28.01.2022, 10:59

'Ben çocuğu, davranışlarımda mantık arama!'

Günlerden beri meteoroloji uzmanları, İstanbul’a kar yağacağını söyledi. Beklenen kar, bir türlü gelmedi. Neredeyse İstanbul’un çevresindeki illerin hepsi kar altındaydı. Bu nedenle İstanbul, çevre illere yağan karın ayazını iliklerinde duyumsamaktaydı kaç gündür. Özellikle çocuklar, kar heyecanıyla geceleri uyuyamaz oldular.

Beklenen kar, öğrencilerin karne aldığı 21 Aralık günü akşama doğru yağmaya başladı. İstanbul’un batısından giren kar; yavaş yavaş, nazlanarak, kırmızı kurdeleli çağrı bekliyormuş gibi doğuya doğru geldi. Geceleyin karı heyecanla karşıladık. Saat, epey ilerlemişti.

Sabahleyin erkenden uyandık kar göreceğiz diye. Çatılarda ve arabaların üstlerinde aklıklar vardı. Öğlen olmadan kar eridi gitti.

Pazar günü gece yarısına doğru karın İstanbul’u teslim alacağını söyleyip durdu televizyonlar. Gece dörde dek havada kar yoktu. Uyudum. Yedide uyandım, hemen cama baktım. Her yer apak. Beklenen kar, sabaha karşı gelmişti. Atacan’ı (10) uyandırayım dedim. Derin uykudaydı kıyamadım ona. Zaten eşim de uyandırmamı istemedi. Sekize doğru kendisi uyandı. Kulağım, onun ayak seslerinde. İlk işi, salonun pencerelerine koşmak oldu. Balkondaki kar birikintilerini de görmüştü. Koşarak ve bağırarak odamıza geldi. Kar sevinci görülmeye değerdi.  Kalktık giyindik. Alışveriş yapmamız gerek. Atacan’ı, annesi üç beş kat giydirdi. Sanki Sibirya’dayız.

Saat dokuza doğru çıktık. Ben, arabanın üstünde biriken karları temizlemeye başladım. Evimizin altındaki yeiçte çalışan Bahtiyar’la yeiçin sahibinin ilkokul öğrencisi oğlu Asil (9) kardan adam yapıp kartopu oynamaktaydı. Atacan da onlara katıldı. Asil’le bir olup Bahtiyar’a saldırdılar kartoplarıyla. Arada ben de payıma düşen kartoplarına hedef oldum.

Bahtiyar üşüyünce dükkâna girdi. O, dükkâna girince Asil’in babası Aşkın çıktı. Bu kez çocuklar onunla savaştılar bir süre. Kartopu oyunu bittikten sonra biz, alışverişimize gittik. Yol boyunca kartopu yedim. Her yerimi hedef almakta Atacan. Birkaç markete uğradık. Omuzlarımdaki torbalar dolu. Zorlukla yürümekteyim kaymamak için. Çocuk bu, dinler mi yük mük? Boyuna yapıştırıyor kartoplarını. Ben, ona yanıt veremiyorum. Çünkü elim kolum dolu.

Evimizin önündeki kavşağa geldik. Karşıdan karşıya geçeceğiz. Ancak “Sağa dönüşlerde yayaya yol ver!” uyarısına kulak asan sürücü neredeyse yok! Yayalara yeşil yanınca karşıya geçmek için davrandık. Dikkatlice yürümekteyim. Bu arada yandan ve yakından büyükçe bir kartopu geldi. “Burada olmaz oğlum. Baksana karşıdan karşıya geçiyoruz caddeden, arabalar da var. Biraz mantıklı ol!” diyerek Atacan’ı uyardım.

O: “Ben çocuğum, benim davranışlarımda mantık arama!” tümcesiyle yanıtladı beni. Bu sözden sonra kızabilir misin bu çocuğa? Hayır… Ben de kızmadım. Doysun kartopu oynamaya. Apartman kapısından içeri girinceye dek kartopu attı bana. Kar, çocuklar için bayram değil mi?

Yorumlar (1)
Gönül Başar Serttaş 1 ay önce
Tabii Atacan kendisini çok güzel ifade etmiş."Ben çocuğum benim davranışlarında mantık arama."Ama unutmamamız gereken önemli bir nokta bizler ebeveynlerin tek isteği, onların özgür iradeleriyle,kendi kararlarını kendi alabilecekleri şekilde yetiştişmesini saglamak.Bunu yaparken onlara doğru kılavuz olabilmek.Yani Adil bey, uyarmak onları tehlikelerden korumak bizim görevimiz.Düsünmelerini sağlayabilmeliyiz,başına gelebilecekler hakkında bilgi vermeliyiz.