Başbakan Erdoğan, unutulmaya yüz tutan insanlığı hatırlatıyor.!

 


Hiç kuşku yok ki Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti’nin Atatürk’ten sonra en çok sevilen, karizmatik tek lideri. Beğeneni, beğenmeyeni var ama herkesin dilinde Recep Tayyip Erdoğan var. Tek başına aldığı oy oranı onu Türkiye Cumhuriyeti’nin son yıllardaki en etkili ismi yapıyor. Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi ya da iktidar olan bir başka parti lideri hiç bu kadar etkili olamamıştı. Hepsinin alternatifi vardı. Başbakan Erdoğan’ın değil alternatifi yanına yaklaşan bir isim dahi yok. Kaderini kendi yazıyor desek yeridir. Yeri geliyor sinirleniyor yeri geliyor çocukların yanağını okşuyor yeri geliyor tarihi futbol maçlarına tanıklık edip sevinç gösterisinde bulunuyor yeri geliyor dostum dediği insanı son yolculuğuna uğurlarken tabutunu omuzluyor, cenaze aracına biniyor. Hayatı ve sokak dilini çok iyi biliyor. Bütün bunları içinden geldiği gibi samimiyetle yapıyor. Zaten samimi olduğu için de taraflı tarafsız herkesin sempatisini kazanıyor. Bu durum son yıllarda unutulmaya yüz tutan insanlığın da yeniden hatırlanmasına yardımcı oluyor. Selamın dahi çıkara dayalı verildiği bir dönemde yaşıyoruz. Bu süreçte insanın samimi bir dost bulması çok ama çok önemli. Keşke yaşamımız ve ilişkilerimizde samimi olmayı başarabilsek. Aslında çok da uzak ve maliyet isteyen bir iş değil. Sadece insanın kendi duygularına gem vurması gerekir. Yapılabilir mi? Bu kadar oyununun oynandığı bir ortamda ayakta kalmayı başarabilen herkes rahatlıkla yapabilir. Konuyu dağıtmayalım. Sayın Erdoğan’ın yanlışları yok mu? Elbette var. Bunu kendisi de kabul ediyor. Kimin yok ki. Ancak Başbakan Erdoğan siyasette uzun yol kat ettiği için şarap(!) gibi değerleniyor. Olgunlaşıyor ve olayları daha sağlıklı akıl süzgecinden geçiriyor. Zaman zaman tabandan gelen tepkiye ve milletvekillerini toparlamak için farklı yollar deniyor. Türban bunun en güzel örneğidir. Anayasa Mahkemesi’nin kararı çok önemli.! Ondan daha önemlisi ne biliyor musunuz? Başbakan Erdoğan’ın bu kararı siyasetin ilk günündeki acemiliği ile mi yoksa yılların birikimiyle daha olgun ve kendinden emin ülkenin gerçeklerini gören anlayışla mı değerlendireceğidir. İkinci şıktan yola çıkarak bir değerlendirme yaparsa inanın hem ülke gerginliklere gebe kalmayacak hem de Erdoğan uzun süre alternatifsiz olmayı sürdürecek.


 


AK Parti Belediye başkan adaylarının iştahı kabardı..!


 


