Avcılık yasaklanmalıdır!

   Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel geçenlerde, ‘avcılık yasaklanmalıdır’ başlıklı bir yazı yazdı. Yahya Hoca’nın yazısını aşağıda okuyacaksınız.
Çeyrek yüzyıldan fazla oldu. Tercüman Gazetesi Bölge temsilcisi idim. Bir gün Nazlı Ilıcak aradı ve ‘Kanada’dan misafirlerimiz var. Özel uçak ile Trabzon’a geldiler. Oradan Artvin Yusufeli’ne ayı avı için gidecekler. Yusufeli’ne git ve onlarla beraber avı takip et ve yaz’ dedi.

   Talimat gazetenin patroniçesinden gelmişti. Gazetenin ofisi Uzun Sokak’ta idi. Ne yapayım ne edeyim diye düşünmeye başladım. Artvin Yusufeli’ne gitmeden ayı avı yazabilirim, dedim. Ayı avı özel izinle yapılıyordu. Orman Bölge Müdürlüğü başta olmak üzere kurum amirlerini aradım, ayı avı için ne tür işlem yapılacağını sordum. Av için bölge müdürlüğüne para yatırılacak, avlanacağın alan bildirilecek, şu kadar mermi atacaksın, en fazla şu kadar hayvan avlayacaksın mealinden şartları öğrendim. Sonra, Artvin merkezdeki Karahan Otelin sahibini aradım. Ondan da bilgi aldım. Daha sonra o zaman Artvin muhabirim olan bir fotoğrafçı Şinasi Esen’den ayı avı ile ilgili resimler istedim. Yusufeli’nde bir dostumu aradım. Arazi hakkında bilgi aldım. Ayı avı ile ilgili kitap karıştırdım. Epey bilgi sahibi olmuştum. Oturdum daktilonun başına üç günlük ayı avı tefrikasını hem de resimli olarak yazdım. Gazeteye gönderdim. Ayı avı haberi gazetede yayınlandığında, rahmetli Ahmet Kayacık aradı, ‘Hasan, Yusufeli’ne gelmedin. Haberi yazdın, bizi de atlattın’ dedi. Meğer Ahmet’e de avı takip etme görevi verilmişti. Ahmet’e, ‘sesini çıkarma, vaziyeti idare et’ demiştim.
  Avcılık, tarihin ilk dönemlerinden taş devrinden bugüne gelen bir iş. Başlangıçta insanlar karınlarını doyurmak için av peşinde koştular, yaşamlarını sürdürdüler. Önceleri keskin sert taşlardan silah, ok, mızrak vs. yaptılar. Sonra tuzak kurdular, silahla avlandılar. İnsanlar, avda kendilerine yardımcı olmaları için köpekleri eğittiler vb. İnsanlar karınlarını doyurmak için ekip biçmeyi ve hayvan yetiştirmeyi öğrendikten sonra da avcılığı sürdürmüşlerdir. Sonraları av, karada ve denizde karın doyurmak için yapılan bir iş olmaktan çıktı, eğlenmek vakit geçirmek, spor olarak yapılmaya başlandı.
  Eskiden, avcılıkta bir kısıtlama yoktu. Ava çıkanlar istediği kadar hayvan avlayabilirdi. Sonraları kara ve deniz hayvanlarının bir kısmının belirli dönemlerde avlanması yasaklandı. Hatta bazı hayvanların avlanmasına kesin yasak getirildi. Mesela denizde yunus balığı karada bazı hayvanların avı yasaklandı. Bazıları da özel izne ve belirli oranda avlanmasına izin verildi. 
  Geçenlerde, Trabzon Ortahisar’ın bir köyünde bir vatandaş, ‘Karaca avı yasak ancak o kadar çoğaldılar ki, bağda bahçede bir şey bırakmıyorlar’ demişti. Artvin’in bir köyünde de ayılardan şikayet gelmeye başladı. İşin tabi bir de bu yönü var. 
  Yahya Hoca, her ne kadar avcılık yasaklanmalıdır, dese de nesli tükenmeye yüz tutanlar dışında diğerlerinin kontrollü ve sayılı avlanmalarına izin verilmesinden yana olduğu söyleyebilirim. 
                                             ***********

