Asıl hedef kim olmalı

Türkiye’de toplumsal tepki ne yazık ki çok zayıf. Bunu, uzun yıllardır süren baskı ve yıldırma politikalarıyla açıklayabiliriz tabi.Ya da toplumsal sorumluluk duygusundan uzak olma anlayışımızla. Veya, güya bir tehlikeden korunma güdüsüyle etrafımızda olup biten olaylara ilgisiz kalmamızla. Daha birçok nedenle…

Duyarlı olmaksa bir fatura ödemeyi gerektiriyor. Hele emekten yanaysanız ve bir hak savaşımı içindeyseniz. Ülkenin bağımsızlığı ve özgürlüğü için yapılıyorsa bu eylem. Ya da solcuysanız. Engellenmeyi, coplanmayı, yerlerde sürüklenmeyi göze almanız gerekiyor..

Son yıllarda bu görüntüyü, Türkiye’ye egemen olan bu duyarsızlığı değiştiren en önemli olay cumhuriyet mitingleriydi. Sadece ülkemizde değil dünyada bile rekorlar kıran büyük bir gösteri, büyük bir iddia idi o mitingler. İşte bu büyük toplumsal hareketin faturası Ergenekon davası oldu.

 

TEPKİDEKİ SAMİMİYET

İsrail’in Filistin’e yönelik vahşi saldırılarına karşı gösterilen tepkilere bakıyorum. Dünyanın başka noktalarındaki gösterilerle karşılaştırılmayacak kadar cılız ve etkisizler. Üstelik Filistin gibi çok geniş yelpazeden insanı bir araya getirebilen bir olayda.

Türkiye’de en korkusuz, en risksiz, en çok taraf bulabileceğiniz bir protesto konusudur Filistin. Solcusu, demokratı, sağcısı, dincisi birlikte İsrail zulmüne karşı tepkilerini koyuyor.

Dinci kesimin gösterdiği tepki gerçekten de bir insani refleks mi? Çok küçük bir azınlık dışında elbet de hayır. Tamamen dini gerekçelerle, aynı dinden olan insanlara yapılan saldırı nedeniyle gösterilen bir tepki. Dünyanın başka yerlerinde yapılan vahşete ya da insan hakları ihlallerine karşı eylemlerde asla göremezsiniz onları.

 

YAHUDİ ŞEYTAN

Türkiye’deki bu toplumsal duyarsızlık bir tarafa bırakılacak olunursa Filistin olayı bu ülkede bir reflekse dönüşmüştür. İsrail’in bölgedeki her saldırısı mutlaka bir biçimde yaygın olarak tepki bulur.

Şaşılacak şey ama sözgelimi Irak konusu bu kadar yankı bulmadı. Irak’ta 1 milyonun üzerinde insan öldü. ABD korumasındaki Kürtler dışındaki halklar büyük acılar içinde. Tarihin en aşağılık saldırıları, katliam, tecavüz ve işkencelerinden birinin yaşandığı bir cehennem Irak. Üstelik komşumuz. Ama Filistin olayındaki refleksin onda biri bile yok. Başta din bağı ile olaya yaklaşanlar olmak üzere.

Filistin’e yönelik gösterilerde hedef elbet de İsrail. Yine dini referansla olaya yaklaşanlara göre bir din savaşı bu. Üstelik bu Siyonistler, ABD başta olmak üzere her yeri ve her şeyi ele geçirmiş durumda. Şeytan demek Yahudi demek. Yani bir tür din ırkçılığı!

 

FİLİSTİN KURBAN

Aslında apaçık gerçekleri sulandırmanın, dikkatleri ortada gibi görünen belirsiz bir düşmana çevirip gerçekte olup bitenleri görmezlikten gelmenin, her şeyin altında bir Siyonizm bir Yahudi parmağı arayıp dünyadaki asıl küresel imparatorluğu gözden kaçırmanın bundan daha iyi yolu olur mu?

