26.05.2022, 09:53

BİR ÖYLE BİR BÖYLE

Bir öyle bir böyle olan insanların anlaşılması çok zordur, aslında imkânsızdır. Belki de bu insanlar kendilerini da anlamamışlardır. Devamlı bir dönüşüm halindedirler. Döner de döner…

12 Eylül darbesini gönülden, coşkuyla alkışlayanların, Kenan Evren’in ölümü sonrasında nasıl demokrat kesildiklerini ve Evren’e saldırdıklarını keza 15 Temmuz öncesi alkışlayarak iş tutan, birlikte hareket edenlerin, sonrasında nasıl hamle yaparak döndüklerini gördük.

Babam 12 Eylül darbesi ile görevinden alındıktan sonra siyasi hayatı sekteye uğramış ve ailece büyük maddi ve manevi kayıplarımız olmuştur. Ancak konuları bireysellikten uzak objektif değerlendirmeyi tercih ederim. Olayları oldukları dönemin şartları ile analiz etmenin doğru olacağını düşünüyorum. Bugünün gerçekleri çerçevesinde değerlendirilmesi doğru kanaate varmamızı önleyebilir.

Dünyadaki olaylar, ülkenin içinde bulunduğu durum, toplumsal talepler gibi konular göz ardı edildiğinde eksik veya yanlış değerlendirme olur.12 Eylül 1980 öncesine bir yolculuk yapalım ve akşam yattık her şey güllük gülistanlıkta sabah kalktık darbe olmuş, şaşkınlığında mıydık yoksa beklenen bir hareket miydi?

1974 Kıbrıs Barış Harekâtından sonra kendini dünyanın jandarması sanan ABD homurdanmakla kalmayarak varlığını silah ambargosunu uygulayarak hissettirdi. Bu hissiyat ekonomik ambargo ile daha da arttı. Sonucunda ülkemizde derin ekonomik kriz baş gösterdi. Krizler siyasi istikrarsızlığı da yanında getirdi. Güvenliğe ilişkin sorunlar hızla derinleşti. Mahkemeler karar veremez, eğitim kurumlarında eğitim yapılamaz, hastanelerde güvenlik içinde sağlık hizmeti verilemez bir duruma düşmüştü. Bu gün de benzer tablo kısmen var.

Dünyadan soyutlanan ülke kendi içinde sorunlar yumağına dönüşmüştü. Sanki her sokak, mahalle, köy, kasaba, il solculuk veya sağcılıkla tasnif ediliyordu. Daha ötesi caddenin sağının sağcıların solunun solcuların olduğu algısı oluşturulmuştu. Ekonomik krizi aşmak üzere alınan 24 Ocak kararları da tam tersine orta sınıfı zarara uğratarak yoksullaşmanın artmasına sebep oldu. Ardından Cumhurbaşkanı Korutürk’ün yerine seçilecek kişi ile ilgili sonu gelmeyen seçim turları ve sonuçsuz arayışlar ateşi daha da körüklüyordu.

Daha sonra ‘’bizim çocuklar başardı’’ cümlesiyle tarihe geçecek ‘’Bayrak Harekâtı’’ olarak adlandırılan darbe de gelmekte artık nazlanmadı. Sonrasında da Kenan Evren’in imzasını attığı darbecilerden kurulu Milli Güvenlik Kurulu’nun yaptığı 1982 Anayasası yüzde 91 oyla kabul edildi. Bu olayda darbenin davacısı tarafında olsam da bu bazı gerçekleri söylememi engellememelidir. 1961 anayasası yüzde 61.7 oyla kabul edilmişti. Ancak 1982 Anayasası için, sonrasında koro halinde küfür edenler güruh halde kabul etmeyi içine sindirecekti.

15 Temmuz 2015’de de benzer durum yok mu? Kol kola olanlar, methiye düzenler, Gülen seviciler 16 Temmuz’da çark etmediler mi? Hem de ne çark, topaç gibi fıldır fıldır.

Partilerin kendi içinde de aynı durumlar söz konusu oluyor. Kâh al başının üstüne, kâh ez ayağının altında. Toplum olarak bence ayarımız ve tahammülümüz yok. Bir anda rüzgâra kapılıp bir anda duruluyoruz. Hoşgörü, tahammül, duygudaşlık, anlama isteği kaybolmuş. Bu yüzden, Siyasiler ne kutsallaştırılmalı, ne de yerin dibine sokup günahkarlaştırılmalıdır. Kocaman adamların fanatik tavırları, eleştiremez halleri, kurumsal kimlikten ziyade bireysel yalakalık halleri o kadar zavallılık ki, üzülüyor insan bunlara, bir öyle bir böyleler…

Saygılarımla, sağlıcakla kalın…

Yorumlar (1)
Tulay Özgür imamoglu 1 ay önce
Seninle her zaman gurur duydum bu millete senin gibi vatanseverler lazım Allah yolunu açık etsin sevgiler