Beddua etmesinler diye prim dağıtmışlar!

Trabzonspor eski yönetiminin bir maçta tam 62 kişiye prim ödediğini yazdık ve bu olayın Guinness rekorlar kitabına girebileceğini belirtmiştik. Dünyanın hiçbir spor kulübünde miktarı ne olursa olsun bu kadar insana prim ödendiğini ilk kez duyduk.
Trabzonspor eski yönetimi meğer beddua almamak için bu kadar insana pirim ödemiş… Evet yanlış okumadınız, ‘beddua almamak için’… 
Beddua etmemeleri için pirim dağıtılan personel arasında mutlaka sahaların bakımını yapan bahçıvanlar vardır. Bahçıvanlar sahayı sulamasa, ayrık otları temizlemese saha kelaynak kuşu gibi olur… O nedenle; çimciler, bahçıvanlar pirimi hak ediyorlar!
Trabzonspor maçlarında fotoğraf çekenler, pirim almazsa iyi fotoğraf çekmezler! O nedenle mutlaka ödüllendirilmelidirler!
Kulüp aşçısı; iyi yemek yapmazsa, yağı tuzu ayarlamasa futbolcular yedikleri yemeği hazmedemezler. Bu nedenle daha iyi yemek yapmaları için pirim almalıdırlar.
Menajer, herhalde oyuncu değiştirme olayında yanlış numara göstermesin diye pirim aldı.
Genel müdür yardımcısı, twitter de daha fazla retveet yapsın diye pirim almıştır.
Masörler daha iyi masaj yapsınlar, malzemeciler malzemeleri temiz tutsunlar vs. diye pirim almışlardır. Güvenlikçi, topçuları ve tesisi daha iyi korusunlar diye pirim aldılar!
Bu listeyi uzatabiliriz!
Eski yönetici arkadaş, demek ki bu kişilerin pirim alamamaları halinde yapacakları beddualarından korkmuştur.
Ahh benim doktorum ahhhh! Aynı cömertliği Medical Park Hastanesi’nde de göstersene!
***

Peki, yeni yönetimin eski yönetimden farkı var mı?
Dünya’da kendi stadı olmayan bir kulübün iki stat müdürü var mıdır? 
Dünya’da SMS ile para toplayan hangi kulüpte; iki menajer, yönetim danışmanları, genel koordinatör (Ali Kemal Denizci, Özkan Sümer), bir başka Menajeri skut ekibinde görevlendiren, alt yapı koordinatörünü skut ekibinin başına getiren, 10’un üzerinde gazeteci ve 300’e yakın personel çalışıyor… 
Trabzonspor’da ha eski ha da yeni yönetim, aslında birbirlerinden farkları yok!

***
Bu arada Trabzonspor yönetiminin; Slovakya kampını takip edecek gazetecilere kıyak yapacağını duyduk. TSYD genel merkez yöneticisi, fındık uzmanı Murat Taşkın, Trabzonspor’un gazetecilere kıyak yapmasının söz konusu olmadığını söyledi. Taşkın, gazetecilerin uçak ve otel masraflarını sponsorun karşılayacağını söyledi. Gazetecilerin, tahminen 300 veya 400 bin TL’lik masrafını öyle sıradan bir firma kolay kolay karşılamaz. Bu firma büyük bir ihtimalle yabancı firmadır. Bu yabancı firma, gazetecilere değil de SMS ile para toplayan Trabzonspor’a bu parayı hatta daha fazlasını aktarsa daha doğru olmaz mı? Ayrıca, masrafları karşılanacak gazetecilerin yarısından fazlası Türkiye’nin en büyük resmi ve özel medya kuruluşlarının temsilcileri. Bu kuruluşlar spor muhabirlerini Slovakya’ya göndermekten aciz mi?

Yüzde 20 renk vermiyor!

