17.05.2022, 09:53

BİR SOYLU ÇOCUK, ASİL

Pazar sabahı… Erkenciyim. Saat, altı… Hava bulutlu… Zaman geçiyor, ama güneş yüzünü göstermiyor bir türlü. Hafif bir serinlik var. Hoşuma gidiyor bu. Sessizliği ve serinliği içime dolduruyorum mutlulukla. Tek tük taşıt var caddede. Kaldırımlarda ellerinde ekmek ve gazete olan insanlar görünmekte. Taze ekmek ve çay kokusunun dolacağı evleri düşünmekteyim. Sabah kahvaltısında, sofra başındaki mutlulukları düşlemekteyim.

Çayımı demledim. Balkonda kırlangıçları izleyerek yudumluyorum iksirli suyu. Her yudumumda memleket kokusu almaktayım. Kırlangıçlar, olağanüstü kuşlar… Uçuşları, avlanmaları, ötüşleriyle büyülemekteler beni. Ben de onları izlemekteyim çay keyfiyle. Yaşamın tadı sabahleyin bir başka. Bence günün en güzel zamanı. Bilmeyenler çok şey kaçırmaktalar.

Balkondaki saksılarda sebzelerime bakıyorum. Onların çiçeklenmesi, içime erişilmez bir umut ve sevinç aşılamakta. Suladım onları. Kırlangıçların yanı sıra insanlarda gözüm. Erkencileri seviyorum nedense. Martılar, yuvalarını kargalara karşı korumanın telaşında. Serçeler, çoktan işbaşı yaptı. Güvercinlerle kumrular ayrı bir güzellik. Saksılarımı suladım ya, yağmur çiselemeye başladı. Olsun…

Çiseleyerek yağan yağmuru izlemek ayrı bir mutluluk… Hafif bir toprak kokusu yayılmakta çiseyle. Toprağın neredeyse yok olduğu bir kentte toprak kokusu almak, büyük bir doğal tansık. Doğanın sunduğu bu tansığın tadını çıkarmaktan başka ne yapabilirim?

Tam da kaldırımlara dalıp gitmişken bir çocuk gözüme ilişti. Fırının önünden bizim eve doğru yürümekte. İki elinde, boyunca iki torba... İkisi de dopdolu… Birinde kesilmiş ekmekler var, diğerinde hamur. O hamurla az sonra müşterilere, kahvaltı için pişiler yapılacak. Torbalar, yerlerde sürünmekte hem ağırlıklarından hem de büyüklüklerinden. Taşımakta epeyce zorlanmakta. Görünce tanıdım onu. Asil(9)… Evimizin altındaki yeiçin işletmecisinin küçük oğlu. Bugün çalışma nöbeti onda. Dün ağabeyi Adil(11) vardı. Hafta sonları çocukları çalıştırmakta babaları Aşkın öğlene dek. Çalışmaların karşılığında da harçlıklarını çıkarmaktalar. Böylece çocuklar sorumluluk almaktalar. Olağanüstü bir eğitim. Yaşamı öğrenmenin bundan başka yolu mu var?

Asil, iki caddenin kesiştiği caddeye geldi. Karşıya geçecek. İyice yorulmuşa benzemekte. Torbaları yere koyup dinlenmekte. Ancak onları bırakmıyor. Yorulduğunu, elindekiler taşımakta güçlük çektiğini gören orta yaşlı kadın yardım öneriyor ona. O, ısrarla reddediyor. Kadının dil dökmesi uzaktan anlaşılıyor. Kadın üsteledi, Asil direndi. Sonunda kadın, çocuğun kumral saçlarına bir öpücük kondurarak başını okşadı. Kadın evine yöneldi. Çocuk, yeşil ışığın yanmasını bekledi. Sonunda yandı beklediği ışık. Torbaları sürükleyerek ve sağını solunu kontrol ederek geçti karşıya. İkinci ışıktan sola dönüp yeiçe girdi. Balkonun altına gelince aşağı atlayıp kutlamak geldi içimden. Ama dördüncü kattayım, bu olanaksız. Asil, adı gibi soylu bir çocuk. Halkımızın “ciğerli” dediği adamlardan.

BeşAcafe’nin sahibi Aşkın, hem işini yapıyor hem de çocuklarına eğitim veriyor. Birçok eğitimcinin zorlandığı öğrencilerine sorumluluk aşılamayı, uygulamalı olarak çocuklarına kazandırmakta. Zaten eğitim, “yaparak, yaşayarak” yapıldığında amacına ulaşmıyor mu?

dükkâna girince bulutlar dağıldı. Çiseleme dindi. Güneş doğunca içim mutlulukla doldu.

Yorumlar (0)