23.01.2008, 00:00

Başbakan, YÖK, türban, Sokrates kısaca herkes!

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan göreve geldikten sonra yaptığı açıklamalarla gündemi sarsmıştı. O dönemler görüştüğümüz önemli isimlere konu hakkındaki fikirlerimizi paylaşıp şunu söylemiştik; “YÖK gibi bir kurumun başına getirilen kişi kafasına göre bu tarz konuşmalar yapıp ülkenin gerilmesine neden olmaz/olamaz. Bu olsa, olsa danışıklı dövüştür. YÖK Başkanı uygulanması planlanan fikirleri ortaya atıp tepkileri göğüslemek üzere seçilmiştir. Dönem, dönem susacak ama gerektiğinde de bunu yapmaya devam edecektir. Ta ki iş sonuçlanıncaya kadar! Bakın arkasından neler gelecek.” Yeri gelmişken size güzel bir hikaye anlatayım. “Ünlü düşünür Sokrates, bir gün karısının gazabına uğramış. Kadın öyle böyle kadın değil ağzına geleni söylüyormuş. Ne söylüyorsa Sokrates sessiz kalıyor ve hiç istifini bozmuyormuş. Söylediklerinin tepki bulmadığını gören kadın bir kova suyu kocasının kafasından aşağıya dökmüş” Sokrates yine sakin ama okkalı cevabı yapıştırmış, “Bu kadar gök gürültüsünden sonra yağmur geleceği belliydi” Durum tam da o durum. YÖK başkanı gürültüyü koparması için seçildi görevini yaptı ve kenara çekildi. Asıl yağmur şimdi başladı ama belli ki arkasından fırtına kopacak. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İspanya’da başlayan açıklamalarını Türkiye’de de sürdürüyor. Hem de muhalefet yapan kim olursa olsun gözünün yaşına bakmadan yüklendikçe yükleniyor. Oysa durum sanıldığı kadar kolay değil. Anayasa’da laiklik ilkesinin değiştirilmesinin teklif edilmesi yasak. Türban da laiklik ilkesine aykırıysa ne olacak dersiniz? Gerilim tırmandırıldıkça tırmandırılacak patlama noktasına geldiğinde her zamanki taktikle AK Parti geri adım atacak. Ama meselenin peşini bırakmayacak sadece yeniden açılmak üzere erteleyecek. Durun daha bu günler iyi günleriniz bunun arkasından etkili fırtına gelecek. Asıl sorun şu; Ölümü gösterip sıtmaya razı mı edilecek bu ülke. Bunu şöyle açıklamakta fayda var; Türban meselesi sadece üniversitelerde mi serbest bırakılacak yoksa kamu kurumları ile lise ve ortaokullara da sirayet edecek mi? Hiç kuşkunuz olmasın. Bu gürültüden sonraki yağmur etkili bir fırtınanın da habercisi gibi gözüküyor. Yazık güzelim ülke hangi konularla meşgul ediliyor. Anayasa Mahkemesi, İlgili mahkemeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları olmasına rağmen türban konusunu getirip ülkeyi sıkıntıya sokmanın mantığını çözmüş değilim. Bakın bu mantıktan sonra ne olur bilemiyorum ama güneş açacağını beklemek hayalcilikten öteye gitmez. Ülke türbanla başlayan, diğer yasaklarla devam edecek süreçte fırtınalı günlere gebe. Ne yapalım adına demokrasi diyorlar!!!


 


Namaz, referans, atama ve ıskalama!!!


 


Gelişmiş İslam ülkesi var mı? Suudi Arabistan Futbol’da söz sahibi mi? Bilim alanında hangi çalışmada söz sahibi olmuşlar? Söyleyin bakalım? Müslümanlığımızla övünür, gereğini yapmaya sıra geldi mi sürekli mazeret üretir, erteleriz. Sahtekarlık, yalan, dolan, hırsızlık, kumar, zina, adam öldürme, yetimin hakkını yeme hepsi bizde değil mi? Kısaca adımız Müslüman ama yapmayız desek de olur. Yani namaz kılmayla işler yürümüyor!! Geçen hafta kaleme aldığımız yazının bir bölümünde “namaza başlayanlar” demiştik. İnanılmaz tepkiler gelmiş. Tepkilerin birçoğu dini inançlarıyla niye ilgileniyorsun şeklinde. Efendim geçen haftaki yazıda da söyledik bu yazıda da söyleyelim kimsenin dini inancı bizi ilgilendirmez. İsteyen namazını kılar isteyen kılmaz. Biz makam mevki için hareket edenlerin dini kullanmasından duyduğumuz rahatsızlığı dile getirdik. Bunu her zamanda dile getirmekten yana olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Türkiye’de türban tartışmalarının yaşandığı bu günlerde gözler üniversitelerde yapılacak olan seçimler ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün tutumuna çevrilmiş durumda. Hiçbir rektör adayı seçimi kazanırım hesabı yapmıyor hesap Cumhurbaşkanlığı köşkü etrafında dönüyor. Her üniversitede olduğu gibi Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde de tarikat ve cemaatlere yakın olan isimler olabilir. Bunlar şunlardır ya da direkt olarak şu tarikata mensuptur demem diyemem. Ama bazı duyumlarımızda var. Zaten şu anda ülkemizde revaçta olan referans şu; Profesör ya da başka alanlarda kariyer yapmak önemli değil. Önemli olan o görev için rutin donanıma sahip olmak ve değişik tarikatlara hangi süreden itibaren bağlı olmanızdır. Tarikatlar eskiden gönül bağı işleriyle uğraşırlardı. Şimdilerde ekonomik olarak da büyük güç haline geldiler. Bizi bu konuya girmeyeceğiz ama olanları da yazmakta fayda var. KTÜ’nde yapılan iki türlü yorumlar var. Birincisi yıllardır KTÜ’nde Trabzonlu bir profesör rektör olmuyor, ikincisi de iktidara yakın olan profesörler kendilerini yıpratmadan gizlice çalışma yapıyor mu? Aşağıda bazı isimleri açıklayacağız bu isimlerin içinde iktidara dirsek temas aralığı kadar yakın olanlar var. İbrahim Özen, Şengül Öymen Gür, Ahmet Ulusoy,  Aydın Dumanoğlu, Miğraç Akçay, Tahsin Yomralıoğlu, İftihar Köksal, Gürsel Çolakoğlu, Haşim Çakırbay… Bu isimlerin içinden hangilerinin iktidar yanlısı olduğunu söylemeye gerek yok. Dikkat edin son dönemlerde ismini öne çıkarmaya çalışanlar hep aynı düşüncenin ürünü. Seçilme şansları olmayanlar atanma şansını ıskalamak istemiyor. O nedenle iktidar ve Cumhurbaşkanlığı düzeyinde işi görmeyi planlıyorlar. Şöyle bir hesap yapalım isterseniz. KTÜ’de yaklaşık 700 öğretim üyesi var. Oy dağılımına göre yüzde 50’ye yakın oy alan bir rektör adayı değil de diğer yüzde 50’lik dilimin içinde düşük oy oranına sahip biri atanırsa ne olur? Hiç düşünmeyin söyleyelim… KTÜ= AK Parti. Bu ne demek? Artık KTÜ bilimsellikten çıkıp siyasal bir kurum olarak görevini devam ettirir hale gelir. Her şey seçimden ziyade sayın Abdullah Gül’ün kriterlerine bağlı olacak. Umarım bilime hizmet edenlerin sırf “benden değil” anlayışına odun hızarıyla kurban edilip dışlanmalarına müsaade edilmez. 


 


Trabzonspor, kongre, transfer ve kanserli düşünceler!!!


 


