Ayasofya Müzesi 35 milyon dolar kazandırmış!  

   Türkiye’de son günlerde TV ekranlarında en fazla tartışılan konulardan biri, İstanbul’daki Ayasofya Müzesi’nin, camiye dönüştürülüp dönüştürülmemesi! Ayasofya ile ilgili olarak siyasetçisinden tarihçisine, turizmcisine vs. onca kişi konuştu, konuşuyor. Kimileri Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasının sahte olduğunu kimileri gerçek olduğunu söylerken, siyasiler de neredeyse kerhen de olsa koro halinde Ayasofya Müzesi’nin camiye dönüştürülmesi gerektiğini belirtiyor. Ayasofya’nın müze veya cami olması aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vereceği bir karara bağlı. Cumhurbaşkanı olaya ihtiyatlı yaklaşıyor.
Ayasofya Müzesi, Bizans ve Osmanlı döneminde dini mekan olarak kullanıldı. 1934’den bugüne kadar da Müze! Ayasofya müze olmasına rağmen, Osmanlı döneminde eklenen minarelerinden ezan sesi yükseliyor ve yine o dönemlerde eklenen bölümde de namaz kılınıyor. Ayrıca, Ayasofya’nın kadrolu imamları da var.
Ayasofya’yı bir diğer açıdan değerlendirirsek, bu eser ‘altın yumurtlayan tavuk’ misali, büyük para kazandıran bir mekan.
Dün internete girdim ve Ayasofya’yı 2019 yılında kaç kişinin ziyaret ettiğine baktım. Tam 3 milyon 727 bin 361 kişi Ayasofya’yı ziyaret etmiş. Ayasofya’ya giriş ücreti bir yıl öncesine kadar 60 lira sonra 72 liraya yükseltilmiş. 3 milyon 727 bin 361 kişinin bir yıl içerisinde ziyaret için ödediği 35 milyon dolar civarında. 220 Milyon liranın üzerinde… Eski para ile 220 trilyon… Vergisiz, Sigortasız, Harçsız para! Türkiye’de bugün birkaç istisna dışında hiçbir fabrikanın kazanamayacağı bir para! Takriben 5 bin kişinin asgari ücretten yıllık maaş tutarı kadar.
TV’lere bakıyorum da, olayı bu yönden değerlendiren yok gibi! Ayasofya konusunda karar verici olanlar olayı bir de bu yönüyle ele almalıdır.
Trabzon’daki Ayasofya’da, İstanbul’dakinin bir küçüğü! Trabzon’daki Ayasofya’yı 3 milyon 361 bin kişi değil ama camiye dönüştürülmeden önce en az 500 bin kişi ziyaret ediyordu. Giriş ücreti 2 dolar yani 15 lira olsa, yılda bir milyon dolar yani 7 milyonluk, eski para ile 7 trilyonluk bir gelir demek.
Biz ne yaptık, Trabzon Ayasofya’nın yarısını camiye dönüştürdük, kapıyı bacayı açtık, 7 milyon lira da kaybettik.
Ayasofyaları cami yapalım iyi de komşu Yunanistan ülkesinde Osmanlı’dan kalan camileri müze olarak yeniden dizayn ediyor. Yunanistan’da camileri kilise yapabilirdi. Diyeceksiniz ki camileri kiliseye çevirmediler mi veya yıkıp ortadan kaldırmadılar mı?
Evet; camileri yıkıp ortadan kaldırdıkları doğru! Bizde dünden bugüne aynısını yapmıyor muyuz? Trabzon’un en görkemli kiliseleri mesela Ortahisar, Yenicuma, Çömlekçi, Sotka vs camiye çevrilmedi mi, onlarca kiliseyi yıkmadık mı?.. Ki bugün keşke yıkılmasaydılar demek zorunda kaldık!
İstanbul Ayasofya olayının bir de uluslar arası boyutu var… Yarın Avrupa’nın herhangi bir ülkesi, ‘Siz Ayasofya’yı camiye çevirdiniz biz de buradaki camileri kiliseye çevireceğiz’ derse ne yapacağız. O nedenle bu Ayasofya olayı çok iyi hesap edilmeli, devlet aklıyla hareket edilmelidir.
60-b.jpgBizim görüşümüzü sorarsanız; Günümüze kadar gelen tarihi mabedleri, mekanları korumalıyız ve turizm sektöründe kullanmalıyız.
 Hasan KURT
 

 
   

 

                          Gümrükçüoğlu’ndan tazmin edilsin!
 
    Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, ‘Yetkim olsa İtfaiye önündeki köprü geçişini kaldırırım’ mealinde bir ifade kullanmış. Ahmet Metin Genç, bize göre doğru bir tespitte bulundu. O köprülü geçiş yapılmadan önce karşı çıktık, bu yolun o bölgede trafiği rahatlatmayacağı gibi daha da kördüğüm yapacağını gerekçeleriyle söyledik. ggggggg.jpgBizim gibi Trabzon’da yaşayanların da büyük bölümü aynı düşüncede idi. Dönemin Belediye Başkanı Orhan Gümrükçüoğlu, tüm eleştirileri duymazdan geldi, bildiğini okudu, bilirkişileri bile değiştirdi ve sonunda o köprülü yolu yaptırdı. Gümrükçüoğlu’nun o köprülü yolu yaptırmasının nedeni, oradaki akaryakıt istasyonu sahibi ile arasındaki tartışma veya husumet. Halbuki o bölgede Ayasofya’da olduğu gibi bir kavşak yapılsaydı veya köprülü yol doğu-batı istikametinde değil de kuzey-güney istikametinde yapılsaydı sorun ortadan kalkmış olacaktı.
Dün, Ahmet Metin Genç’in sözleri üzerine yorum yaparken, Kamil Anahar, ‘Köprü için harcanan para eski başkandan tazmin edilebilir mi?’ diye sordu. 
3dec3f65-348d-4f31-9605-8fcf8aa016a2-003.jpgKamil’e, ‘Belediye veya kamu kurumlarının yaptıkları yanlış ve hatalı işlerin faturasını, o kurumların başındakilere veya imza sahiplerine çıkarma imkanı yok. O nedenle, bu tür yanlış yatırımları yapanın yanında kalır. Burada önemli nokta, kamuoyunun ve siyasilerin başlangıçta bu tür yanlışlara direnmeleridir. Orhan beyden tazmini de söz konusu olamaz’ dedik.
 
*****

 
   Tam bol D vitaminli, ciddi bir Güneydoğu Anadolu turu yapacaktım bölgede terör meselesi patlak verdi. Tam şöyle ağız tadıyla balonlu, peri bacalı, bol aforizmalı, deve turu selfili bir Kapadokya turu yapacaktım sol ayağım arızalandı, iki ay yataklarda kıvrandım. Tam gözümü karartıp, bu Karadenizliler senin kadrini bilmiyor Metin, senin şansızlığın Akdenizli doğmamış olmandır, deyip valizimi toplayacakken al sana hayalet bir virüs! Nerede bu virüs, hangi dağda koronalı ölmüş, şahidi kim bu tıbbın, bence uzaylılar tıbbı bahane edip adam kaçırıyor, düşüncelerinde buldum kendimi. Tam yeter ulan bu sahilde bu kadar oyalanmak, ver elini Batum, Tiflis, Bakü, Soçi, Erivan, Tebriz, al sana sağlam üç yüz sayfalık Kafkasya Rapsodisi malzemesi, diyeceğim bu kez devreye kesilecek çay bahçeleri giriyor. Tam artık şu orta Karadeniz'de yarım kalan keşifleri tamamlamalı, Amazon savaşçıların diyarını alıcı gözle görmeli, Amasya'yı Mithridatesler üzerinden gezmeli falan derken al sana devam eden pandemi yasakları, kısıtlamaları, soğuk ve mesafeli ruh halleri durumu. Yani her defasında bir yerlere gitmeye, biraz olsun kafamı dağıtmaya niyetleniyorum hesapta olmayan bir şey çıkıyor. Bu işin iyi tarafı şu. Karadeniz denilen evreni Türkçe ile sıkı bir şekilde kuşatıp romana, hikâyeye, aforizma sağanağına tutmama sebep oldu. Kötü tarafı ise Anadolu, Kafkaslar ve dünya benim için hâlâ işlenecek bakir topraklar durumunda.
(Metin Kondel)

Önceki ve Sonraki Yazılar