Anayasa Mahkemesi’nin AK Parti hakkında verdiği karar herkes ve herkesim tarafından planların yeniden masaya yatırılması ve belirlenmesine neden oldu. Bu konuda önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçimler öncesi aday olmak isteyenler partiyle ilgili belirsizliğin ortadan kalkmasıyla birlikte yeniden harekete geçti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu ay sonunda Trabzon ve Rize’ye yapacağı ziyaretlerde ilk yoklamalarda yapılacak. Şu ana kadar partiyle ilişiği olan ya da olmayan çok sayıda isim adaylık için nabız yokladı. Bu isimlerin bazıları kendine göre gelin güvey olurken bazıları da il teşkilatları ya da parti teşkilatları kanalıyla ismini ortaya attırıyor. Seçimde bakan Faruk Nafiz Özak’ın rolü büyük olacak ama asıl belirleyici olacak olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Anayasa Mahkemesi kararından sonra toplumla barışık olmayı planlayan başbakan Erdoğan’ın teşkilatlarda görevli olanların dışında aday arayışına girmesi sürpriz olmaz. Bu konuda değişen ve gelişen süreç içerisinde isimler netleşecek ama bazılarını kamuoyuna sunmakta sakınca görmüyorum. Kadir Topbaş’ın yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olma istediğini açıklamasının ardından TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar ismi Trabzon’a daha yakın görünüyor. Karayolları Genel Müdürü Cahit Turan, Doğum Hastanesi Başhekimi İsmail Topal, eski il başkanlarından Ali Rıza Akdeniz ve Ahmet Metin Genç öne çıkan isimler. Bu isimlerin dışında sürpriz isim olarak da biz her ne kadar AK Parti’ye üye dahi olamaz desek de Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şadan Eren geliyor. Sayın Eren oda başkanlığını yeni dönemde düşünmüyor ve yerel seçimlere hazırlanıyormuş. Ne diyelim siyasette neyin ne olacağı hiç belli olmuyor. Her ne kadar Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ile birlikte hareket edeceğim dese de sayın Eren AK Parti’den aday gösterilirse şaşırmamak gerekir..!


 


23 Temmuz’da “Özen’e ikinci kez vize” diye yazmıştık


 


KTÜ’ de rektörlük yarışının başladığı ilk günden itibaren bugüne kadar yazdığımız bütün yorumlar hem belirleyici oldu hem de tabiri caizse “cuk” oturdu. Aydın Dumanoğlu isminin aday olarak muhalefet tarafından İbrahim Özen’e karşı ortaya atıldığını bunun çok fazla başarılı olamayacağından tutun da adaylar aldığı oy oranlarına, YÖK’teki sıralamaya kadar yaptığımız tüm yorumlar hem çok doğru hem de ilgiyle takip edildi. Seçim süreci tamamlandıktan sonra da bir dizi çalışma için Ankara ve İstanbul seyahatlerimiz olmuştu. Görüşmelerden sonra 23 Temmuz günü “Köşk’ten Özen’e ikinci kez vize” başlığıyla bir yazı kaleme aldık. O yazıyı gerçek temellere dayandırarak(Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan KTÜ Rektörü konusunda mutabakata varmıştı) yapılanları tek tek anlattık. Geçen hafta Salı(29 Temmuz) günü geç saatlerde sayın Özen’le bir görüşmemiz oldu ve bu görüşmede kendisine “Hayırlı olsun. Daha önce mutabakata varılan kararınız imzalanmış” dedim. Sayın Özen her halde ilk kez bizden öğrendi kararı ama haklı olarak imzayı görmeden temkini de elden bırakmak istemiyor. Süreci takip eden ve bu konuda mütevazi davranmayacak olan bizler bundan sonraki dönemde de gelişmeleri yakından takip edeceğiz. Bu işleri bilmek için müneccim olmaya gerek yok. Masa başı haberciliğini terk edip ilgili yerlere ulaşıp kaynaklarına karşı güven tesis edersen her türlü bilgiye ulaşabilirsin. 2 hafta önce yazdığımız yazının doğruluğunu şimdi görmek bizleri haber konusunda daha fazla sorumluluk almaya sevk ediyor. Dediğim gibi sadece doğru adamlarla doğru zamanda ve güvene dayalı ilişkilerle sonuca kolaylıkla ulaşabilirsin. Bu saatten sonra rektörlük koltuğuna ikinci kez oturacak olan sayın İbrahim Özen’i bir kez daha tebrik ediyor, üniversiteyi daha başarılı ve etkin konuma getirmek için sabır ve kararlılıkla çalışmalarına devam etmesini diliyorum. Umarım KTÜ yeni yönetim ve yeni anlayışla çok daha başarılı dönemlere yelken açar.


 


Dumanoğlu valizini topladı..!


