Gürsel Özgür

Gürsel Özgür

AZAMİ CESARET!

Soykırım veya genosit, ırk, canlı türü, siyasal görüş, din, sosyal durum veya başka herhangi bir ayırıcı özellikleri ile diğerlerinden ayırt edilebilen bir topluluk veya toplulukların bireylerinin, yok edicilerin çıkarları doğrultusunda, bir plan çerçevesinde ve yok edilmeleri niyetiyle girişilen eylem ve sonuçlar bütünü diye tanımlanmaktadır.

Tarifi yapılan eylemde en becerikli ülke, sözde demokrasinin beşiği olan ve Kızılderili seviciliğiyle ün salan ABD’dir. Tarihi katliamlarla dolu olan bu devletin yaptıklarına bir örnek teşkil eden Vietnam’da Amerikalı Teğmen William Calley’in 16 Mart 1968’deki My Lai Katliamı unutturmak isteseler de önlerine hep çıkar. Dramatik bir yolculuğa çıkalım mı?

Birlik Komutanından emrini alan Teğmen emir komutasındaki birliği ile Vietnam'ın Quang Ngai Bölgesi'ndeki My Lai köyüne ulaşır. Sessizliğin hâkim olduğu köyde sabah kahvaltılarını hazırlamakta olan kadın, çocuk ve yaşlı erkeklerden oluşan insanlarla karşılaşırlar. Teğmen Calley askerlere köylülerin üzerlerine ateş açılma emri verir. Bazı askerler emri dinlemeyip duraksayınca Teğmenin bizzat ateş etmesiyle katliam başlar.

Adam Silverman ve Kristin Hill ‘’ My Lai Katliamı: Bir Amerikan Trajedisi’’ adlı kitabında katliamı şöyle anlatır: ‘’Amerikan askerleri sığırlar, tavuklar, kuşlar ve daha da kötüsü siviller dâhil olmak üzere hareket eden her şeye ateş ediyorlardı. Köylüler herhangi bir direniş göstermiyorlar, buna rağmen askerler kulübelere el bombası atmaya, bomba atar ile makineli tüfek ile ateş etmeye devam ediyorlardı. Bebekler öldürüldü, çocuklar vuruldu ve kadınlar tecavüz edilerek öldürüldüler. Çok geçmeden 500 kadar sivil ölmüş halde yerde yatıyordu. Fakat işleri bitmemişti. Sıra köyün yakılmasındaydı. Cesetler, evler, erzaklar, yiyecekler kısaca her şey yakılıyordu.’’ Sahneyi gözünüz kapalı düşünün, delik deşik olmuş, iç organları parçalanmış, yanmış karnında bebekleriyle kadınlar, bebekler, çocuklar ve yaşlı erkekler…

Bir gazetecinin ısrarlı mücadelesi sonucu mahkemeye verilen ve ‘’emirleri uyguladım’’ diyen günah keçisi Teğmen William Calley ile birlikte toplam 14 asker hakkında açılan davada askerlerin hemen hepsi beraat etmiş, yalnızca Teğmen Calley ömür boyu hapse mahkûm edilmiştir. Ancak çok geçmeden ABD Başkanı Nixon tarafından çıkarılan bir af ile cezası 2 senelik ev hapsine çevrilmiştir.

Dosyası böyle çok vahşi olaylar ile kabarık olan ABD Başkanının siyasi nedenle Ermeni Soykırımı ifadesi ciddiye alınacak bir ifade değildir. Savaş hukuku açısından değerlendirilebilecek bir konunun şirazesinden çıkarılarak istismar edilmesi şaşırtıcı olmamıştır. Zira emperyalistler hiçbir zaman Mustafa Kemal’den yedikleri tokadı unutmamışlardır.

1. Dünya Savaşı’nda Ruslarla savaşılırken Ermenilerin Ruslara destek vermesi üzerine 14 Mayıs 1915 tarihinde kendi varlığını korumak adına Sevk ve İskân Kanunu çıkartılmıştır. Talat Paşa ayrıca Ermeniler hakkında gizli emir de vermemiştir. Daha güvenli olan güneydeki savaş dışı alana, Suriye’ye sevk esnasında meydana gelen çatışmalardan, çetin yol ve iklim şartlarından, salgın hastalıklarından dolayı kayıpların olması dönemin koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Ölen Ermenilerin sayısının 1- 1,5 milyon olduğu iddiası hiç gerçekçi değildir. O dönem Ermeni nüfusu 1,3 milyonken bu rakamın zikredilmesi bile gülünçtür. Birçok demokrasi havarisi kesilen ülkede bile yapılmayan bir uygulama ile savaş sonrasında Divanı Harp kurulmuş ve Enver, Talat, Cemal Paşalar ile Dr. Nazım kaçmış oldukları için geri kalanlar tutuklanmışlardır. Liste İngilizlere verilmiş ve yargılamalar Malta’da yapılmıştır. Sonunda delil olmadığından dava açılamamıştır.

İlahlar sanki kurban istiyormuşçasına Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey hakkında da soruşturma ve sonrasında yargılama yapılır. Sorumlu bulunur ve idama mahkûm edilerek cezası 10 Nisan 1919'da İstanbul Beyazıt Meydanı'nda yerine getirilir.

Tehcir günün koşullarında savaş kuralları gereği mecburen yapılmış, karşılıklı ölümlerde sorumluluğu olabilecekler soruşturulmuş, bir Kaymakam sonradan iade-i itibar edilmiş olsa da kurban verilmiş ve tarihçilerin araştırmasına bırakılmıştır, siyasilerin söz söylemesi boşunadır.

Ermeni Sovyet Tarihçi A. A. Lalayan bir makalesinde, ‘’Taşnaklar Türk kadınlarını, çocuklarını, yaşlılarını ve hastalarını katletmede azami cesareti (!) gösterdiler.’’ diye yazar. Taşnakların azami cesaretiyle Teğmen Calley’in cesareti birbirine tıpatıp benzemiyor mu?

Bu akşam tam kapanıyoruz, Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.