Ekrem Seymenoğlu

Ekrem Seymenoğlu

BEDEL

  Arapça kökenli bir kelime olan 'bedel'  dilimizde farklı anlamlarda kullanılabiliyor. İsim, değer, kıymet, fiyat, bir şeyin yerini tutan karşılık, ücret karşılığında çalışan kimse gibi anlamlar yüklediğimiz bedel bazen maddi ödenen, bazen de manevi ödenen bir karşılıktır.

 İşin askerlik boyutuna bakacak olursak “bedelli askerlik” ismini doğrusu ilk kim çıkardı bilmiyorum. Merak edenler google amcaya danışabilir. Bana soracak olursanız keşke “Bedelli Askerlik” değil de 'Ücretli Askerlik' deseymişler. Bedelli askerlik deyip vatan görevine bir bedel belirlemek hoş karşılanmıyor. Toplumumuzda 'bedel ödemek' kavramını genelde manevi duygular için kullanırız.   Örneğin mayına basarak kaybedilen bir bacak, vatan topraklarını korumak için ödenen bir bedeldir. Bu bedelin maddi olarak hiçbir karşılığı olmaz, olamaz. Hele de profesyonel olmayan, tercih dışı dağlara gönderilen gençlerin, işi tam öğrenmeden o noktalara getirilmesinin sonucu ödenen bedellerin hiçbir karşılığı ve telafisi olamaz. Bu nedenledir ki kesinlikle önceliğimiz profesyonel askerlik ve profesyonel askerler olmalıdır. 80 milyon Türkiye inanıyorum ki yeteri miktarda gönüllü ve bu işi severek yapacak insanlar bulabilecektir.

  Kimi insan yapısı gereği silaha, zorluğa, acıya dayanıklı olabilirken kimi insan da tam tersi bunlara hiç gelemeyen, sevmeyen yapıda olabilir veya büyüyebilir. Siz eğer bu insanların bu özelliklerine ve tercihlerine bakmadan onları aynı kefeye koyarsanız işte orada yanlış yaparsınız. Vatani duygu sömürüsü moduna geçerek “öyle bir şey yok kardeşim herkes bunu yapacak, edecek” derseniz insanların psikolojisiyle oynar, hayatlarını karartırsınız. Unutmamalıyız ki; askere giden her genç vatanı kurtarmıyor, çatışmıyor, savaşmıyor. Ülkenin savaş halinde olduğu durumlar hariç profesyonel askerlik ve askeriyelerde memurluk sistemi oturtulmalıdır. Komutanların kişisel işlerini yapmak için, egolarını tatmin etmek için, angarya ve boş işlerle meşgul edilmek için birçok genç ve orta yaş insan ailelerinden, işlerinden, okullarından, memleketlerinden koparılarak askere alınmamalıdır. Vatan için bedel ödenecekse günü geldiğinde herkes ödemeye tabi ki hazır olmalıdır, olacaktır. Bu olay hassas bir konudur.   Ve ne yazıktır ki biz her konuya olduğu gibi olaya Türk duygusallığı ile yaklaşıyoruz. Olaya aslında zengin fakir olarak bakmamak lazım, her parayı verip askere gitmeyen zengin değildir. İnsanlar ailelerinden yada işlerinden kopamayacaklarından gerek kredi gerek borç, harç veya araba gibi araç gerecini satarak bedelli parasını ayarlamaktadır. Aslında bu vazgeçiş ve borçlanış bile bu insanlar için bir bedel ödemek anlamına gelmektedir. 3 bin lira maaş alan bir kişiyi düşünün ;  kredi çekiyor ve her ay 1500 lira kredi borcu ödüyor. Kazandığının yarısını krediye ödeyerek aslında kredi boyunca rutin hayatta yaptığı birçok şeyden vazgeçerek her ay bir bedel ödemiş oluyor. Bedel dediğimiz olay zaten kişiden kişiye, işten işe, hayattan hayata değişen bir kavramdır. İki arabası olan bir ailenin bir arabasını alarak ona lüksünden biraz ödün verme bedeli ödetmiş olurken tek arabası olan bir ailenin arabasını alarak ona komple arabadan mahrum bırakma bedeli ödetmiş olursunuz. Temelde iki ailede bir araba verme bedeli ile karşılaşmış olsa da aslında geniş açıdan baktığınızda bu bedellerin aileye yükleri çok farklı yansımaktadır. Bedelli, bedel ödemek, ücretli askerlik yapmak vb her ne dersek diyelim profesyonelce bakıp eğrisini doğrusunu masaya yatırmalıyız. Bu olay sadece manevi duygularla karar verilecek mevzu olmamalıdır. Ekonomik, sosyal, siyasal, politik, toplumsal her açıdan olaya yaklaşmalı ve çözümü o şekilde bulmalıyız. İktidarın son hazırladığı tasarıda yaş ve ücret bedelli askerlik bekleyenleri tatmin ederken halkın bir kesimini rahatsız etmiştir. Öte yandan 28 gün eğitim kısmı da bedelli bekleyenleri rahatsız etmiştir. Haklı olarak ben işimi, ailemi bırakıp 28 gün de olsa gideceksem ücret ödememin ne anlamı kaldı. O stresi ve sıkıntıyı yaşayacaksam bari tam yaşayayım da hakkıyla bu işi yapayım diyenler de olacaktır ve bedelliden vazgeçecektir. Devlet ekonomisi açısından da bu insanları alıp 28 gün yedireceksin, içireceksin, giydireceksin, götüreceksin, getireceksin derken aldığın paranın bir kısmını yine onlara masraf yapacaksın. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu...

Kısacası bu son açıklanan tasarı iki tarafı da tatmin etmemiştir. Bu nedenle komisyonlarda iyi incelenmeli ve tartışılmalıdır. Milletvekilleri de aldıkları maaşın hakkını vererek çözüm üretmeli, inisiyatif kullanmalı ve doğruyu bulmalılardır. Birileri önümüze koydu, bizde el kaldırdık olmamalıdır. Tavsiyemdir ;  işe ismini Ücretli Askerlik yaparak başlamalarıdır.    Hadi görelim sizi çiçeği burnunda taze vekiller....

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.