BİR 19 MAYIS SORUMLULUĞU

Bu köşede beni okuyup, izleyen sevgili okuyucularım, dostlarım genellikle fıkra ya da deneme türlerinde yazılar yazdığımı görmüşlerdir. Aşırı iddia ve kanıtlama gereği duyulacak makale türünde yazılardan uzak durmuşumdur. Ancak bugün 19 Mayıs. İzninizle ülkemizin varlığı, anlamı, insanımızın nasıl yaşayacağının tercihi açısından büyük önem taşıyan bir günde, biraz da “zorunlu”  duygu ve düşüncelerle  “suya sabuna dokunmak” geldi içimden.

Tarihsel bilgileri yineleyerek, bayramları “demode” duruma düşüren aşırı hamaset düşkünleri bugün bol keseden atmış olacaklar ya da önümüzdeki günlerde atacaklardır. Onların duygu ve düşünceleri, öncelikleri, siyasal kaygıları, popülist söylemleri yıllardır kulaklarımızı yıpratmakta. Ancak ülkemizin acı gerçekleri ve genel durumu bizlerin daha cesur, kendine ve ulusuna, bütünüyle halkına güvenen kararlı duruş ve tutumuyla dip diri olmayı gerektiriyor. 19 Mayıs 1919 koşullarında Samsun’a çıkan, Mustafa Kemal ve arkadaşları  “kelle koltukta” bir mücadeleye atılmışlardı. Kuşkusuz bu, derin öngörü ve ulusuna güvenmenin yanı sıra haklı ve meşru olmanın da sesi ve gücüydü. Bilindiği üzere bu haklılık, ezilen ulusların ve hakların desteğini almakta gecikmedi. Daha sonra Kuzey Afrika ülkeleri, Cezayir başta olmak üzere, Asya derinliklerindeki ülkeler Mustafa Kemal’in bağımsızlık bayrağını örnek alarak,  kendi ulusal kurtuluş mücadelelerini başarıyla vermişlerdir. Geçen yüzyılın başında verilen örnek Kurtuluş Savaşı başarısı dünya dengelerini de değiştirmiş, adeta bir Anadolu ayaklanması, daha sonra Cumhuriyet Devrimi ile dünya gözünde Türkiye, mazlumların öncüsü ve yol göstericisi olmuştur. 19 Mayıs 1919’dan, başarılı bir kurtuluş ve bağımsızlık mücadelesinden sonra,  Cumhuriyetle birlikte aralıksız 15 yıl,  kazanımlarıyla 25 yıl, ülkemiz imrenilen, örnek alınan bir ülke olmuşken, kimi sorumsuz ya da yorgunların, daha sonra da yılgın ve geri dönüşçülerin,  aymazların çabaları önce duraksamayı getirdi. Duraksamaya ilişkin yeterli tepki ve silkiniş gösterilmeyince hızla, kendine, ulusuna, halkına yabancılaşarak, Cumhuriyet ülküsünden, devriminden uzaklaşarak Batı’nın kollarına – AB ve ABD – atılmaya gönüllü ya da safça, biraz da çıkarlarına uygun yöneticiler “ görev” almaya başladılar! Böylece ülkemiz emperyalizme ilk büyük darbe vurarak bağımsızlığını elde etme onurunu büyük ölçüde yitirmiş oldu. Bunun yanı sıra ekonomik bağımsızlık giderek Batı tekellerinin özellikle ABD’nin isteği doğrultusunda biçimlendi. Eğitim ve kültürel atılım,  arasız olması gereken devrimler zedelenmeye, engellenmeye, yok edilmeye çalışıldı. Bu süreç içerisinde özellikle “Küçük Amerika” hülyası birçok devlet yöneticisinin beynini iğdiş etmiş, ülkemiz hızla -ekonomik, kültürel, eğitimsel, kamusal-çoraklaşmaya gitmiş. Cumhuriyetin arasız devrim, amaç ve iddialarından bilerek ya da bilmeden çark eden “Cumhuriyet Türkiye’sini” yönetenler ülkeyi GAYYA KUYUSU’nun başına getirdiler! Bu, yöneticilerin basiretsizliğiyle sınırlı bir durum değildi kuşkusuz. Onların uluslararası ağla (emperyalizm) ilişkileri bu dönüşümü gerektiriyordu. El verilince kol, yetmez başka şeyler de istenilirdi artık!

Ülkemizin bu günlerinde, bu yıllarında yeni olumsuzlukları, bağımsızlığı zedeleyen, yok eden, anlayışları sıralamayarak sadece anımsatmak isterim ki;

- Ülkemin her yanını örümcek ağları sararken kılını kıpırdatmayanlar!

- “Borç yiğidin kamçısıdır” diyenler!

-  “Bir kerden bir şey olmaz” diyenler!

-  “Uluslararası ilişkilerde bağımsızlık aranmaz” diyenler!

- “Dünya küresel bir ev artık” diyenler!

- “Du bakalım n’olacak” diye küçümseyip aymazlığa düşenler!

- Kurbağanın ılık suda yıkanıp-haşlanma süreciyle yanma sonucunu göremeyenler!

……..

     Bugün ülkemizde AB ve ABD zalimlerine ve onun yerli gibi görünen işbirlikçi ya da ortaklarına sadece seslenmek yeterli değil artık!  Bunların karşısında en geniş işbirliğini oluşturmak en başat görevdir. Samsun ruhuyla, Mustafa Kemal ufkuyla davranmak günün öncelikli görevi olmalıdır. Emperyal baş düşmanı yenmeden tekrar Cumhuriyet Devrimi rotasına girilemez! Bu görevden kaçmak 19 Mayıs 1919’larda Mustafa Kemal Atatürk’ ün karşısında yer almaktan farklı değildir! Unutulmamalı savaşı yakarış değil,  güç önler, savaşı güç kazanır!

Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nız kutlu olsun!

                                                                                              -Yarınlar güzel olacak-

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.