BANA ARKADAŞINI SÖYLE…

Şu sıralar Türkiye’nin gündeminde “reform” var

Reform, Fransızca kökenli bir sözcük. Türk Dil Kurumuna göre anlamı; “düzeltme, daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik” demek…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkede demokrasi, ekonomi ve hukuk alanlarında reform yapılacağını söyledi…

Dolayısıyla eğer bir konuda reform yapılacaksa,  geçmişteki uygulamalardan memnun olmadığınız anlamına geliyor…

Bu da, “geçmişte yaptıklarımızı artık yapmayacağız” demek oluyor…

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, reformla ne kast edildiğini söylerken; 18 yıllık AKP iktidarının yargıyı nereye getirdiğini zımnen itiraf ediyor:

Hukuk devleti niteliğinin ayrılmaz parçası, yargının tarafsız ve bağımsız olmasıdır… Hukuk devleti olmanın şartı 83 milyonun kendisini güvende hissetmesidir. Ne olursa olsun, isterse kıyamet kopsun yeter ki adalet yerini bulsun

Her ne kadar, Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı neleri yanlış yaptıklarını söylemekten kaçınıyorlarsa da,  

Şunlar net olarak anlıyoruz;

Yargı, bağımsız ve tarafsız değil…

Adalet yerini bulmuyor…

83 milyon kendini güvende hissetmiyor…

Bu kaçıncı “reform” sözüydü, saymadım…

Sizce ne kadar inandırıcı geliyor bilemem; ama benim aklıma eşekten düşen Nasrettin Hoca hikâyesi geldi. Hani kendisine gülen çocuklara, “Siz benim gençliğimi görseydiniz, nasıl binerdim eşeğe” dedikten sonra, içinden; “Ben senin gençliğini de bilirim” demesi gibi…

Ergenekon, Balyoz davalarını biliriz…

Genel Kurmay Başkanının terörist ilan edilip, hapse atılmasını biliriz…

Haksız, hukuksuz yargılamalarla canları yakılanları biliriz…

Onları Fetö yapmıştı…

Ya şimdi olanlar?

Sözcü davası, Cumhuriyet gazetesi davası; Kavala, Demirtaş, Müyesser Yıldız, Murat Ağırel davaları? Hangisinde hukuk var; hangisi “tarafsız ve bağımsız yargı”nın marifeti?

Onları da mı Fetö yaptı?

83 milyonun güvenliği imiş!

Organize suç örgütü lideri olmaktan mahkûm olan kişi, ona özel bir af yasası çıkartılarak serbest bırakıldı…

Aynı kişi, ağıza alınmayacak sözlerle Ana Muhalefet Partisi Liderine hakaret ediyor, tehditler savuruyor; Demokratik bir devlette, bırakın siyasi parti liderini tehdit etmeyi, sıradan bir vatandaş bile tehdit edilse, savcılar harekete geçer…

Hiçbiri kılını kıpırdatamadı, harekete geçemedi…

Yargı, sus pus!

Hükümet sus pus!

Adalet Bakanı, sus pus!

İçişleri Bakanı sus pus!

83 milyonun güvenliği böyle mi sağlanacak?

Hukukta reform yapacağız derken, Türkiye’de hukuksuzluk kural haline geldi…

Birileri ülkenin ikinci büyük partisinin liderine tehditler savurup, hakaretler yağdırırken; harekete geçmesi gerekenler olan biteni keyifle izliyor…

Hakkını yemeyelim, Devlet Bahçeli olaya duyarsız kalmadı…

Hemen tepkisini gösterdi!

“Dava arkadaşımız” dedi…

Ne diyebiliriz, Bahçeli şaşırtmadı…

Ne diyor atasözümüz?

“Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim”

Anayasa Mahkemesinin kararlarını uygulamayan alt mahkemeler, toplumun vicdanını yaralayan haksız hukuksuz tutuklamalar, basına ve gazetecilere baskılar, karartılan televizyon ekranları sürüp gidemez…

Demokrasi ve hukuktan uzaklaşmanın karşılığı halka işsizlik, yoksulluk, enflasyon olarak yansıyor…

Bedelini tüm toplum ödüyor… 

Demokrasi ve hukukta reform, yalnız yasaları değiştirmekle olmuyor…

Zaten yargıda yaşanan olumsuzlukların hiçbiri, yasaların yetersizliğinden kaynaklanmadı…

Her şeyden önce yasaları uygulayanların zihin yapılarının değişmesi, demokrasi ve hukuku benimseyip, içselleştirmeleri gerekiyor…

Bunu da Ak Parti’den, tek adam rejiminden beklemek; saflık olur diyorum…

 

BENDEN SÖYLEMESİ…

Bülent Arınç, Osman Kavala ve Demirtaş’tan bahsedip, “davaları haksız buluyorum” dedi…

Arınç, bununla da kalmadı…

Demirtaş’ın kitabının okunmasını tavsiye etti…

Bülent Arınç’ın bu sözleri üzerine, “yandaş” yazarlar ayağa kalktı

Kavala nasıl serbest kalır?

Demirtaş teröristtir, Yasin Börü’nün katilidir, eli kanlı canidir…

Bülent Arınç’a  hakaretler gırla…

Bir hain ilan etmedikleri kaldı Arınç’ı…

Ama, fakat, lakin!

Bülent Arınç sıradan biri değil…

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi…

AKP’nin kurucusu…

Eski TBMM Başkanı…

Erdoğan’ın bilgisi olmadan konuşabilir mi?

Yarın Demirtaş ve Kavala serbest kalırsa; mahcup olursunuz…

Gerçi siz bir bahane bulursunuz mutlaka,

“Konjonktür” dersiniz, “çıkarlar” dersiniz, “fena çocuk değildi” dersiniz, “cezasını çekti” dersiniz…

Dersiniz de dersiniz…

Kim bilir, Biden’ı bile bahane edebilirsiniz…

Ben yine de,

İyi düşünün derim…

Benden söylemesi…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.