Başkan yanlışta ısrar etme!

  Trabzon Büyükşehir Belediyesi, yeni otogar için Değirmende vadisinde, dere kenarında, oto alım satıcılar sitesinin bitişiğinde Büyükşehir Belediyesinin bir biriminin bulunduğu yaklaşık 7 bin m2’lik alanda yeni otogar yapma kararı almıştı. Yapılacak otogar için bir mimarlık firması proje çizimine başlamış.
Büyükşehir Belediyesi’nin yeni otogar alanı olarak belirlediği bölge, konum, yer vs. olarak otogar yapılmasına müsait değil. Bir kere alan yetersiz, bir top sahası büyüklüğünde. İkincisi, dere kenarında, aşırı yağmurda sel tehlikesi ile karşı karşıya. Üçüncüsü; Ortahisar’ın her bölgesine uzak ve ulaşımı zor. Dördüncüsü, Değirmendere bölgesinde trafiği daha da arttıracak. 
Büyükşehir Belediyesi’nin bu alanı otogar alanı olarak belirlemesinde, ulaşım yönünden, detaylı bir araştırma vs. yapılmamış. Bize öyle geliyor ki, birilerinin talepleri doğrultusunda bu alan otogar alanı olarak belirlenmiş.
Trabzon’un Ortahisar ilçesinde otogar yapılacak, iki yer var. Biri Moloz dolgu alanında, yeni caminin batı bölgesi, ikincisi Akyazı dolgu alanının 30-40 bin m2’lik bir bölgesi. 
Otogarın yapılacağı en ideal yer, kesinlikle Moloz dolgu alanının batı bölgesidir.
Burada yapılacak iş basittir... 

1- İtfaiye, buradan daha batıya sebze ve meyve halinin yerine veya bu bölgede bir başka yere alınacak. 
2- İtfaiyenin bitişiğindeki belediyenin bir yerleşkesi (boş duruyor) oradan kaldırılacak.
3- Ambarlar, Değirmendere vadisinde otogar yeri olarak belirlenen yere taşınacak. 
4- Arka taraftaki çöp sahası temizlenecek.
Bu işlemler yapıldıktan sonra o bölgede en az 150 bin m2 bir alan kazanılmış olacak. 
Bu bölgenin 50 bin m2’lik alanına şehirlerarası ve ilçe ile merkez köylere(mahallelere) yolcu taşıyan araçlar için azami 3 katlı geniş bir otogar kompleksi yapılacak. Otogarın üst katları otopark olarak kullanılacak. Alanın üçte ikilik bölümü de ayrıca otopark ve gezinti alanı olarak değerlendirilebilir.
                                                   ******

Bu bölge, Ortahisar’ın hemen her yerleşim yerine eşit uzaklıkta. Kuzeyinde şehirlerarası, güneyinde geniş şehir için yol, aynı zamanda şehirlerarası yola bağlantısı var. Güneyinde Zağnos, Erdoğdu istikameti ile Tanjant ve Kanuni Yolu bağlantısı var. Burada yapılacak otogar, trafik sıkışıklığı da yaratmayacak.
Bölgede yapılacak çok amaçlı otopark, aynı zamanda Moloz dolgu alanının ortasına yerleştirilen büyük caminin de işlerlik kazanmasını sağlayacak. Caminin çevresinin düzenlenmesiyle birlikte bölge bir yaşam alanı olacak.

Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu, vakit geçirmeden Değirmendere vadisinde bize göre gönülsüz olarak yapılacağını açıkladığı otogarın yerini kesinlikle değiştirmelidir. Dere kenarında otogar yapılması ileride telafisi mümkün olmayacak sorunları da beraberinde getirecektir. 
Başkandan ricamız, bu sesimize kulak vermesi ve yanlıştan dönmesidir. Bu olayı, ulaştırma ve şehircilik konusunda uzman olduğunu söyleyenlerle de tartışmaya hazırız. 

