Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

ATATÜRK'Ü TANIMAK VE ANLAMAK ÇOK ZOR DEĞİL Kİ

ATATÜRK’LE İLGİLİ YAYINLAR ÇOK ARTTI

Atatürk, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK... İnsan, özel bir insan, insanüstü bir insan değil. Bizden biri. Yüzyıldan beri insanlığın gündeminde. Hakkında çok yazıldı çok konuşuldu daha da çok yazılacak konuşulacak. Çok zor mu anlaşılıyor? Hayır, onu mucizelerle anlatmaya gerek yok. Doğuştan zeki ve yetenekli... Kabul, bu özellik mi onu eşsiz yaptı? Hayır, tarih boyunca çok zeki ve yetenekli insan dünyaya geldi. Ancak bunların hepsi insanlığa büyük yararlılıkları dokunmadı. Kimi kez çok zeki insanlar çok zararlı da olmuştur. O zekâsını ve yeteneğini özel olarak kendisi için değil, halkı için, ulusu için insanlık için kullandı. İşte onu insanlığın gönlüne ve beynine yerleştiren özellik bu.

Son günlerde ve yıllarda Atatürk'ü anlatan çok güzel yapıtlar yazıldı, yayınlandı. Hala onu iyice tanımayanlara fırsat oldu. Ancak hala inatla onu karalamaya çalışanlar onu çamurla sıvamaya çalışanlar var. Ancak bilmiyor ahmaklar “Güneş balçıkla sıvanmaz”... Yıllardır her yolu deniyorlar olmuyor. Heykellerini kıranlar, resimlerini yırtanlar asılsız, saçma bilgilerle, bilgisizlikle, sapık bilgilerle onu karalamaya çalışanlar başaramadı başaramayacaklar.

Geçen yıl saygın büyük tarihçimiz “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü yazdı. Çok güzel çok yararlı. Bildiğim birçok bilgiyi yinelese de çok yararlı oldu okudum. Sanıyorum binlerce kişi de okudu... Okunmalı, okutulmalı.

Son günlerde ünlü gazeteci Yılmaz Özdil, “Gazi Mustafa Kemal’i” yazdı. Henüz okuyamadım, okuyacağım, inanıyorum çok güzel ve yararlı. Daha çok yazılacak yayılacak… Yazılsın. Herkes kendi penceresinden kendi yüreğinden kendi bellek ve beyninden yazsın. Ancak onu anlamak ve tanımak çok zor değil. O çok açık bir gerçek... Yüzyıldan beri ulusunu ve insanlığı aydınlatan bir güneş. Ancak Yanlış anlaşılmasın  o insan üstü değil gerçek insan. Bize gerçek insan gerekli biz gerçek insanı erdemli yetenekli insanı örnek alabiliriz. Bize örnek insan lazım. Çocuklarımıza gelecek kuşaklara ancak böyle bir insanı tanıtıp örnek gösterebiliriz.

GERÇEKTEN KOLAY MI ANLAŞILIR ATATÜRK?

Evet, çok kolay anlaşılır. Onun doğduğu yer, anasının babasının adı, tarladan kargaları kovması değil onun en çarpıcı özellikleri. Evet, onun anası babası atası çok soylu insanlar. İyi bir ailede yetişti. Bu işin kökü. Bu kök üzerinde nasıl bir gövde büyüdü. Bu gövde ne oldu... İşte burası önemli. Buradan başlayabilmek için Son Türk İmparatorluğu olan Osmanlının son durumuna bakmalı. Hep başlarız destanlara… Viyana’dan, Yemen Çöllerine uzandık… Muhteşem yüzyıllar yaşadık. Övünmeyi çok beceririz de bu sınırlar nasıl birden eridi. Kaynarcalarda, Karlofçalar’da nasıl eridik, Balkanlar gitti, kuzey Afrika, Arap Yarımadası. Devlet çöktü. Halkın eğitimi, geçimi, huzuru yok oldu. Devleti kuran Türk ulusu dünyada alay konusu oldu. Dilini unuttu, tarihini unuttu ve tüm devirler bitti, koskoca imparatorluk dünya savaşında yenilgi üstüne yenilgi ile Anadolu’ya sıkıştı orda da... Osmanlı Çanakkale’yi geçti yüzyıllar önce şimdi Çanakkale’ye yüklendi Avrupa. Evet, mayın döşedik, donanmaları geçirmedik de karadan saldırdılar. Geçmek garanti oldu da o büyük oğul orda yeniden doğdu ve bu güçle Anadolu’ya 19 Mayıs’ta doğarak eşsiz Kurtuluş başladı. Bu bilgileri bilir her okul gören de bu bilgileri salt sınav kazanmak için öğrenir. Buradaki üstün başarıyı kavramaz. Soysuzun biri çıkar da “Keşke Yunan kazansaydı” der… Hem nerde…

