Bir İzmir Ziyareti

Hafta içi İzmir’e günübirlik bir iş ziyaretim oldu. Devam etmekte olan bilimsel bir araştırma projesinin ilgili Bakanlık tarafından görevlendirilmiş izleyicisi olarak proje hakkındaki son tespitlerimi ve değerlendirmelerimi yaptım. Bu çerçevede ülkenin endüstriyel faaliyetlerinin içinde bulunduğu son durumu da yakından görme şansım oldu.

 

Projenin ortağı durumunda olan firmaya ait fabrikaya her gidişimde yeni elemanlarla karşılaşma durumunda kaldım. Sürekli olarak işten ayrılan elemanların yerini yenileri almaktaydı. Orada bulunduğum sürede meslek lisesi çıkışlı gençlerin sürekli olarak iş başvurusu yapmakta olduğunu gözledim. Firma yetkililerinden öğrendiğime göre teknik elemanlara verilen ücretler maalesef asgari ücret kadar. Dolayısıyla bu ücretler karşılığında fabrikada çalışanlar uzun ömürlü olmadığından sürekli işten çıkışlar ve yeniden işe girişler söz konusu olmakta. Ülkemizin batısındaki endüstriyel kuruluşlarda bu sorun halen yaygın olarak yaşanmaya devam etmektedir.

 

Açıkçası ülkemizdeki bu tablo esasında büyük bir kandırmaca içinde olduğumuzu da göstermektedir. Bir yanda kişi başına 10.000 Amerikan Dolarını aştığı söylenen kişi başına ulusal gelir, diğer yanda gizli işsizlik ve umutlarını kaybetmeye başlayan milyonlarca genç insan. Ya bu ülkede kişi başına ulusal gelir 10.000 Amerikan Doları değil, ya da bu para herkese eşit olarak dağıtılmamış olup çok kısıtlı bir çevrenin elindedir. Ancak genç kesim için bu sancılı sürecin çok fazla sürdürülebilir olmadığını, öfke duvarının zorlandığını söylemek durumundayız. Tabii anlayana…

 

İzmir ziyaretimin hoş yanı; kültür eski bakanı, aile büyüğümüz, bizim merkez Dolaylı köyü çıkışlı, yakınım Sayın Prof. Dr. Suat Çağlayan ile olan buluşmamız ve sohbetimiz oldu. Her zamanki tevazusu içerisinde, sevgi dolu kişiliği ile geniş çaplı değerlendirmeler yaptık. Kendisi ile Yakın Kitabevi’nde, kitapevinin sahipleri Levent ve Nusreddin’in de dâhil olduğu edebiyat ve kültür üzerine söyleştik. Büyük bir zevkle kaleme almış olduğu “Büyük Kanatlı Küçük Mavi kelebek”, “Zeytin Kız ile Zeytin Nine” ve “Umut” gibi eserlerini bizim çocuklar için imzalayarak bana verdi. Her zamanki heyecanı ve coşkusu ile yeni kitap projelerini bizlerle paylaşırken büyük bir keyif aldığını gözledim. Herhangi bir maddi beklenti içinde olmadan tamamen hayır için yapmakta olduğu yazarlık faaliyetinin, yaşamının büyük bir kısmını kapladığını ve artık kendisi için değil, toplum için yaşadığını anladım. İzmir, kendisini büyük bir sevgiyle anıyor ve büyük bir saygı duyuyor. Bunu Alsancak’taki her köşe başında bizatihi gözledim. Ümidim, bu toplumun ürettiği bu asil şahsiyetlerin gereken saygınlığı ve değeri her zaman görmesidir.

 

Yakın Kitabevi’ndeki sohbetimize dâhil olan bir gazetenin İzmir temsilcisinin Trabzon üzerine yapmış olduğu seçim analizi beni çok etkiledi. Halen iktidarın tam destekçisi durumundaki bu gazete temsilcisi; kısa bir süre önce Trabzon’da bulunduğunu ifade ederek halktan aldığı çeşitli izlenimleri bizlerle paylaştı. Detayları üzerine yazmanın etik olmayacağına inandığım için sadece şu kadarından bahisle, mevcut iktidarın önümüzdeki seçimlerde Trabzon’da işinin çok zor olduğunu söylemek isterim. Bu benim görüşüm değil, Trabzon’a tarafsız gözle bakan bir medya uzmanının görüşüdür belirtirim. 

 

Günübirlik bir İzmir ziyaretimden geride kalanlar bunlar oldu. Bir de bundan böyle Trabzon’un artık İzmir’den daha sıcak olacağını da anlamış oldum. Önümüzdeki süreçte de  öyle görünüyor ki Trabzon’da hava çok daha ısınacak…   

 

 

  

 

 

      

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum