Beşikdüzü’nde işler karıştı!

besikduzunde-001.jpg 

İYİ Parti’nin Beşikdüzü’nde iddialı bir adayla yarışa katılacağının açıklanması, ilçede dengeleri alt üst etti. İYİ Parti genel başkan danışmanlarından Şükrü Kuleyin, İYİ Parti’nin genel merkezde önde gelen isimlerinden biri olan Yavuz Aydın’ın, Beşikdüzü’nü boş bırakmayacağını söyledi. Kuleyin, ‘İYİ Parti’nin Beşikdüzü’nde göstereceği aday her partiden oy alabilecek bir olacaktır’ dedi. Şükrü Kuleyin, Trabzon eski belediye Başkanlarından Volkan Canalioğlu’nun da gündemlerinde olmadığını söyledi.

Büyükşehir adayı kim olacak?

buyuksehir.jpg

AKP’nin Büyükşehir adayının kim olacağı merak konusu oldu. Eskiden, sokakta ve ofislerde seçimi hangi parti adayı kazanır diye tahmin yapılırken, bugün gelinen noktada AKP’nin Büyükşehir Başkan adayı kim olacak, diye sorulmaya başlandı. 

AKP’nin Büyükşehir Belediye Başkanı kim olursa olsun, kazanma ihtimali çok yüksek. AKP’de kişiye değil partiye oy verildiği için, ismi açıklanan aday banko seçimi kazanır görüşü hakim. Ancak, kamuoyunda farklı düşünenler de yok değil. Çokları bazı isimlerden birinin aday gösterilmesi halinde tepki gösterip muhalefet adaylarından birine oy vereceklerini söylüyor.

Eski camlar bardak oldu!

eski-camlar.jpg

Of siyasetinde, eskiden sağda Çakıroğulları, sol kulvarda da Saral, Akyüzler, Nuhoğulları, Ayazoğuları, Tellioğulları öne çıkardı. Diğer çoğu sülale ise milli görüş ekseninde idi. Aslında Milli görüşçülerin büyükleri önce Demokrat sonra Adalet Partisinde ve Milli Nizam Partisi kurulduktan sonra o kulvara geçti. Son çeyrek yüzyılda ise Of’ta soldan sağa yöneliş başladı. Of’taki bu siyasi dönüşümde kimileri din eksenli siyasetin etkin olduğunu söylüyor.
Dün, kepenk kapatan ANAP Trabzon il teşkilatının önemli isimlerinde Nadir Saral’a Of’taki bu değişimi sorduk.
Nadir Saral şöyle dedi:
‘ANAP’ta Çakıroğulları ile birlikte idik. Nusret beyle beraber politika yaptık. Of’ta sağdan ve soldan milli görüşe kaymanın nedenleri, aslında Saral, Çakıroğlu ve diğer önde gelen sülalelerin iki büyük partiyi parsellemelerinden kaynaklanmıştır. Bu iki partide kendilerine yer bulamayan arkadaşlar Milli Nizama, Selamete geçtiler. Bugün bizim sülale de bölündü Çakıroğulları da, diğerleri de… Siyasi olarak farklı yerlerde olsak da dostluklarımız aynen devam ediyor’.
Biz de Nadir bey gibi düşünüyoruz, önemli olan dostluk.

Sağlıkta sağlıksız işler!

saglik.jpeg

Trabzon Sağlık Müdürlüğüne aylardır müdür bulunamıyor. Prof.Dr. Mustafa Yılmaz’ın istifasından sonra Trabzon Sağlık Müdürlüğünü Dr. Kemal Süleyman vekâleten yürütüyor. Sağlık Müdürlüğünün vekaleten yürütülmesi kimilerine göre Trabzon sağlığını olumsuz etkiliyormuş. Müdürlüğün asaleten veya vekaleten yürütülmesi dolaylı da olsa sağlığı olumsuz etkiliyor. Bu arada, Sağlık Müdürlüğünde birileri yetkilerini aşacak şekilde kamu hastaneleri idarecilerine talimatlar yağdırması ise farklı yorumlara neden oluyor. Öte yandan, Ak Parti İl Başkanlığının boş kalan bu makam için bakanlığa, Trabzon İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Hakan Usta’yı önerdiği, ancak Usta’nın unvanının pratisyen hekimlikle sınırlı olması sebebiyle bu referansa sıcak bakılmadığı yönünde dedikodular da kulaktan kulağa fısıldanıyor. Hakan Usta, her ne kadar pratisyen hekim olsa da iyi bir doktor ve iyi bir yönetici olduğunu söyleyebiliriz. Dr. Hakan Usta, Sürmene Devlet hastanesi başhekimliği sırasında rüştünü ispat etmiş bir hekim. Trabzon İl Sağlık Müdürlüğündeki bu belirsizlik çalışanın olduğu kadar vatandaşın da sağlığını da olumsuz etkilemeye başlamış.


 

MHP'liler iktidara payanda olmak uğruna Doğu Türkistan'ı Çinlilere sattı. Doğu Türkistan'daki bunca Çin vahşetine rağmen ne Devlet Bahçeli'nin ne MHP'nin ne ülkücülerin sesi çıkıyor. Komünizm sonrası Türki cumhuriyetler Rusya'nın arka bahçesi, Türkiye ise domates bahçesi olmuştu. Şimdilerde ise Doğu Türkistan Türk dünyasının cehennemi durumunda. Ama şaka gibi MHP'den Çin'in vahşetine karşı en ufak itiraz yok. MHP bu zavallı haliyle sadece Türkiye'yi değil Türk dünyasını da batırmış durumda. 
(Metin Kondel) 

 

Zulüm kaçınılmaz!

Yine göçmen faciaları, yine denizlerde ölümler... Kim mi bunlar? Tabii ki Müslümanlar. Peki, neden böyle bir ölümü göze alarak yola koyulurlar? Çünkü insan gibi yaşamak yaşadıkları ülkelerde mümkün olmuyor. 

Geçen günlerde bir Suriyeli kadın elinde kesici bir aletle Atatürk’ün heykeline saldırıyordu. Daha garibi kendi ülkesinde yaşama alanı bulamayan bu zavallı sığındığı ülkenin kurucu önderine saldırıyordu. Üstelik bir de kadın olacak. Kendi ülkesinde bırak kadını erkekler bile insan yerine koyulmazken seni besleyen, barındıran bu ülkeyi kuran o yüce insandan nefret ederek saldırmak... İslam dünyasının neden bu halde olduğuna en iyi örnek bu zavallı kadının davranışı değil midir?
Kendi Büyükelçiliğinde bilinen bir cinayeti işleyebilecek kadar insanlıktan çıkmış bir zihniyetin kendi ülkelerinde insanca bir düzen kurmaları mümkün olabilir mi? Olmadığı için hala sayısız insanlar bu zulümlerden kaçarak denizlerde boğuluyorlar.
Bu zulümlerin en büyük nedeni, bu zalimlerin kurdukları düzenin Allah’ın düzeni olduğunu iddia etmeleri ve sizlerin buna inanmasıyla mümkün oluyor. Sizler böyle inandığınız sürece huzuru İslam da değil elin gavuru dediklerinin ülkelerinde aramaya devam edeceksin.
Bu ülke bile aynı zihniyetçe 16 yıldır aynı argümanları kullanarak dönüştürülmeye çalışılmıyor mu ve bazılarınız hala buna inanmaya devam etmiyor mu? Bu durumda zülüm kaçınılmazdır. 
(Temel Kahveci)

Önceki ve Sonraki Yazılar