BAYRAM DEĞİL SEYRAN DEĞİL…

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, görevinden istifa etti…

İstifa, demokrasilerde olağan karşılanacak bir durumken; bizde öyle olmadı…

Her şeyden önce bakanın istifa şekli, alışageldiğimiz türden değildi…

Bakanın istifasını Instagram’dan duyurmasından söz etmiyorum…

Alışılmadık olan; bakanın istifasını Anadolu Ajansı veya başka bir haber kanalıyla duyuramamasıydı…

Sonradan anlıyoruz ki,  Anadolu Ajansı ve yandaş medya, gerekli yerden izin alamayınca istifa haberini verememiş, Albayrak da istifasını ancak sosyal medya yoluyla açıklamak zorunda kalmış.

Ülkenin Cumhurbaşkanlığından sonra en önemli koltuğunda oturan kişinin istifa haberini, birkaç haber kanalı dışında hiçbir televizyon kanalı duyurmaya cesaret edemedi…

Türkiye gündemini buralardan takip edenler, ancak 27 saat sonra Berat Albayrak’ın görevinden ayrıldığını öğrenebildiler…

İşin kötüsü,

Cumhurbaşkanlığı tarafından, “Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığından af talebi, kabul edilmiştir” açıklaması yapılmasa, hala daha bakanın koltuğunda oturduğunu sanacaklardı…

Hükümet sözcüsü Ömer Çelik, bakınız bu durumu nasıl izah ediyor:

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde göreve getirme, görevden alma, istifayı kabul edip etmeme Sayın Cumhurbaşkanı’nın takdirindedir, uygun gördüğü takdirde görüşünü kamuoyuyla paylaşacaktır”.

Çelik, bu sözleriyle ülkemizde demokrasinin geldiği durumu, net bir şekilde açıklamış oldu…

Otokratik rejimlerde her türlü karar alma yetkisi yalnızca bir kişiye ait olduğu için, bu bir istifa değil görevden af dileme olarak gösterildi…

Aksi halde karizma çizilebilirdi ki, buna hiçbir koşulda izin verilemezdi…

Albayrak’ın sözleri, yenilir yutulur cinsten değildi…

Albayrak, her ne kadar sağlık sorunlarını bahane etse de, istifasını bildirdiği metin; görevinden af dilemek şöyle dursun, tam bir şikayet ve isyan niteliğindeydi…

Bakanın “At izi it izine karıştı” deme cesareti de,damat olmanın verdiği güvenden kaynaklanıyordu…

Akrabalık bağları, otoriteye karşı çıkmanın getireceği her türlü “bela”ya karşı çelikten bir zırh vazifesi görüyordu…

Bir diğer paradoks; istifaya piyasanın verdiği tepkiydi…

Normalde bir ülkede maliye bakanının ansızın istifası piyasalarda tedirginliğe yol açması beklenirken, tam tersi oldu…

Piyasalar rahat bir nefes aldı; borsa yükseldi, döviz geriledi, altın fiyatları düştü…

Bakanın son cümlesi, “Allah sonumuzu hayreylesin”di…

Bir maliye bakanının “Allah sonumuzu hayreylesin” demesi, ameliyattan çıkan bir cerrahın hasta yakınlarına; “Allah’tan umut kesilmez” demesi gibiydi…

Berat Albayrak aslında;

Ekonominin yönetilemez olduğunu, kontrolden çıktığını, bundan sonra yüksek işsizlik ve enflasyonun dizginlenemeyeceğini gösteriyordu…

Ekonomimizin geldiği durum, bundan daha net ve açık itiraf edilemezdi…

Hele de söyleyen kişi, bu işleri en iyi bilecek pozisyonda ise; durum daha bir ciddiyet kazanıyor…

Muhalefetin ekonomiyi Saray rejimi ve tek adamlık üzerinden eleştirmesi, Saray mensubunun itirafıyla haklılık kazanmış oldu…

İnsanlar ister istemez, “Damat gidince bunlar oluyorsa, bir de kayınpeder giderse neler olmaz” diye düşünmeye başladı…

Hukuk reformundan söz eder oldular…

Adalet Bakanı, Osman Kavala’nın tahliyesini engelleyen savcı ve hakimlerin listesini istemiş…

Birden bire bir Kavala sevgisi gelişti Bakan’da…

Hukuk, adalet, yasalar yeni geldi akıllarına! 

Belli ki her zaman yaptıkları gibi; suçu yargıda hakim ve savcılara; ekonomide eski yöneticilere yükleyip, kötü gidişin sorumluluğundan kurtulmayı deneyecekler…

Ekonomi yönetiminin ansızın değiştirilmesini, hükümetin Kavala’ya ilgisini, yargıda, hukukta, ekonomide reform söylemlerini; yeni seçilen ABD Başkanına selam olarak değerlendirenler de oldu…

İlgi Kavala’ya mı, Kamala’ya mı; zaman gösterecek…

“Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü” sorusunun yanıtı için, bir müddet daha beklememiz gerekecek…

 

COVİT-19

Yurdun dört bir yanından gelen haberler hiç iyi değil…

Hastaneler dolmuş, yoğun bakım yataklarında yer kalmamış…

Habertürk yazarı Fatih Altaylı,  “yakınlarda sokaklarda ölümler başlayabilir” diyor.

Her gün bir yakınımızdan, “koronaya yakalandım” haberi alıyoruz…

Çember daralıyor, hasta ve ölüm sayıları artıyor…

Hükümetin elinde önlem olarak, 65 yaşı dışarı çıkarmamaktan başka, meydanlarda sigara içme yasağı kalmış…

İş başa düşüyor…

Lütfen biraz daha dikkat!

Maske, Mesafe, Temizlik…

Çok da zor değil hani…

Nazım sanki bu günler için söylemiş:

Biraz daha sabır

Biraz daha inat

Kapının önünde bekleyen

Ölüm değil hayat

Hepinize sağlıklı bir hafta diliyorum…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.