ARTIK YETER

Şunu bir kere anladık ki Türkiye’de futbolun baronları Trabzonspor’dan korkuyorlar ve asla başarılı olmasını da istemiyorlar. 
Bakmayın siz onların Trabzonspor, Türkiye’nin dört büyük futbol kulübünden biridir, onun şampiyonluk yarışı dışında kalması futbolumuzu üzüyor gibi masallarına. Trabzonspor es kaza küme düşse en çok da onlar sevinir, çünkü İstanbul dukalarının karşısındaki en büyük güç yok oldu, kurtulduk diye.
O yüzden ne federasyon ne MHK ne de İstanbul’un üç yaşlı kız kardeşi Trabzonspor’u asla bu ligde istemiyorlar.
Trabzonspor o yokluklarla, o eksiklerle, o gencecik uşaklarla Galatasaray’ın İstanbul Arenasında on biri de yabancı futbolcusundan kurulu Galatasaray’ın fiyakasını bozacakken yine hakemler kurtardı, yine VAR kurtardı. 
Tıpkı ilk yarıdaki o muhteşem 4-0’lık maça gelirken Galatasaray, ligin en formda takımı diye ta o zamandan bu sezon şampiyonluğun en büyük adayı olarak gösterilirken hiç de önemsemedikleri bu Trabzonspor onlara 4 tane birden çakınca Galatasaray’ın tüm havası ve imajını da bozmuş yerle bir etmişti. 
İki yıldır bizi doğru dürüst yenemiyor İstanbul’un üç yaşlı kadını.
Ne yapsalar ne etseler de o futbolun çimlerinde, güçleriyle, ekonomileriyle bizleri futbollarıyla yenemiyorlar: O yüzden devreye hep hakemleri sokuyorlar, federasyonu kullanıyorlar.
Bu yıl da yeni bir hakem buldular kendilerine. Artık VAR, kurtarıyor onları.
Yıllardır, Trabzonspor’un en kritik maçlarında ve durumlarında maçı ve ligi kotarmasını ve ayağa kalkabilecek bir şekilde şampiyonluk yarışı içerisinde olabilecek durumlarını hep bir şekilde engellediler. Çünkü ayağa kalkmasını ve şampiyonluk potasına girmesini istemiyorlar ve bunun için de federasyonun ve hakemlerin bütün olanaklarını kullandılar, kullanıyorlar.
Onlar her sezon başında kendilerine göre lig sıralamasını yaparken Trabzonspor’u da her zaman ligi 5. sırada bitirsin istiyorlar. Ne şiş yansın ne kebap. Böyle, al gülüm ver gülüm diyerek kendi aralarında futbol oynuyorlar.
Lefter Andonyadis sezonunda da Trabzonsporlular gibi Anadolu’nun bütün takımları da sevindiler. 
VAR gelecek dertler bitecek, İstanbul’un takımları hakemlerle aldıkları haksız puanlar da en azından VAR sayesinde engellenecek diye.
Ama ne yazık ki sene başından beri olmadık durumlarda olmadık pozisyonları VAR’a rağmen vermediler. Hem de gözlerimizin içine baka baka, monitörlerde de izleyerek ya da izlemeye dahi gitmeyerek yapacakları her türlü haksızlığı yaptılar.
Defalarca isyan ettik, defalarca veryansın edip defalarca hakemleri ve federasyonu kınadık telin ettik. 
Ne oldu. Koskoca bir hiç. Yine her şey aynı derecede devam etti. Hatta daha da arsızlaşarak devam etti. Biz İSYAN ETTİKÇE onlar daha da çok ARSIZLAŞTILAR.
Koskoca bir şehri,  binlerce yıllık hem tarihi, hem de futbolun Türkiye’deki gerçek öz vatanı olan bir şehri bu sefer de VAR sistemiyle hizaya sokmaya çalıştılar. Çalışıyorlar.
İlk yarıda yapılan haksızlıkları ve sayelerinde yitirilen puanları saymıyorum. İkinci yarının daha ilk haftasında Başakşehir maçında VAR’a rağmen en olmadık kararları verdiler. Şimdi de Galatasaray maçında gencecik futbolcularımızın başarılarını, övünçlerini, oynadıkları cesur futbolun karşılığını ellerinden alıp kursaklarında bıraktılar.
Sistematik, koordineli ve programlı bir şekilde Trabzonspor’u eziyorlar, yakıyorlar ve yok etmeye çalışıyorlar.
Bunu artık bir programa bağladılar. Kim gelirse gelsin MHK ya da Federasyon’da kim olursa olsun aldıkları ilk ders verdikleri ilk karar Trabzonspor’u mümkün olduğunca ezin, cezalandırın diyorlar galiba.