   İşte Yahya Hoca’nın ‘avcılık yasaklanmalıdır’ başlıklı yazısı; 
‘Ahmetgiller ve Gülbahargiller ahlaki nedenlerle vejeteryen oldular. Ben de Okjo filmini gördükten sonra olabildiğince kırmızı etten uzak durmaya başladım.
Avcılık meselesine gelince... Homo sapiens sapiens ırkının içinden çıktığı evrim ağacının yan dalındaki hayvan ırkları sadece ot obur değillerdi. Evrim ağacında zaman boyutu üstünde değişerek, bazen yeni türlere dönüşerek yer alan hayvan, hatta bazı bitki türleri, yaşar kalmak için öteki ırkların bireylerini öldürüp besleniyorlardı. avcilik.jpgAma kendileri açlıktan ölmemek için başka ırkları öldürüyorlardı.
Zevk için, spor niyetine öldürme, özellikle tüfekle, daha sonra dürbünlü tüfekle dünyayı paylaştığımız güzel hayvan ırklarının bireylerini öldürme olayı, insanın doğasındaki sadistlik ve katillik eğilimlerinin toplumsal değerler sisteminde yüceltildiği bir sapıklıktır,

  Dünyada insan nüfusu büyük sayısal patlamadan önce 1700 yılında 0.6 milyardı. Nüfus artışı 1800’den sonra hızlandı. 1800'de 1 milyardan, 1928'de 2 milyara, 1975'te 4 milyara, 2020'de 8 milyara çıktı.
  Bugün yaşayan insanların büyük çoğunluğunun bu nüfus patlamasının, yani toplam nüfusun 1800-2020 arasında sekiz kat artmasının ne anlama geldiğine dair hiç ama hiç fikri, bilinçliliği, düşünesi yok.
  Bu nüfus artışı dünyada sadece binlerce hayvan ve bitki ırkının yok olmasına yol açmadı, açmıyor. İnsan ırkının, homo sapiens sapiens ırkının da yok olmasına yol açma ciddi riskini taşıyor.
  Ben doçentlik tezi gibi dereceyi alma sürecine sunduğum İktisadi Büyüme kitabımla uğraşmaya başladığımdan beri, ki 40 YIL geçmiş, büyümenin sınırları meselesiyle uğraştım. Uğraşıyorum.
 
 Homo sapiens sapiens ırkı kainatı ve dünyada fiziki ve beşeri tarihi öğrenme, bilme becerisini edinmiş olmasına rağmen, bu bilginin kendisine yüklediği varlığı karşı tevazu yeteneği sıfıra yakın olan aptal bir ırktır. Temel rahatlama yetenekleri arasında, fiziki boşalmaların yanında zihinsel boşalma mekanizmaları da vardır. Mesela, abi boşver böyle gelmiş böyle gider, bi şi olmaz abi, bu dünyayı sen mi düzelteceksin, köşeyi dönmeye bak, çalsın sazlar oynasın kızlar, oğlanlar, bu dünyada sonunda ölmüş gibi olsan da aslında ölmeyeceksin seni öteki alemde el değmemiş huri kızları ve ayva tüyü sakala dönüşmemiş gılmanlar bekliyor ... gibi mucizevi zihinsel rahatlama sağlayan oto hipnoz sabit fikirleri ve algoritmaları vardır.
Ben avcılığa şiddetle karşıyım. İnsan nüfusunun 8 milyara çıktığı, farklı dinden insanların kendi dinlerinin cennetine gitmek için öteki dinden insanları cayır cayır yaktıkları, son olarak Hinduların Hindistan'da Hindistan devletinin anayasasının Hindularla eşit haklara sahip Müslüman yurttaşlarını yakmalarında olduğu gibi, hiç kimsenin, hiç bir o milletten ya da bu milletten insanın, ben "avcıyım" parasını verir istediğim güzel hayvanın kalleşçe dürbünlü tüfekle uzaktan öldürür sonra başında zafer fotoğrafı çektiririm demek hakkı olamaz. Olmamalıdır.
Dürbünlü tüfekle havyan öldürmek ‘sniper’lıktır. Bugünün dünyasında avcılık yasaklanmalıdır. Avcılık alışkanlığınız varsa, gerekirse bir psikiyatrist yardımı ile tedavi olmanızı öneriyorum.

                                                                                                 Hasan KURT

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.