Dün öğle saatlerinde Uğurlu Mahallesi (Argalya köyü) muhtarı Mustafa Kurt ile konuştuk. Mustafa Kurt, Trabzon’un en çalışkan, sevilen, esprili ve ser verip sır vermeyen muhtarlarından biridir. Muhtar Mustafa’ya, ‘Köylerde siyasi hareketlilik var mı? Eskiden olduğu gibi parti temsilcileri koşuşturuyor mu?’ diye sorduk. Mustafa Kurt, ‘Eskiden kimin, kimlerin hangi partiye oy vereceği belli idi. Parti temsilcileri çalışırdı. Şimdi ne çalışan var ne de koşuşturan.  Zaten, milletin üçte biri renk vermiyor’ dedi.
Muhtar Mustafa’yı daha sıkıştırmadık. Diğer ilçelerdeki durumu bilmiyoruz ama Ortahisar’da da benzer durum var. Vatandaşın önemli bir kesimi korkudan mı, başka nedenlerden mi, önceki seçimlerde olduğu gibi pek renk vermiyor.  Bu görüntü de seçimlerde olası bir dip dalgasını çağrıştırıyor.
 
Örs’ün tahmini!

İYİ Parti milletvekili adayı Hüseyin Örs, diğer vekil adayları gibi sabah akşam koşuşturan biri! Örs’e çalışmaların nasıl gittiğini sorduk. Örs’ün ilk cümlesi, ‘Ortahisar ilçesinde kesinlikle AK Parti’den daha fazla oy alacağım’ oldu. 
Örs’e, ‘Bari bize propaganda yapma’ dedik.
Örs, ‘İnsanlarla birebir görüşüyorum. Bana oy vereceklerini söyleyenlerin yarısı vermezse bile 50 binden aşağı düşmeyiz. Ortahisar’ın bazı mahallelerinde ve köylerinde önde olduğumuzu görüyorum. Bana inanmıyorsanız, hemen her köyde ve mahallede tanıdığınız biri vardır. Onlara sorun’ dedi.
Öğle sonrası Ali Türen Öztürk’ün kardeşi Coşkun Öztürk’ten tahmin istedik. Coşkun, bir süredir Bursa’daki şantiyenin başında. Ayda bir iki kez Trabzon’a geliyor. Hafta sonu Akçaabat Mersin’deki baba ocağında idi. Coşkun, Mersin’de İYİ Parti’nin AK Parti’den önde olduğunu iddia etti. CHP’nin Trabzon eski il başkan yardımcılarından Celal Akaç ise, geçmişte AK Parti’ye oy verip bu seçimde CHP’ye oy verecek çok sayıda insan olduğunu söyledi. Akaç, CHP’nin ikinci sırasında Saadet Partisinden Cevat Kurt veya Ümit Çebi olsaydı, mutlaka seçilebileceklerini belirtti ve ‘Saadet Partisi de iyi gidiyor. Tahminim o ki, 40-50 bin civarında oy alacaklar’ dedi. 

AK Parti’nin ‘Usta’sı!

AK Parti Trabzon teşkilatının ana kumanda merkezindeki isimlerden biri işadamı Mustafa Usta’dır. Recep Tayyip Erdoğan ve partisi için gecesini gündüzüne katan Mustafa Usta, ‘Erdoğan ilk turda seçilecek, AK Parti de Trabzon’da büyük bir başarı elde edecektir’ diyor.  
Parti teşkilatının ve milletvekillerinin büyük bir uyum içerisinde çalıştıklarını kaydeden Usta, ‘İki seçimi de net bir şekilde kazanacağız. Bunu tüm dünya 24 Haziran gecesi görecektir’ dedi.

***************

Saadet Partisi genel başkanı Temel Karamollaoğlu, bilge başkan sıfatını korumalıdır. Bu meyanda önceki gece TELE 1 kanalına çıkışı gereksiz bir tekrardı. Stüdyonun ışıkları yetersiz; Temel Bey'e soru soran gazetecilerin zihinleri şartlıydı. "Sivas katliam mı değil mi?" Temel Bey izah etmeye çalıştıkça gazeteciler bir tartışmanın ortağı oldular. Soru sormak yerine bir politikacıya ders vermeye kalktılar. Ciddi bir politikacı bu tür polemiklere izin vermez. Ulusal çaplı meselelerde bazen tek cümle ile ezip geçmek gerekebilir muhatabınızı. Demem o ki; Temel Bey'in internette ve medyada cumhurbaşkanlığı ve genel seçim konularıyla ilgili yeterince açıklaması var. Daha iyi bir kanalda, şartları çok sarih şekilde yeni bir şeyler demeyecekse televizyona çıkmasının bir anlamı yok. Çünkü iktidarın provokasyonu gazetecilerin kirpiklerinde oka dönüşmüş bu ülkede.
(Metin Kondel)          

Önceki ve Sonraki Yazılar