Trabzonspor’a bir şey olmaz diye, diye kendini kandırmaktan başka bir şey yapmayanlar, göz göre, göre de ligin dibine doğru hızla ilerlemesine seyirci kalıyor. Burada futbol takımı ve teknik direktörüyle ilgili bir şey söylemeyeceğim onu aşağıdaki konuların içinde görebilirsiniz. Trabzonspor’a bir şeyler olmuyor değil bal gibi oluyor! Hem de çok fena!!! Kanserli düşüncelerin esiri olmuş durumda! Ne yapsa çaresiz önlem alınamıyor. Son çare ameliyat o da mümkün gözükmüyor!! Yönetimde yaşanan kaos kulübü tamamıyla etkisi altına almış. Düşüncedeki kanserli hücreler diğer organların iş yapmasına müsaade etmiyor. Acilen önlem alınması şart! Mevcut yönetim gitse de kalsa da lig sonuna kadar fark etmeyecek! El açıp dua edip Albayrak ve ekibinin transfer yapılması beklenecek. Kısa bir düşünce sörfüne ne dersiniz? Şubat 1’de transfer(Kendilerini kurtaracağına inandıkları transferleri yaparlar. O’nu da canları isterse!!.. Trabzonspor’u kimsenin düşündüğü yok.) bitiyor Şubat 9’da kongre var. O nedenle yönetimin icraatları belirleyici olacak. Şimdi önümüzde iki seçenek var. Birincisi mevcut yönetim kongreye girecekse kendi kararlarını kendileri verecekler ona yapacak bir şey yok ancak girmeyecekse yeni yönetim adaylarıyla bir araya gelerek transferi şekillendirebilirler. Bütün adayların bu fikrin etrafında birleşmemeleri için hiçbir neden yok. Yani eski-yeni konsensüs sağlanır ve transferler gerçekleştirilir. İkincisi de mevcut yönetim bu anlayışa yakın durmazsa adaylar federasyonla görüşerek 10 gün zaman alır ve transferleri yaparlar. Daha açık ifadeyle 1 Şubat tarihi itibariyle oyunculara imza attırırlar bir hafta sonra işleme konur. Bunun için Futbol Federasyonu yönetimi de anlayış gösterecektir. Hele seçim öncesindeyiz ki hiç sorun olmaz. Seçim demişken adayların durumuna da göz atalım. Sadri Şener ve ekibi sorumluluk almak için her yolu deniyor. Kongrede seçilmeleri halinde yapacak hiçbir şeyi olmayan Şener ekibinden Hayrettin Hacısalihoğlu, sıkıntıların giderilmesi için mevcut yönetimle dirsek teması sağlıyor. Dönem sorumluluktan kaçma değil aksine taşın altına elini sokma dönemi. O nedenle sayın Hacısalihoğlu’nun girişimlerini sonuna kadar destekliyoruz. Zaten yapacak da başka bir şey yok.  Bir diğer aday İbrahim Hacıosmanoğlu’da çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Yapılabilseydi Aralık ayındaki kongrede yaşadığı liste sıkıntısını gidermek için bu kez elini çabuk tutuyor. Hala Albayrak diyenler var ama iki satır yazalım. Bu şartlar altında Nuri Albayrak geri dönmez. Dönerse kendi bacağına sıkmış olur. Onu da yapacağını sanmam. Vaziyet ortada!!! Takımın durumu hiç de iç açıcı değil. Pusulasını kaybetmiş aşağı doğru hızla ilerliyor. Yönetmeyi planlayanların ellerinden hiçbir şey gelmiyor mevcut yönetimin yapacaklarını beklemekten başka. Göreve gelecek olan yönetimin yapacağı iki şey var. Birincisi borçları ödemek için harıl, harıl para aramak, ikincisi de ha bire terapi seanslarıyla futbolculara nerede oynadıklarını hatırlatmak olacak. Bunun dışında elleri kolları bağlı olan yeni yönetim adayları belli ki baltayı yılsonu için hazırlıyorlar. Kulübün neresine el atarsanız elinizde kalacak hali var. Buranın düzeltilmesi için tam anlamıyla yetkili “As”başkan gerekli. Öyle şu benim bu senin adamı, milletvekilinin yakını, eski yöneticinin akrabası demeden gözlerini kapatıp kulaklarını tıkayacak ve personel yapısını baştan aşağıya değiştirecek. Herkes hak ettiği yere gelecek. Eğitim ve yabancı dil esas alınarak çatı oluşturulacak. Tabi bunları yapmak için esaslı bir “As”başkan gerekli! Yapabilir mi? Bekleyip göreceğiz. El mi yaman yoksa Trabzonspor kulübü mü çiftlik!!!


 


Uyanık Yanal’ın üstün disiplini ve pusulası!


 


Trabzonspor pusulasını şaşırmış durumda. Ne yaparsa yapsın ters gitmekten kurtulamıyor. Bu durumdan kurtulmak için alınan usta da kendi pusulasını şaşırmış vaziyette. Eh gerisini siz düşünün… Ersun Yanal’ın varlığıyla yokluğu belli değil. Hani tabir biraz ağır kaçacak ama durumda tam açıklanıyor. Ne demişler , “Büyük takımların başında hoca olmazsa dahi üst üste 3 maç kaybetmez. Eeeee… Trabzonspor büyük takım değil mi? Evet…Başında da teknik adam var mı? Ona da evet….Peki niye üst üste 3 maç kazanamıyor bu takım…Ya bu takım büyük değil ya da göreve getirilen teknik adam da sorun var…Son dönem teknik adamlar içinde Ersun Yanal ismi zaman, zaman oynattığı futbolla ön plana çıkmıştı. Birkaç kulüple sorunlu olsa da Trabzonspor’un Ünal Karaman’dan sonra aradığı teknik adam tiplemesine uyuşuyordu. Ünal Karaman ismini niye yazdım diye düşünebilirsiniz. Açın 4 ay önceki yazılara bakın Trabzonspor’u düzlüğe çıkaracak ikili olarak kimleri önermişiz. Ünal Karaman-Serdar Bali… Takımı daha önce yanlış adama emanet etmişler o da kafasına göre transfer ettirmiş sonra başarısız olunca da hiçbir bedel ödemeden gitmiş. Son günlerde bay dahi Ziya Doğan ortaya çıkıp ben başarılıydım diyor. Doğru Ersun Yanal’a göre başarılıydın. Trabzonspor tarihinde görev alan teknik adamalara göre ise başarısızsın bay Ziya Doğan. Neyse asıl konumuzu dağıtmayalım Ersun Yanal’ın gelmesine çok sevinenlerden değilim. Daha öncede yazdım şimdi yine yazıyorum Ersun hoca görev aldığı her yerde sorunlar yaşamış ve ayrılmıştır. Trabzonspor’a daha önce “evet” diyen ancak gelmeyen teknik adamdı. Bunları yazmamızın elbette nedeni var? Bunlar bugün yaşanan disiplinsizlik örneklerinin temelini oluşturuyor. Sayın Yanal disiplinle ciddi sorun yaşıyor. Bakın geldiği günden beri takımda disiplin adına görülen bir şey var mı? Hele son maçlarda disiplinsizlik ayyuka çıkmış. Herkes kafasına göre takılıyor. Kim nerede oynuyor, görevi nedir belli değil. Böyle disiplinsizlik olur mu? Aylardır söylediğimiz başka bir şey daha vardı. Büyük takım asla bir kişiye teslim edilmez edilmemeli de. Bu başkan da olsa başarı için sistem değişmez. Yanlış kararlar alabilir ve camialarını zor durumda bırakabilirler. Şimdilerde tüm yükü Ersun Yanal’a atmışlar!. Bir şey yaptığından dolayı değil. Zaten yaptığı bir şey yok. Uyanık davranıp ortama göre tavır belirliyor durumu idare ediyor o kadar. Böyle dahi olsa olacak şey mi? Bu takımın yönetiminden geçtik de menejeride mi yok? Ne iş yapar? Trabzonspor’dan para alırken iyi yedek kulübesinde oturup prim alırken iyi röportaj verirken iyi… Eeeeee….Kötü giderken neredesin kardeşim çık ortaya bu takımın patronu sensin müdahale et! Ama nerede öyle idareci!!!! Yönetimi böyle olan menejerden ne beklenir ki? Böyle menejere de öyle takım. Yapacak çok şey yok! Herkes işini yapıyor


