Gürsel Özgür

Gürsel Özgür

BENİ İNSANÜSTÜ GÖSTERMEYİN

Sizce bu sözü kim söylemiştir?

O, mahalle arkadaşları Asaf İlbay ve Ahmet Numan ile her gün akşamları birlikte zaman geçiriyorlardı. Ancak ne olduysa birkaç gün buluşamazlar, o ortada yoktur. Bir gün karşılaşırlar. O ikisinin de koluna girerek beraber yürüyerek evlerine giderken birkaç günden beri, bu sokakta oturan ünlü bir kişinin oğluna ve kızına ders vermekte olduğunu ve bu görevi geceleri yapabildiğinden görüşemediklerini söyler. ‘’Mustafa Kemal ile haftada iki defa görüşebilmiştik. Arkadaşımız iftar yemeklerini de öğrencisinin evinde yiyordu. Tamamen değişmiş, bambaşka bir adam olmuştu. Artık hiç şüphe yoktu, belli ki seviyordu. Bu, onun ilk aşkıydı.’’

Bayramın üçüncü günü Mustafa Kemal ‘’Ş’’ Paşanın kızı ‘’E’’hanım ile buluşurlar. Kızın bütün arzusuna ve sevgisine rağmen Mustafa Kemal okulunu ve amaçlarını düşünerek içli bir bağlantı havası içinde ayrılırlar.

Gazeteci Yılmaz Çetiner 1964’te onun ilk gönül macerasına adı karışan kızın o zamanki Selanik Merkez Komutanı Şevki Paşa’nın kızı Emine Hanım olduğunu tespit ederek kendisini İstanbul’da bulur ve konuşurlar. ‘’Gazi ile aynı sokakta senelerce oturduk. Çocukluğumuz birlikte geçti. Ben Gazi’yi benimle evlenir diye sevmedim. O benim için erişilmez bir varlıktı. Rüşdiyeyi (Ortaokul) bitirdikten sonra Manastır Askeri İdadisi’ne(Lise) yazıldı. Böylece zaten seyrek olan görüşmelerimiz iyice azaldı. İdadi’den sonra İstanbul’a Harbiye’ye gitmeye hazırlanıyordu. Bir gün üzüntü içinde kendisine haber gönderip’ Harbiye’ye ne zaman gidiyorsun?’ diye sordum. Bana kendi el yazısıyla gelen cevap şuydu: Bu dakikada vapura gidiyorum. Bu an-ı meş’um (kötü an) bize kan ağlatacak. Bendeniz sizi unutmayacağıma vicdanen yemin eder, sizden de aynı vefayı beklerim. Allahaısmarladık. Mustafa Kemal.

Bu mektubu aldığım zamanki sarsıntıyı anlatamam. Ama bir yandan da onun Harbiye’ye gidişine seviniyordum. Gazi izinli olduğu zamanlar Selanik’e geliyor annesini, kardeşini ziyaret ediyordu. Yine pek seyrek görüşebiliyorduk. Harbiye’yi bitirip Şam, Trablus, Kahire, Balkanlar görevi sonrasında gizlice Selanik’e döndüğünde, büsbütün olgunlaşmış, kendisini tamamen millet ve devlet işlerine adamış, ne bayram, ne seyran ve ne de aşk hiçbir şey umurunda değildi…

Yalnız Makbule hanımefendiden duyduğum bir konuşma beni çok sevindirmişti. Gazi gelir gelmez, ‘Şevki Paşa’nın kızı evlendi mi?’ diye sormuş, evlenmedi cevabını alınca çok memnun olmuş, evliliği düşünmüş ama araya giren büyük olaylar bizi evliliğe götürememişti. Onunla evlenemediğime üzülmüyorum, onun gönül işleriyle uzun boylu uğraşacak vakti yoktu.

Hiç evlenmeyen Şevki Paşa’nın kızı Emine hanımefendi(o tarihte 77 yaşında), anlatırken mavi gözlerinin pınarında biriken yaşları hala zarafetini koruyan ince uzun parmaklarıyla siliyordu.

Millet ve devlet için kendini adamış, yoktan bir var oluş hikâyesi yazan bu mütevazı insanı aşağılamak maksadıyla ‘’Beton Kemal’’ ,‘’Ayyaş’’ diyerek saldıranlara cevaben etten kemikten yaratılan Mustafa Kemal’in şu sözleriyle bitireyim.

‘’Bana insanlar üstünde bir doğuş atfetmeğe kalkışmayınız. Benim doğuşumdaki tek fevkaladelik Türk olarak dünyaya gelmiş olmamdır.’’

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…(Kaynak: Atatürk Ansiklopedisi C.1 F.4)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum