BİR SARI KARTIN BEDELİ

A milli takımın dünya Kupası Grup Eleme maçları nedeniyle lige verilen ara uzun olunca takımla futbol adına neye sahip oldukları konusunda şüpheye düşebiliyorlar. Her şeyi yeni baştan kurmak, eski özgüveni geri almak için sahada mücadele etmek gerekiyor.

TFF’nin Başkanı Nihat Özdemir’in Trabzonspor’a lisans iptali blöfü tam bir sorumsuzluk. Kanuna, yasaya aykırı bir şey varsa mahkemeler orada, gider davayı açıp gerekli cezayı verirsiniz. Yok, her şey kanunlar içinde oluyorsa, Nihat Özdemir’in bu eşkıya tavrı da neyin nesi? Kaldı ki Nihat Özdemir Fenerbahçe’nin şike yaptığı 2010-11 sezonunda şikecilerin içindeydi.

UEFA TFF’nin el altından gönderdiği raporlarla Trabzonspor’a 1 yıl Avrupa kupalarından men cezası verdirmişti zaten. Geçen yıl siyasetin ittirmesiyle Trabzonspor’un şampiyonluğunu Başakşehir gibi sonradan türeme bir takıma vermişlerdi. TFF işi gücü bırakmış Trabzonspor ile uğraşıyor. Trabzonspor da hakkını UEFA, FİFA nezdinde arıyor. Türk futbolundaki oligarklar yüzünden bir türlü sahadaki futbola gelemiyoruz. 

Evet, lafı hiç dallandırıp budaklandırmanın anlamı yok. Abdullah Avcı en dipten aldığı Trabzonspor’u şampiyonluk yarışına kadar çıkarttı. Sonra da kadronun yarış için yetersiz olduğuna kanaat getirdi. Erzurumspor müsabakasında da ununu elemiş, eleğiniz asmış bir görüntü verdi.

Futbolda en küçük bir faktör bir takımın ve ligin bütün dengelerini bozabiliyor. Zorbay Küçük’ün Djaniny’e gösterdiği eyyam sarı kartı bu müsabakadaki dengeleri alt üst etti. Trabzonspor rakip defansı formalitelere mecbur edecek bir forvetten yoksun olarak Sivasspor karşısına çıkınca arzu ettiği oyunu sahaya yansıtamadı. Ekuban ve Nwakaeme hem olmayan forvet için top taşıyacak hem de taşıdığı topla gol pozisyonuna girip gol vuruşu yapacak! Olimpiyatlarda geriye doğru bir buçuk burgulu iki takla gibi bir aksiyon. Çok zor.

Sivasspor önde baskı yaparak başladı oyuna. İlk 15 dakikada oyunu domine de etti. Ama ilk yarının diğer bölümünde Nwakaeme, Ekuban ve Bakasetas ile bir türlü oturmayan gol pozisyonlarıyla tehlike yaratan Trabzonspor’du. Dediğim gibi, ileride bir forvetinin olmayışı Trabzonspor’da domino etkisi gibi bütün taşları yerinden oynattı. Nwakaeme ve Ekuban’a fazla yük bindi. Yusuf Sarı kanattan arzu edilen topları taşıyamadı. Bundesliga tecrübeli Yunus Mallı orta sahada ekstra bir şeyler üretemedi. Bütün bu olumsuzluklara rağmen arayışta olan taraf Trabzonspor’du.  

Benim gördüğüm kadarıyla matematiksel olarak şampiyon olma şansı olsa da Trabzonspor ekip olarak bunun olabileceğine inanmıyor. Ligin başında küme düşme hattına demir atmış o umutsuz Trabzonspor görüntüsünden kurtulmuş olmayı yönetim yeterli görüyor. Sanki o tabloya Ünal Karaman’ı, Hüseyin Çimşir’i gönderip yerine üçüncü sınıf Eddie Newton’u koyup kendileri neden olmamışlar gibi.

Sonuç Eddie Newton ile küme düşme hattındaydılar, Abdullah Avcı ile şampiyonluk yarışına girdiler. Sonra garip bir şekilde bunun bu kadro ile imkânsız olduğuna karar verdiler. Vakıanın tam röntgeni bu; şampiyonluğa inanmıyorlar…

Önceki ve Sonraki Yazılar