 


Aydın Dumanoğlu’nun KTÜ’ye dönüş sürecini yakından takip etmiştim. Geçmiş yazılarımızı takip edenler Prof. Dumanoğlu’nun şartları oluşturması halinde rektör adayı olacağını ifade etmiştik. O zamanlar bize “Olmaz” diyenlerin sonradan haklı olduğumuzu kabul ettiklerine şahitlik ettik. Süreci uzun uzadıya yazacak değilim ama Aydın hoca yarışta hiç de etik olmayan bir yaklaşım sergiledi. Hele rahmetli olmuş meslektaşlarımız ve kendi meslektaşlarına yönelik tarikatçı nitelendirmeleri fazlasıyla dikkat çekmiş ve rahatsızlık yaratmıştı.  Sayın Dumanoğlu’nun alacağı oyu önceden yazmıştık ve yazdığımız rakamı ne aşağı ne yukarı aynen almıştı. Aldığı mağlubiyete rağmen 153 oyla rektör olmak için yola çıktı. Soluğu parlamentodan eski arkadaşlarının yanında aldı. İstisnasız uğradığı her adreste kendisine nezaket kuralları içinde olumsuz yanıt verildi. Yılmadı YÖK üzerinde kulis çalışmalarını derinleştirdi ama o da yeterli olmadı. Geçmiş zaman olduğu için kimlerle irtibat kurmaya çalıştığını yazmayacağım ama şu kadarını söyleyeyim eski çalışma arkadaşlarıyla Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e ulaşmak için her yolu denedi. Nihayetinde aldığı oyun yetersizliğini rağmen büyük umutlarla yola çıktığı Ankara’dan hayal kırıklığıyla geri döndü. Biz seçimden hemen sonra KTÜ’den istifa etmesini söylemiştik ama kendisi pek de hakkaniyetli olmayan mücadele yolunu seçmişti. Başarılı olamadı ama bir umut beklemeyi de son dakikaya kadar sürdürdü. Sonunda iş başa düştü deyip valizini hazırlamaya başladı. Artık geri dönüşü olmayan bir yola girmişti. Ankara’ya yerleşip hayatını orada sürdürmeye karar vermiş.  KTÜ’ye bilim için dönen ancak oynanan filmlere alet olan sayın Dumanoğlu’nun bize karşı yaptığı tüm eleştirilere rağmen biz kendisine başarılar diliyor yolun açık olsun diyoruz. Keşke demeyi sevmem ama keşke bu süreci iyi niyetli sürdürüp kaybettiğinde çekilme erdemliliğini gösterip KTÜ’de kalabilseydi.! Artık çok geç bunu kendisi de bildiği için valizini hazırlamış bile…!


 


Hasan Kore yolcusu..!


 


Hasan Üçüncü. Trabzonspor’da fazla forma şansı bulamadan emekli olacak diyenlerden tutunda aldığı paraya kadar pek çok konuda eleştirildi. Bu eleştirilerin dozajı zaman zaman fazla olsa da her dönem adından söz ettirmeyi başardı Hasan. Sezona hazır girmek için aylar öncesinden çalışmalarını başlatmıştı. Bu sene yapılan transferlerle işinin daha zor olduğunu biliyordu ama yıllarını verdiği ve çok sevdiği Trabzonspor’da kapının önüne konacağını bilmiyordu.  Kader bu ya..! Jübilemi yapacağım dediği takımdan ayrılıp ve yeni heyecanlara yelken açacaktı. Öyle de oldu. Bir ara Kocaelispor’la anlaştığı yolunda çıkan haberlere aldırış etmeden, “Direneceğim. Gerekirse bütün sezon takımdan ayrı çalışacağım ama Trabzonspor’da kalacağım” diyordu. Diyordu demesine ama kendisine yapılanları da hazmedemiyordu. Uzaklara çok uzaklara gitmeyi kafasına koymuştu. Menajerler aracılığıyla yolu eski hocası Şenol Güneş’in görev yaptığı Kore’ye düştü. Görüşülen 3 takım(Alpay’ın 2004 yılında forma giydiği İncheon, Daejeon ve Busan) var Güney Kore’de. Bu konuda eski takım arkadaşı Seoul’de oynayan Ceyhun başta olmak üzere Şenol Güneş’ten bilgi alıp ülkeyi araştırmaya başlamış bile. Teklif (Yıllık 400 bin dolar) çok değildi ama buralarda da duramazdı artık. Eğer anlaşabilirse Hasan önümüzde ki haftalarda Kore’ye gidip imza atacak. Ayrıca Bursaspor ve Antalyaspor’unda Hasan’la ilgilendiği bilgisine ulaştık. Hasan’la başladık Erdinç ve Jabi ile devam edelim. İki oyuncu da Hasan gibi düşünülmemiş ve kendilerine kulüp bulmaları istenmişti. Şu kadarını söyleyelim Erdinç başkentin iki takımı Ankaragücü ve Ankaraspor’la görüşmelerini sürdürüyor. Jabi’de Bursaspor ve Eskişehirspor’un gündeminde. Bu oyuncuların tutumunda ücret belirleyici rol oynuyor ama Hasan gibi bu iki oyuncu da Trabzon’da yaşadıkları hayal kırıklığından bir an önce kurtulmak istiyorlar.   


