‘Ben Bir Canım’

Her aile, bir zaman diliminde bu sorunla karşılaşır: ‘Babacığım eve köpek alalım!’ diye. Genelde bu istek kız çocuklarından gelir. Babaların da isteği varsa bu isteğe babalar çok karşı gelmezler. Anne istemezse bile çocuklar ve baba beraber olarak planlar kurarlar anneyi razı etmek için. Daima aksiyon üzerinde hareket ederler. Sonunda anne teslim olur başına gelecekleri bilmeden.

İki aylık bir golden retriever alınır. Topaç gibidir; al koynuna yat o kadar sevimli ve sevecendir. Çocuklar için çok iyi bir seçenektir. İlk olarak balkona koyulur. Gündüzleri evde sevilir, dışarı çıkartılır; banyoda oyuncakla oynanır gibi banyo yaptırılır, birkaç ay böyle evin eğlencesi olarak yaşanır. Zaman gelip geçmiştir, çocukların okulu açılmış, köpeğimiz de altı aylık olmuştur.

El bebek gül bebek olarak evde bakılan, yataklarında beraber yatılan, bir çocuk gibi bakılan, her dakika onunla ilgilenilen köpeğimiz artık evde bir fert gibi olmuştur. Büyümüş ‘Ben buradayım!’ dercesine hareket etmeye başlamıştır. İhtiyaçları ve istekleri artmış ve artık ailenin bir çocuğu gibi kendini hissetmiştir.

Çocukların okulları başlamış, dershaneler aktif duruma geçmiş, hafta sonu veya hafta içi değişik kurslar alınmıştır. Çocuklar köpeği sabah akşam tuvalete çıkarmamak için bahaneler uydurmaya başlamışlardır. Hatta önce ben çıkardım, sen çıkardın diye hafif kavgalar da etmeye başlarlar. Zavallı, başına gelecekleri bilmeden onların anlamsız davranmalarına anlam veremiyordur.

Artık baba ve anne konuşmaya başlamışlardır ‘Şimdi ne yapacağız?’ diye. Bu arada köpekle ilgilenme anneye kalmıştır. Baba işe gitmeden onu tuvalete çıkarmıştır; ancak bizimki gezmek istiyordur, baba da bir an önce onu eve koyup işe gitmek istiyordur. Anne tüm gün onu evde istemiyordur. Misafirleri gelecek, evin temiz olmasını istiyor ve hareketliliği anneyi kızdırıyordur.

Üç aşağı beş yukarı genelde öykü böyle başlar. Şimdi yazacağım gibi de biter. Köpek bir akrabanın yanına, köyde isteyen birine verilir. Düşünebiliyor musun akşamları evde yatmış, banyoda yıkanmış, televizyon izleyerek akşamını geçirmiş, kızlar veya oğlanların yatağında yatmış bir hayvanı dışarıya atıyorsun.

Gelmek istediğim konu şu, bir heves uğruna köpek alınmaz. Kendine soracağın sorular olmalı. Bir köpek takriben on beş yaşına kadar yaşıyor; eve alacağın köpek ailenin bir ferdi olacaktır. Çocuğuna nasıl davranıyorsan ona da öyle davranacaksın. Ona karşı sorumluluğunu kabul edeceksin. Bir eski eşya gibi onu dışarı atamazsın, o bir candır.

Tatile gitmeni bile ona göre planlayacaksın.  Dışarıya çıkardığında kakasını alıp çöpe atacaksın. Yaşamında alacağın kararların içinde olacak, anlayacağın arkadaşım aileden biri olacaktır. İki çocuğun varsa onunla üç olacaktır. Bunu böyle kabul edeceksin. Buna böyle bakacaksın. Bunları kabul ediyorsan köpek alacaksın. Yoksa vicdansızlık yapmayacaksın.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar