Mikdat Kadıoğlu

Mikdat Kadıoğlu

BAŞBAKAN İSMET PAŞA’YA MEKTUP

Bir dirhem yiyeceği ve bir tane ekeceği bulunmayan bizler*

 

1928 yazında Anadolu’yu kasıp kavuran kuraklığı izleyen kıtlık ve açlık, kış aylarında da sürdü. Üstelik kış bastırınca aslında tarımla uğraşan ama kuraklık dolayısıyla ekmek parası kazanmak için bir çoğu civara dağılmak zorunda kalmış halkın artan yakınmaları yılın son haftalarında en üst seviyeye çıktı. Çaresiz kimselerin, neredeyse aynı dercede çaresiz kalmış resmi makamlara içinde bulundukları feci durumu bildiren dilekçeleri biribirini izlemekteydi.

 

Niğde’den gelen imdat dilekçesi

 

Aşağıdaki Başakan İsmet Paşa’ya gönderilen dilekçe, benzeri bir çoğuna örnek oluşturmakta. Bu dilekçede köylülerin içinde bulundukları zor durumu öyle bir dille açıklanıyor ki insanın içi sızlıyor ve kurdukları cümlelerin ihtişamına insan şapka çıkartıyor.

 

Başvekalet-i Celileye:

 

Bizler de millet için faydalı, devlet için faydalı, memleketi için faydalı köylülerdik. Üç seneden beri kör tabiatın yağmur yerine döktüğü facialara göğsümüzü gererken bir gün gelip de böyle yeni Türkiye’mizin birer çıbanı haline geleceğimizi hatırımıza bile getirmiyorduk. Fakat şu geçen yıl hayalimizden bile geçmeyen faciaları nihayet bir hakikat haline soktu:

 

Dün saçtığı tohumların filizlerine ümit ve emelleriyle karlar altında ilk bahar hayatı yaşayan delikanlılarımız, bugün iş bulmak için dağıldıklan yerlerde yalnız kendilerinin ekmeğini bile kazanamıyarak türlü sefaletler içinde can çekişiyorlar.

 

Dün ineklerinin, koyunlarının ve keçilerinin sütlerine heleği taşıyan gelinlerimiz, bu gün kendi göğüslerinde kuruyan süt gözlerinin üstünde açlıktan gözleri kapanan yavrularıyla birlikte kara topraklara gömülüyorlar.

 

Dün yuvalarının cıvıltılan içinde ak saçlarıyla birer saadet meleği gibi dolaşan ihtiyar nine ve dedelerimiz, bugün dağıldıkları şehirlerde bir dilim ekmek için yüzlerine çarpılarak kapanan kapılardan merhamet dileniyorlar.

 

Dün bütün bir ailenin en büyük ümidini teşkil eden oğul ve kızlarımız,bugün hizmetçilik için baş vurdukları yerlerden red oluna oluna nihayet çamurlar içine düşerek namus ve ırzları pahasına karın doyurmaya çalışıyorlar. Daha fazlasını biz söylemiyeceğiz. Takdir ve tasfirini bizi düşünmek mevkiinde bulunanların yüksek dimağ ve duygulu kalplerine bırakarak dileklerimize başlıyoruz. Şimdiye kadar tekrar tekrar yaptığımız müracaatlar neticesinde bir dirhem yiyeceği ve bir tane ekeceği bulunmayan bizler (ki Bor kazası dahilinde sekiz parça köyün toprağa ve buluta bağlı köylüleriydik) Niğde Vilayeti vasıtasıyla gönderilen havaleden ancak çift başına 25’er lira tohumluk bedeli alabilmiştik. Büyük bir yangın için ancak bir kova su yerine geçen bu para ile ne yapılabileceğini şüphesiz ki sevgili hükümetimiz takdir buyuracaktır. Binaenaleyh

 

Seneye daha büyük bir facia

 

Önümüzdeki seneye hududunu genişleteceği hiç şüphe olmayan şu büyük facianın önüne geçilmek üzere ilkbahar tohumluğumuza medar olabilecek muavenetin semeradar olacak bir mikdarda teminini İktisat Vekaleti Celilesi’nin,

 

2. Sokak çamurları içinde hamiyetini ve ahlakını çürüterek el açan yüzlerce nine, dede, oğul ve kızılanmızı şu korkunç sefaletten korumak ve kurtarmak üzere iaşemize yârdım için vakit geçirmeksizin harekete gelmesini muhterem Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nin,

 

3. Civar kasaba ve köylerde binbir katı yürekten her türlü ahlaki fedakarlık karşılığı bir dilim ekmek dilenen sürü sürü oğul ve kızlarımızı cemiyete faydalı bir halde yetiştirebilmek üzere ne kadarına imdat kolunu uzatmak ve ne kadarına şefkatli kucağını açmak imkanını bulabilirse, bir an evvel bize bildirmesini Maarif Vekaleti Celilesiyle Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin,

 

4. Ve nihayet, bütün bu maruzatımızın ehemmiyet ve müstaceliyetine gereği gibi takdir buyuracağından emin bulunduğumuz büyük ruhlu Başvekilimizin şefkat kanatlan altına sığınarak istirham ederiz.

 

20 Aralık 1928

 

Karadeniz içinde barajlarımız olmalı

 

İnanın kuraklık 31 doğa kaynaklı afetin içindeki en tehlikeli afettir. Aman dikkat, sularımızı çakıl taşına kadar koruyalım lütfen. Doğu Karadeniz çok yağışlı ama suyu kıt bir bölgedir. Yağan yağmurlar eğimli arazideki kısa derelerle hızla denize ulaşır; depolanamaz. Artık Doğu Karadeniz’de de yer altında ve deniz için baraj yapılmasının düşünülmesi zamanı geldi de geçiyor bile.

 

* Prof. Dr. Seçil Karal Akgün ve E. Öğr. Gör. Murat Uluğtekin, 2020: Yeni Belgeler Işığında Hilal-i Ahmer’den Kizilay’a Cilt-2 kitabından

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.