Hatırlayın 2010-11 sezonunda kritik Eskişehirspor maçında hakem Trabzonspor’un net bariz gollerini vermiyor ve yüzde yüz penaltısını da es geçiyordu. Kimse de hakeme bir şey diyemiyor en küçük harekette dahi hemen sarı kartını futbolcularımıza basıyordu.
O yıl şampiyonluk kupamızı elimizden işte bu maçla aldılar.
Yetmedi, o sezondan sonra Trabzonspor’u uzun süre ayağa kaldırmamak için ne var ne yok ellerindeki tüm imkânları da kullanarak bazen aleni bazen de el altından defalarca her türlü yöntemlerle puanlarımızı çaldılar.
VAR geldi diye en çok sevinen kulüp bizdik. 
Böylelikle hakemlerin ve federasyonun bize karşı yaptıkları sabotajlara karşı hiç olmazsa en az altı hakem ortak bir karar alır da hakkımızı verirler derken şimdi de başka bir VAR TERÖRİZE timini oluşturdular.
Hakem ya VAR’a gitmiyor, ya da VAR’a gitse dahi kendi kafasındaki kararlarını veriyor. 
İşte bu güdümlü, tetikçi Türk Hakemleri, VAR’ı bile sabote etme yöntemini bulmuşlar. Bravo onlara. Nasılsa VAR masasındakiler ile hakemler arasındaki diyalogları kimse bilmiyor, duymuyor diyerek onlar da aynı eski hamam aynı tas diledikleri gibi atlarını oynatıyorlar sahada. Oh ne ala.
Bir kere Federasyon, orta hakem ile VAR masasındakiler arasında geçen diyalogları basına kamuoyuna açıklamalıdır. Kararlarda neleri, konuşuyorlar ne diyorlar herkes bilsin. Hakem ortada diye herkes hakeme de yükleniyor ama VAR’dakiler kim, neler diyor, pozisyonlar hakkında neleri kararlaştırıyorlar, bunlar da açıklanmalı, kamuoyuna bildirilmeli.
İşte o zaman şaibe de ortadan kalkar kim ne demiş o da belli olur.
Artık Trabzonspor bir karar vermek zorunda. 
Bu lig bize düşman mı değil mi.
Bizi bu ligde istiyorlar mı istemiyorlar mı. 
Hakkı gasp edilen, hakemlerce puanları ellerinden çalınan bir başka takım daha yok bu liglerde Trabzonspor gibi. Yazık şuncağız çocukların alın terlerine, emeklerine yazık. 
Yusuf Namoğlu istifa etti diye sevinirken şimdi de Kuddusi Müftüoğlu gelecek diyorlar.
Hatırlayın yine bir Galatasaray maçında hakem Trabzonspor’u Deniz Ateş Bitnel ile yakarken MHK, sahada Bitnel, Trabzonspor’u 7 kişi bırakırken, Salih Dursun da ona kırmızı gösteriyorken o Kuddusi de kendi kellesini kurtarmak için tetikçisi Bitnel hakemini attı ateşe.
Bu gibi kişilerin MHK başına gelmesine ve onların da keyfe keder hakem atamalarına artık tüm Trabzonsporlular dur diyebilmeli.
Biz taraf değil, adil olunsun istiyoruz. Herkes hakkını alabilsin istiyoruz.
Şuna inanıyorum ki eğer adil bir federasyon, dürüst bir MHK ve hakem komitesi olsaydı bu zamana kadar geçen süre içerisinde Trabzonspor’un en az 3 şampiyonluk kupası daha olurdu.
Hayır, ben bu konuda asla Trabzonspor yönetimlerine ve futbolcu ile teknik sorumlularına kızamıyorum, kızmıyorum da. 
Benim tek kızdığım ve asla da affedemeyeceğim kişiler, Trabzonlu olduklarını her platformda övünerek böbürlenerek söyleyen, siyasiler, en tepedeki bürokratlar ve iş adamlarıdır.
Bu kişiler Trabzonsporlu görünüp de Trabzonspor’un canı yanarken, milyonlarca taraftarın gördükleri adaletsizlik karşısında gözyaşlarını dökerken hiç de umursamayan kişilerdir.
Almayın kardeşim bu kişileri şehre, sokmayın da. Bu kişiler Trabzonspor’un hakkı yenirken, milyonlarca Trabzonsporlunun umutları kalplerinde onulmaz bir yara olarak taşınırken, en büyük başarılarının mükafatlarını özlemle alacağız diye beklerken bütün umutları hakemler ve federasyonlar tarafından gasp edilip çalınırken halen daha en etkin yerlerde olup da ben de Trabzonluyum ben de Trabzonsporluyum diyen bu kişileri şehre sokmayın, kulüpten içeri adım attırtmayın, almayın.
Sahte Trabzonsporlulardan her zaman zarar görmüştür Trabzonspor. 
Artık yeter…
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.