Filistin, bölgedeki, hatta küredeki belli başlı güçlerin savaş alanıdır. Bütün hesaplar, kanlı senaryolar Filistin halkı üzerinden devreye sokulur. Bu konuda sadece İsrail’i suçlayıp işin içinden çıkmak fanatizmden başka birşey değil. Çünkü Filistin, İsrail ve tabi ki esas olarak ABD’nin bölgesel planları kadar olmasa da, başka ülke ve güçlerin de kullanmaya çalıştığı en uygun ortamdır. Başta İran ve bazı Arap ülkeleri olmak üzere.

Ne yazık ki Filistin halkı, bu bölgesel ve küresel savaşın, entrikaların, senaryoların ortasında sürekli ve etkili bir saldırı altındadır.

 

ASIL HEDEF

Öte yandan, işi sadece Siyonizme havale edip bir dünya sistemini görmemek, göstermemek, gizlemek, önemsememek, dikkatleri başta tarafa çekmek ne büyük bir yanılgı.

Emperyalist kapitalist sistem, Siyonizmin ya da İsrail’in bir parçası değildir. Elbet de üzerinde etkileri vardır. Ama asıl İsrail bu sistemin bir parçasıdır.

Giriştiği katliam ve yayılmacılık ne kadar İsrail’in çıkarları içinse de, aynı zamanda emperyalist-kapitalist sistemin varlığı ve devamı için bir zorunluluktur.

Dünyadaki şiddete, adaletsizliklere, haksızlıklara,  sömürüye, insan hakları ihlallerine, ayrımcılıklara karşı çıkan herkesin asıl hedefi bu küresel sistem ve ideoloji(ler) olmalıdır.

 

AKP’de en son Trabzon!

AKP ülke çapında belediye başkan adaylarını açıklıyor. Başbakan Erdoğan dün de Ankara, Antalya ve Erzurum büyük şehir belediye başkan adayları olmak üzere birçok adayı açıkladı. Dünün sürprizi Melih Gökçek’ti. Çünkü Gökçek hakkında o kadar çok iddia var ki. Hele CHP’li Kılıçdaroğlu’nun tuş etmesinden sonra Gökçek’e hiç şans tanınmıyordu.

Ancak Başbakan, istemeye istemeye de olsa  Gökçek’i açıklamak zorunda kaldı. Ankara’yı önemli ölçüde riske soktu.

Başbakan’ın ençok zorlanacağı iki il merkezi gösteriliyor, İzmir ve Trabzon. Yani Başbakan’ın kesinlikle alınması gerekmen iki belediye olarak hedef gösterdiği iki il.

Bu nedenle seçimlere yönelik hemen her konuşmasında CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin açıklamalarda bulunuyor.

Trabzon’da ise belirsizlik sürüyor.

Milletvekilleri ve Bakan Özak, Sağlık Bakanlığı eski Müsteşarı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu’nu aday olarak gösterdi. Başbakan’a açıkça bu düşüncelerini söylediler. Ancak örgütün tamamen dışlanmasının tepki yaratacağı hesaplanarak Gümrükçüoğlu’nun Trabzon’a gidip çalışması istendi. O da atlayıp Trabzon’a geldi.  Tanıtım çalışmalarını yürütüyor.

Örgütün, tabanın görüşleri alınmadan yukarıdan verilen kararla Gümrükçüoğlu’nun aday olarak lanse edilmesi alttan alta büyük bir rahatsızlık yarattı.

Merkez İlçe Eski Başkanı Ergin Aydın da aday adayı olduğunu açıkladı. Ardından, Sakarya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Osman Kaya da aday adayı oldu ve yoğun bir çalışmaya girişti.

Başbakan en önemli illeri bile açıkladı, ama milletvekillerinin aday olarak gösterdiği bu denli önemli bir ismi açıklamadı. Neden?

Eğer başlangıçta açıklasaydı, dayatma aday olacağı için çok daha büyük tepki çekecekti. Tepkileri yumuşatalım, bu arada tanınsın derken istenen heyecanın oluşmadığı görüldü. Artık Gümrükçüoğlu’nu açıklamak zorlaştı. Anketlerden ise CHP adayı Volkan Canalioğlu’nun adı çıktı. Bu arada  Ankara’da Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şadan Eren’in ismi konuşulmaya başlandı.

AKP Trabzon’da çok zor durumda. Tabi Başbakan da Ankara’da. Bu nedenle Trabzon en son karar verilecek iller arasında. Belki de en sonunda!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.