Savaş kazanılır. Savaş kazanmakla iş bitmez der. Eğitim ve kültürde  zafer kazanmalı. Önce tarihini öğrensin bu halk, şanlı bir ulusu olduğunu anlasın. Sonra saray dili halk dili olmaz bir ulusal dil olsun, halk Karacaoğlan’ca, Yunus’ca konuşsun. Yazsın... Bu savaş en büyük meydan savaşından önemli. Çünkü biz kimiz, biz neyiz ne yapabiliriz... Konuşalım anlaşalım... Yöneten yönetileni anlasın. Bu büyük deha bu büyük başarıyı sağlarken  “Askeri başarılar ekonomik zaferlerle taçlanmadıkça gerçek zafere ulaşılmaz” dedi. Borçlar kesilirken, borç almazken uçak yapan sanayi, ülkenin her yanını dolduran fabrikalar, demir ağlarla örülen yurt. Denizlerimizde limanlar, limanlarda yük yolcu taşıyan gemiler... Duydunuz mu ey sağırlar ve körler... Bu ülkeye bir çivi çakılmadı dediğiniz yıllarda halkın yüzde sekseni okuryazar bile değilken her köye okul ve her yurttaşa eğitim.

NASIL ÖĞRETELİM ÇOCUKLARIMIZA BU BÜYÜK DEHAYI?

Öyle başlamasın masallar gibi abartılar. Olağanüstü olaylara gerek yok. Osmanlı’nın son durumunu anlatın, o enkazı gösterin... Bulursanız o günlerin resimlerinden gösterin. Şekeri bile olmayan kâğıdı, basması bile olmayan hatta dikiş iğnesi bile üretemeyen bir devletin çöküşünü ve bu enkazdan büyük bir eğitim başarısı, büyük bir tarım zaferi. Tarım çiftlikleri... Okulunu yapabilen öğrenciler. O okullardan çıkıp o halktı tanıyan tanıtan eşsiz yazarlar şairler. Köy enstitülerini anımsatıyorum başka yere gitmesin aklınız.

Atatürk çok güzeldi; Atatürk çok yakışıklıydı bakın resimlerine demekle Atatürk tanıtılmaz. Evet, güzeldi temizdi örnek bir insandı fiziki haliyle de. Ancak bu büyük anlam taşımaz. Güzel olmayabilirdi. Ancak o beynini çok iyi kullanan, yüreğine insan sevgisi dolduran bir insandı.

Ne denli okursanız okuyun dinlerseniz dinleyin Atatürk' ü o pis dillerden o kör gözlerden kurtarmak için en güzel gören gözlere en yüce gönüllere onu gömün.

Erdemliydi, akıllıydı, yetenekliydi, kimsenin görmediğini görürdü. Çocuklarınıza birkaç cümleyle onu tanıtabilirsiniz. Ciltlerce kitap okusanız okutsanız da o yürekle tanıtmazsanız onu tanıyamazlar.

Dikkat bu yurtta milyonlarca yurtsever insan varken binlerce hainin de olduğunu unutmayın. Okuyun okutun da mayayı iyi tutturun. Ezber kuru ruhsuz bilgilerle tanıtılmaz.                            

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.