‘Cirit’ Mustafa!
Çocukluğumuz ve gençliğimizin bir bölümü bir arada geçti. 8 kardeşin 3.sü idi. İki ablası vardı. Kendinden sonrada 5 erkek kardeş... Merhum Turgut, Turgay, Tuncay, Turay ve Soner… Daracık bir ev… Baba meşhur balıkçı Godalak Muzaffer, sabah erkenden evden çıkar, Moloz’da balık tezgahında akşamlar… Akşamları da evde boş geçirmezdi… Eşi Seniye hanım, 8 çocukla boğuşurdu…
Özsandıkçılar, meşhur Kavakmeydan’ın en kalabalık ailesiydi. Bitişik evde Cemalettin, İlyas, Selçuk ve Cengiz Akçay. Doğu tarafından Kazazların ve yanında Mehmet Rıfat Yağcıların evi…Akçayların bitişiğinde oduncu Hasan dede. Bitişiğinde benim, Burhan, Orhan ve İlhan Kurt’un yani bizim dede evimiz. Bitişikte Dursun Aganın bakkalı ve oğlulları Mehmet ve Ahmet Uzun ağabeyler…Arka tarafta Sanat Okulu öğretmenlerinden Salim Eraslan Hoca ki şu anda 103 yaşında ve hayatta… Evlatları Hasan, Gürol, Avni…Bir üst tarafta Nail, Dr. Emine Memişoğlu, bitişikte Kara Necatiler, az ileri de Ahmet Suatlar… Karşı tarafta önceleri Yüzbaşı Emrullah sonraları Veli, Ahmet, Mustafa Ayvaz kardeşler… Bitişikte hoca efendi. Alttaki kunduracı İsmail Bal… Daha ileride Tuncayların evi. Sonra Akrep Celal, palak İhsan ve kiracıları İskender, Atilla Önal, bitişikte Mahmut amca ve alt katta sevimli köpeği olan berberimiz… Akrep Celalların dükkandaki kiracısı meşhur Foto Tahsin…Son ev ise Boğuşluların… Kiracıları Sanat okulunun efsane öğretmenlerinden Ömer Durmuş ve evlatları Nermin, Nevin, Kadir, İsmail ve merhum Dr. Osman… Karşı tarafta Hatuncuk Hatun Camisi, askeriyenin yatakhanesi… Arka tarafı Mahmut Goloğlu’nun bahçesi…Mahallenin Erdoğdu tarafında kırmızı Yanak İhsanlar ve Muhittinler ve diğerleri… Gerçekten çok şirin ve çok güzel bir mahallecikti…
Önceki gün öğle sonrası idi… Telefondaki ses, ‘Cirit Mustafa’yı kaybettik’! dedi… Mustafa deli doluydu.. Çok anılırımız oldu. 18’li yaşlarda, Anadol marka yarım kasa araçla, Rize’de, Çaykara’da az domates, patates, fasulye satmamıştık. Dolmuş taksisi ile Trabzon’u az turlamamıştık...
Dün, Hatuncuk Hatun Camisinin önünde yıllar önce askeriyenin kullandığı o tekkenin, tek katlı yapının cami haline getirilmesi için rahmetli Mehmet Uzun abimizin, bizi nasıl çalıştırdığı, minarenin yapılışı esnasında iskeledeki ustaya makara ile harç çekerken avuçlarımızın içinin kıpkırmızı olduğunu hatırladım. 
Mustafa Özsandıkçı kardeşimize Allahtan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dilerim.

Hasan KURT

                                           *********

Ekmek almaya gittim. Dönüşte yaşları7-9 aralığında ikisi kız olmak üzere bir grup çocuk bayırdan aşağı şen şakrak koşarak caddeye gelip hemen kaldırımın kenarına gelip oturdular. Yine çocuksu gülüşlerle birbirlerine takılıp kendi aralarında oynuyorlardı. Yanlarına yaklaştım. Niyetim caddeye öyle hızlı koşup çıkmayın araba çarpar diye uyarmaktı… Uyardım…
ismail-kansiz-003.jpgHaklısın dercesine başlarını salladılar. İçlerinden biri dikkatimi çekti. Büyük güzel gözlerini çevreleyen çikolata renkli çehresi ile diğerlerinden daha farklı idi. Kısa bir sohbet etme isteği  geldi içimden… Merhaba çocuklar… Yine başları ile aldılar selamımı… Sırayla nerelisiniz diye sorduğumda: Esmer olan çocuk Afrikalıyım, dedi. Diğeri Iraklı. Diğerleri iki kardeş olanlar Suriyeliyiz, dediler.
Dört çocuk, üç ülke… Okula gidiyorlarmış…
Türkçeleri de gayet güzel. Belli ki iyi eğitiliyorlar. Bu çocukları yurtlarından koparıp başka yerlerde yaşamaya mecbur bırakan dünya düzenine lanet okudum. Bir de insan hakları havarisi kesilen, ‘modern dünya’nın acımasızlığı karşısında ülkemin sırtlandığı yüke üzüldüm.
Türkiye şu anda göçmenlerin sığınma alanı olmuş… Ama bu yük bir yere kadar çekilebilir! Dünya çok acımasızsın. Çocukların masumiyeti dünyanın sonunu getirecek diye korkuyorum! (İsmail Kansız)

Önceki ve Sonraki Yazılar