AVRUPA ŞAMPİYONASI'NDAN NOTLAR

turkye.jpg

Türkiye hariç her milli takım varını yoğunu sahaya sürüp futbol oynamayı düşünüyor. Türkiye ise İtalya’dan korktuğu için futbol oynamaya cesaret edemedi ve farklı mağlup oldu.

O İtalya ki futbolcusu korner kullanmasını bilmiyor, çizgiden topa dokununca ofsayt olduğunu akıl edemiyor.

 

hollanda-ukrayna.jpg

Hakemler ceza sahası içinde topun ele çarpmasına penaltı çalmıyorlar. Türk hakemleri gibi VAR’a güvenip futbol müsabakalarını hiç etmiyorlar. Zırt pırt düdük çalıp futbolun sivil ruhunu öldürmüyorlar.

Şu ana kadar izlediğim en güzel müsabaka Hollanda – Ukrayna arasında oynanan müsabakaydı. Hollanda’nın olgun futbolunun, Ukrayna’nın futbol isyanının çarpıştığı o müsabakadan 3-2 ile Hollanda galip ayrıldı.

 

christian-ericsen.jpg

Danimarka-Finlandiya müsabakasında Christian Eriksen sahada kalp spazmı geçirdi. Futbolcuya hemen müdahale edip onu hayata döndürdüler. Görünürde futbola gölge düştü. Ama UEFA müsabakayı oynattırıp imajını düzeltti. Sonrasında hakemler futbolcu sağlığı konusunda çok daha dikkatli davranmaya başladılar.

 

kucka.jpg

Trabzonspor’un yeni transferi Slovak Marek Hamsik’i Slovenya-Polonya karşısında izliyorum. Gözüm ister istemez eski Trabzonsporlu Kucka’ya kayıyor. Kucka hâlâ futbol oynamıyor, su aygırı gibi rakipleriyle boğuşuyor.

 

patrick-schick.jpg

Turnuvada harika goller de atılmaya başladı. Dün Hollanda – Ukrayna müsabakasında Yarmolenko’nun ve Yarimçuk’un kafayla attığı gol ve bugün İskoçya Çekya müsabakasında Patrick Schick’in orta sahadan attığı muhteşem gol, bence en güzel gollerdi. 

 

ilkya-g.jpg

Avrupa şampiyonasının en iyi tarafı sahte pandemi sonrasında hayatın normalleşmesi ve tribünlere seyirci alınıyor olmasıydı. Ama bazı tribünlerde hâlâ veba devam ediyor gibi bomboş. Akıldan mantıktan uzak bir durum. Aklıma Rus yazar Dostoyevski’nin bir romanında bir savaşın öncesinde taraflara yaptığı bir öneri geldi. “Her iki taraftan da birer yoksul eri evine gönderin, annesine baksın, çiftliğini sürsün, bari onlar ölmesin!” Yahu bomboş bir tribün. Üç beş gariban oradan maçı izlese kıyamet mi kopar.

İsveç’in sansasyonel futbolcusu Zlatan İbrahimoviç’i kadroya almaması ilginçti. Oysa yeni vukuatlarıyla turnuvaya renk katabilirdi. Latife bir yana Batılı akıl kurala uymayana hiç şans tanımaz.

İspanya – İsveç karşısında % 80 topa sahip olmayla oynadı ama bir türlü İsveç defansını aşıp gol kaydedemedi. Luis Enrique’nin Barcelona şablonu üzerine kurduğu milli takıma Real Madrid’den futbolcu çağırmamış olması ayrı bir garabet. İspanya tuhaf bir şekilde takımda Messi varmış gibi oynuyor. Olmadığını ise atakları sonlandırmadaki tereddütten anlıyoruz.

Yalan yok, İlkay Gündoğan’ın örnek profesyonelliğinden dolayı bu turnuvada kalbim Almanya’nın kazanmasından yana. Tarih içerisinde Almanlar yenildiği için biz de mağlup sayılıyorduk. Şimdi biraz da futbolda galip geldiklerinde, üstelik kadroda bir Türk varken, sevinelim. Neşemizi bulalım.

 

cakir.jpg

Düşünüyorum da kış kıyamet oynanan bir Galatasaray – Trabzonspor müsabakasında, Trabzonspor taraftarlarının olduğu bölümdeki tavan ısıtıcılarını kapatmışlardı. Stadyumun diğer tarafındaki ısıtıcılar yanıyordu. Şimdi bu eros tanrısı çocuklarıyla aynı milli takımı tutacağız, öyle mi? Ya da bir önceki yıl Trabzonspor’un şampiyonluğu siyasetin yönlendirmesiyle İstanbul’un korsan bir takımına verilmesini unutacak mıyız? Ya da milli takım heyecanı 2010-11’deki şike olayını ve Trabzonspor’un çalınan şampiyonluk kupasını unutmamıza mâni midir?

Anlayamadığım bir husus da şudur. Avrupa Şampiyonası belli bir ülkede yapılmıyor. Pandemi bahane edilerek değişik başkentlerde oynanıyor müsabakalar. Azerbaycan Avrupa Birliği ülkesi değil, lâkin Bakü’de müsabaka oynanıyor. UEFA Paris’te, Sevilla’da, Saint Petersburg’ta ve diğer yerlerde müsabakaları oynatıyor. Ama İstanbul ya da Ankara’yı oynanmaya layık görmüyor. UEFA en son Şampiyonlar Ligi finalini İstanbul’dan alıp Portekiz’e vermişti. Ve bu çelişkili durumlarla ilgili tatmin edici bir haber ya da yoruma denk gelmişliğim yok henüz.

Puşkaş Arena’daki Macaristan-Portekiz müsabakasında tribünler tıklım tıklımdı ve hiçbiri de maske takmıyordu. Portekiz beklendiği gibi oyunu baştan sona domine etti. Türk hakem triosuna hiç sempatim yok. Hele de Cüneyt Çakır’a! Macaristan defansı topa elle dokundu. Süper Lig olsaydı VAR’a gidip penaltı yumurtlardı. “Devam” dedi Bay Çakır! Yardımcısı Ongun ise kabak ofsayta devam dedi, Macaristan gol atınca da “ağlara giden top gol değeri kazanmadı!” Maksat 0-0 giden maça biraz heyecan gelsindi. Çakır’ın penaltı kararı doğruydu. Portekiz son 10 dakikada Penaldo’nun ve Ronaldo’nun golleriyle skoru 3-0’a taşıdı.

 

rudiger-pogba.jpg

Fransa-Almanya müsabakası dengeli bir mücadele oldu. Fransa hücumda daha mobildi. Alman siyahi topçu Rüdiger’in maçta Pogba’ya resmen cinsel tacizde bulundu. Bir pozisyonda sakallarını Pogba’nın sırtına sürttü, sırtını ısırdı, sonra göğüslerini avuçladı. Ama hakem o pozisyona bile “devam” dedi. Almanya beraberlik için epeyce efor sarf etti ama muvaffak olamadı.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar