kente dair oldukça ayrıntılı bilgiler vermiştir. Kendisi gibi Trabzonlu olan ve XVI. yüzyıl Trabzon’u hakkında oldukça ayrıntılı bilgiler veren Âşık Mehmet gibi Bıjışkyan da öncelikle ilçelerden başlamak üzere tarihi bilgiler vermiş, kent merkezindeki hemen bütün tarihi yapıları kitabelerini de vererek tanıtmış, ırmaklarından dağlarına, halklarından ticari potansiyeline kadar etraflı değerlendirmeler yapmıştır. Yazısını, bir seyyah gibi yalnızca gözlemlere dayalı bir metin olarak değil adeta bir bilim adamı titizliğiyle kaleme alan Bıjışkyan’ın metni, Trabzon tarihi hakkında da başvurulabilecek temel metinlerden biridir.  
* DEVAMI YARIN *


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.