 


Gökdeniz ve Yattara hariç hepsini satsan ne yazar!..


 


Trabzonspor’da Gökdeniz ve Yattara’nın dışından oynama kapasitesi olan oyuncu yok! Bu takımın başarılı olması için değil takviye yeniden inşa edilmesi lazım. Temelleri bozuk ve yanlış atılan takımın üst katlarını güzel yapmayı planlasan ne yazar! Malzeme ortada… En iyi desen ne fayda… Soruyorum size Çağdaş, Erdinç, Tolga son maçta oynasaydı durum da değişiklik olacak mıydı? Hayır. Yılda trilyonları götürüyorlar ve banamısın demiyorlar. Kalmaları ve gitmeleri arasında hiçbir fark olmayan bu oyunculara tahammül etmenin ve eşek yüküyle para vermenin mantığı yok. Gönderin gitsinler arkadaş. Çok paranız varsa gidin kaliteli iki ya da üç oyuncu alın. Yoksa bu kafayla bu takım gitse, gitse alt lige gider. Başka yere gitmesi mümkün değil. Bir kere geri vitese takıldı ya değiştirmek mümkün değil. Bu düşünceleri bugün gelinen noktada ortaya attığımızı düşünenler yanılır. Çünkü biz bunları aylardır dile getiriyor, yanlışlıkların düzeltilmesi için de önerilerimizi sıralıyoruz. Bu takımın transfer konusunda yetkilisi kim? Hangi kıstaslar doğrultusunda oyuncu transfer ediliyor. Şunu çok açık yüreklilikler söyleyebilirim ki transferi bilenden ziyade bilmeyen ve hava olsun diye yapanlar var. Bu da Trabzonspor takımının bugününün hazırlayıcısı olurken paralarının da nasıl çöpe atıldığının göstergesi oluyor. Yazık! O günlerde oyuncuların yanında hava atanlar bugün sokağa çıkacak yüz bulamıyorlar. Trabzonspor’un kısa transfer süreci içinde yapması gereken acil 4 tane transferi var. Bunlardan bir atan yani santrafor, diğeri orta alanda takımı rahatlatacak oyunun gidişatına göre belirleyici olma özelliklerine sahip oyun kurucu, diğeri rakip atakları karşılayacak ve topu oyuna sokma beceresi olan mücadeleci orta alan oyuncusu, dördüncüsü de defansı toparlayacak hava hakimiyeti olan etkili bir oyuncu. Bu oyuncular gelmediği sürece hatlar arasında kopukluk devam edecek ve sorun çözülmeyecek aksine Trabzonspor çözülmeye devam edecektir. Bizden söylemesi!!!


 


Gereksiz ve yersiz beyanatların faturasını ilk defa söyleyenler çeker


                                                                                     GÖLGE KALEM

Yorumlar (0)
17
parçalı az bulutlu
Namaz Vakti 24 Ekim 2021
İmsak 05:11
Güneş 06:36
Öğle 12:10
İkindi 15:06
Akşam 17:35
Yatsı 18:55