 


Hüseyin’e yapamadılar Tolga’ya yaptılar ibretle izledim..!


 


Önce kaptanın ne anlama geldiği konusunda bazı bilgiler verelim. Kaptan; tek bir cümle ile camiayı temsil eden kişi demek. Konuşmasıyla, davranışıyla, ilişkileriyle, saha içindeki tutum ve yaklaşımıyla kulübün menfaatlerini üst düzeyde temsil edeceğine inanılan karakter, zeka ve yeterliliğine inanılan sporcu seçilir. Yani herkes koluna o bandı takamaz. Trabzonspor’un 10 yıllık kalesini koruyacak yetenek de bir kaleci denildi Tolga için. Hatta bir ara son yılların en iyi kalecilerinden Rüştü Reçber, Tolga’yı alternatifi olarak gösterdi ve yeteneklerini övmekle bitiremedi. Galatasaray(4-1) maçının acı tecrübesine rağmen yılmadan çalıştı ve geleceğe yönelik güven verdi. Milli takımın Avrupa Şampiyonası kadrosuna çağrılan tek Trabzonsporlu oyuncuydu. Milli takımdan döndükten sonra katıldığı kampta 2.kaptanlığı elinden alındığını öğrendi. İlk yıkımı burada yiyen genç kaleci Onur’la girmeyi düşündüğü kale yarışında güvensizlikten dolayı bir de Tony Silva’nın transfer edilmesiyle ikinci kez hayal kırıklığına uğradı. Artık Trabzonspor’da hiç kimse kendine güvenmiyordu. Yönetim elinden kaptanlığı (Tolga düşünülmüyor diyorsanız o zaman Hüseyin’den de kaptanlığı alsaydınız. Çünkü Ersun Yanal bu sezon ki kadrosunda Hüseyin’i hiç düşünmedi. Satılması için rapor verdi. Satılamayınca da satılana kadar zorunlu ilk 11 görünüyor ama Ersun hoca buna ne kadar dayanır orasını bilemem)teknik heyette formayı almıştı. Beklemek ve sabırlı olmaktan başka çaresi yok.. Ancak bu moral bozukluğu içinde geleceğin kalecisi diye lanse edilen Tolga bırakın kaleyi, kadroya girmesi bile zor gözüküyor. Tolga bir sporcunun yönetim ve tercihler nedeniyle nasıl amiyane tabirle harcandığının en güzel örneği. Trabzon’da kafasının rahat olmadığı ve kendisine yapılanları içinde sindiremediği gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Başka bir takıma giderse hiç şaşırmayın. Ne diyelim Tolga’ya değil de onu o duruma getirenlere 2 çift laf söylemek lazım. Bu zihniyetle Trabzonspor yarışmacı olsa ne olur olmasa ne olur..!


 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.