Gürsel Özgür

Gürsel Özgür

ARMAN

Bir sorun varsa onun anlaşılmasını ve anlatılabilmesini sağlamak için bütün yönleriyle incelenip tarafsız ortaya koyulması gereklidir. Bu yaklaşım, tüm sorunların çözümü için bir genellemedir, önce iyi anlamak ve sonra anlaşılır şekilde anlatabilmek çözüme katkı sunabilir. Ermeni sorununa da böyle yaklaşılmalıdır.

Ermeniler, yalnızca Osmanlı İmparatorluğu içinde değil Rus İmparatorluğu ve İran Devleti sınırları içinde de yaşamaktaydılar. Durumlarının Osmanlı Ermenilerinden daha iyi olduğu söylenemez. Osmanlı Ermenilerinin hepsi de Doğu Anadolu’nun altı vilayetinde/ vilayeti sitte (Erzurum, Sivas, Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır) oturmuyordu. Çoğunluğu burada olmakla beraber, İstanbul, Adana, İzmir, Kayseri, Trabzon, Maraş gibi vilayetlerde dağınık haldeydiler. Ayrıca Doğu Anadolu’da onlardan nüfusça çok daha kalabalık Müslümanlar bulunuyordu.

Keza Ermenilerin kendi aralarında dini ve siyasi birlik yoktu. Dinen; Katolik, Gregoryen, Protestan olmak üzere farklılıkları vardı. Siyaseten de Katolik Ermeniler Fransa ve Vatikan’a, Protestanlar İngiltere ve ABD’ye, Ortodokslar Rusya’ya bağlı idiler. Gregoryen Ermeniler de duruma göre Rusya, İngiltere ve Fransa’ya yakın durmaktaydı.

Ermeniler, farklı mezhepler, farklı devletler, farklı coğrafyalara bölünmüş durumdaydılar. Bu durum çerçevesinde bazen mezheplerine bazen dış devletlerin politikalarına ve kışkırtmalarına bazen de yaşadıkları coğrafyaya göre hareket etmek zorunda kalıyorlardı. Dolayısıyla belirgin bir politikaya sahip olamadıklarından zaman içerisinde değişik amaçların maşası olmuşlardır. En çok hak iddia ettikleri yerler Erzurum ve Van vilayetleriydi ki buralarda bile nüfusun; yüzde 33’ü Hıristiyan yüzde 67’si ise Müslüman’dı.

Ermenilerin geleneklerinde devlet yönetme olmadığından aralarında yönetecek kadro bile bulmak zordu. Üstüne üstelik İngiltere, Fransa, Rusya tarafından kurmaya zorlandıkları toprakların sahibi ve onlardan çok daha kalabalık bir Müslüman nüfus vardı. Bu nüfus Ermeni devletinin kurulmasını istemiyordu. Ayrıca Ermeniler içinde azımsanamayacak kadar Osmanlıdan ayrılmak istemeyen bir kitle vardı. Bu kitlenin avantajlı ve imtiyazlı durumları vardı ve Türklerle bütünleşmişlerdi.

Tarihi yaşayalım. 1914’te Birinci Dünya Savaşı’na girilince Ermeniler, Rus Ordusunda hizmeti tercih ettiklerinden gençlerini askere vermemekte direniyor, Rus Kıta’larının yolunu bekliyorlardı. Nihayet, bir aydan fazla süren direnmeden sonra Ermeniler 18 Mayıs 1915 günü Van’a ulaşan Rus Kıta’larını zafer çığlıkları arasında karşıladılar. Şehri işgal eden Rus Generali Nikolayef, hükümetine şu telgrafı çekti: ‘’ Bir ay süren Ermeni silahlı mukavemeti sayesinde Van’ı işgal ettik. Türk mahalleleri haraptır. Fakat Ermeni mahallesiyle Rus Konsolosluğu ayakta durmaktadır. Halk bizi Türklerden yağma ettiği toplarla selamladı. İdareyi Ermenilere verdim. Mukavemet kahramanı Aram Manukyan Paşayı Vali tayin ettim.’’ Sonrasını Frieda Spörri adlı bir misyonerin anlatımından okuyalım; ‘’ Şehirde Türk evlerinin yağmalanmasına başlanmıştı. Babamız istasyonumuzdaki insanları bu haksızlıktan uzak tutmak için elinden geleni yapıyordu. Ermeniler Türklere ‘ne Cenevre Sözleşmesine ne de İsa’nın öğretisine göre’ davranıyorlardı.

Önlem olarak, savaş zamanında hükümet uygulamalarına karşı gelenler için asker tarafından uygulanacak önlemler hakkında geçici kanun yani tehcir de 27 Mayıs 1915 tarihinde kabul edildi. Tehcir kararı 25 Mart 1915 Zeytun’da (bugün K. Maraş’a bağlı) ve Van isyanı üzerine alınır ve uygulanmaya başlanır. Esasen Devletin kendini koruma refleksidir. Keşke ‘’kahrol düşman’’ demek yetse, keşke isyanları bastırmak kana cana mal olmadan hallolsa. Ama size mermi atana çiçek atamazsınız ki…

Avrupalı yayılmacı devletlerin elinde maşa olan Ermeni çeteler yüzünden Ermeniler ateşe atılmışlardır. Bu emperyalistlerin dünyanın her yerinde yapmaya alıştıkları alçakça davranışlardı. Şimdi de bu kalleşliği vesayet savaşlarıyla yürütmüyorlar mı? Fitili ateşle, yangını çıkar, sıvışıp git, uzaktan ellerini ovuşturarak izle ve demokrasi havarisi kesil…

Bütün olumsuzluklara rağmen, yıllardır bu topraklar üzerinde kardeşçe iç içe yaşayan ve toplumsal hayatta bütünleşmiş toplulukların her şeye rağmen birbirlerine düşman olmaları olanaksızdır. Katliam, büyük kıyım, soykırım gibi mesnetsiz ve karalama kampanyalarıyla karşımıza çıkarılarak fatura edilmeye çalışılan asılsız iddiaları belgesel dokümanlarla çürütebilecek donanım vardır.

Arman isminde bir askerim vardı, çok çalışkan, dürüst ve vatanseverdi, onun şahsında vatanperver Ermeni vatandaşlarımızı sevgiyle selamlıyorum. Arabozucu emperyalistler hep kaybedecekler…

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum