14.10.2021, 10:09

Ayaküstü Yazılar

Normal süresine 2 yıl kalmış olmasına rağmen seçim dillendirilmeye başladı. Yeni yönetim sistemimiz üzerinden bir seçim dönemi geçireceğimiz şimdiden aşikâr oldu.

   İktidar Türk usulü başkanlık sistemini savunur ve varsa eksiklerini giderelim görüşünü öne sürerken muhalefet ise yeni sistemin olumsuzluklarını öne çıkarıp eskiden olduğu gibi parlamenter sistemin eksikliklerini gidererek yola devam etmeliyiz düşüncesinde.

   Kısacası Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi olarak adlandırılan esasen ismi dahi koyulmamış sistem üzerinden seçim propagandası yürütüleceği kesinleşti.

   03 Kasım 2002 seçimlerinde ilk kez seçime giren AKP, yeni bir parti olarak mevcut hükümetin içinden çıkmaya çalıştığı ekonomik krize ilaveten vatandaşı direk ilgilendiren YOKSULLUK, YOLSUZLUK ve YASAKLAR üzerinden politikalar üreterek başarıya giden yolun taşlarını döşemişti.

   Krize çözüm bulması için yurtdışından getirilen Kemal DERVİŞ ekonomik krizin faturasını halka kesmiş ve sıkı ekonomik tedbirlerle zaten zor geçinen Türk halkının yükünü daha da ağırlaştırmıştı.

  Koalisyon ortakları arasında çıkan uyum sorunu, MHP’nin seçim restine rıza gösteren diğer ortakları sonucunda bedelini çok ağır ödeyecekleri bir seçime sürüklemişti.

   Öyle ki, ekonomik tedbirlerin en ağır bölümü geçmiş, çekilen sıkıntıların meyveleri alınacak aşamaya gelmişken adeta siyasi intihar etmişlerdi.

   Kısaca 3 Y diye sloganlaştırılan Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasaklara bir de devlet kademeleri tarafından sorun gibi görülmeye ve mücadele edilecek bir alan olarak kabul edilmeye başlanan inanç ve ibadet özgürlüklerine müdahaledeki gereksiz toplu uygulamalar eklenince iktidarın kaybetmesi kaçınılmazdı.

   Ak partinin muhafazakâr bir siyasi anlayıştan gelmesi, inançlar ve dini ritüelleri siyasi semboller haline getirmesi baskı altında bunalmış ciddi bir kesiminde desteğini arkasına almasına neden olmuştu.

   Halkın içinden gelen lider ve siyasetçilerle halka dokunan politikalar üreten AKP 3 Kasım 2002 seçimlerinin galibi olmakla kalmayıp kendinden önceki CHP hariç tüm partileri de sandıkta bırakmıştı. Sonraki yıllarda ekonomide Kemal Derviş politikalarına, Avrupa Birliği uyum yasalarına bağlı kalınsa da ikinci dönemden sonrası tartışmaya açıktır.

  Bugün itibarı ile Yoksulluk, Yolsuzluk ve Yasaklar 2002 yılından çok daha büyük boyutlara gelmiştir.

Nihayetinde 24 Haziran 2018 yılından bugüne de yeni yönetim sistemi devrededir.

Türk usulü başkanlık sistemi diyebileceğimiz bu sistem halka tanıtılırken parlamenter sistemin olumsuz yönleri, ağır işlediği ve aşırı politize olduğu öne sürülmüştür.

Oysa hayatının büyük bölümünde siyaset yapmış biri olarak sayın Cumhurbaşkanımız, devlet yönetiminden siyaseti uzaklaştırma yerine siyaseti devletin tam göbeğine oturtmuştur.

Çok büyük bir parti ve teşkilatlara rağmen aynı kişilerin devamlı görev alanları değişilerek görevlendirilmeleri 84 milyon nüfusa ulaşmış bir devlette izahı zor bir durumdur.

Bakanlar siyaset dışından seçilecek, şayet görev milletvekiline verilirse vekillikten istifa edecek, sadece görevlerine odaklanacak sözleri halen benim kulaklarında iken özel sektörden gelmiş bir bakanın muhalif siyasilere siyasi cevaplar vermesi anlaşılamazdır.

Geçmiş koalisyonlar kötülenerek memleketin koalisyonlardan kurtulacağı tezi ise ilk seçimde yıkılmıştır.

Şimdi bırakın koalisyon yapmayı, ittifak adı altında seçim aşamasında başlayan taviz ve koalisyon zaruri hale gelmiştir.

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 29 Kasım 2021
İmsak 05:47
Güneş 07:17
Öğle 12:14
İkindi 14:40
Akşam 17:02
Yatsı 18:27
23
parçalı bulutlu