“Birleşmede KUVVET Vardır”

Türkiye’de tarihi geçmişi ahilik kültürüne dayanan kooperatifçiliğimiz Cumhuriyetin kurulmasıyla Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde modern anlamda bir yapıya kavuşmuştur. 1931’de İzmir İktisat Kongresi’nde yaptığı konuşmada; Kanaatim odur ki, muhakkak surette birleşmede kuvvet vardır. Kooperatif yapmak, maddi ve manevi kuvvetleri, zeka ve maharetleri birleştirmektir. Yoksa bir zayıf ile bir kuvvetlinin birleşmesinden bahsetmiyorum. Birleşmenin böylesi zayıf olanın kuvvetliye esir olması demektir. Ege iktisat mıntıkasındaki bütün insanların hasılalarını ve gayretlerini birleştirmesi muhakkak feyizli neticeler verecektir. Türkiye'nin say, hayat ve mevcudiyetini mütalaa edince birleşmeden mütevellit fayda ve menfaatlerin çok büyük olacağı kanaatine varacağınızdan şüphe etmiyorum. Müstahsillerin birleşmesinden şahsi menfaatlerinin haleldar olacağını düşünenler tabii şikayet edeceklerdir demiştir ve kooperatifçiliği desteklemiştir. Bugünkü kooperatifçilik modeline uygun olarak kurulan Tarım Kredi ve Tüketim Kooperatiflerinde kurucu ortak olarak yer almıştır. Ayrıca bugünkü adıyla Türk Kooperatifçilik Kurumu’nun kuruluşuna önderlik etmiştir. Ülkemizde kooperatiflerimiz önemli gelişmeler kaydederken, 1980’li yıllarda askeri hükümetlerin baskısı ve uygulamaya konulan hatalı politikalarla büyük zararlar görmüş ve engellenmiştir. Dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik ve sosyal krizler kooperatiflerin ne denli vazgeçilmez model olduğunu ortaya koymuş ve kooperatifçiliğe yönelik yanlış politikalardan bir ölçüde vazgeçilmiştir.

Dünyada insanlığın geleceğini tehdit eden küresel sorunlar hızla artmaktadır. Bugüne kadar uygulanan yanlış ekonomik politikalar çözüm üretememiştir. Ekonomik ve sosyal sorunlar yanında çevre sorunları da hızla artmıştır. Geldiğimiz noktada sorunların toplumsal dayanışmayla aşılmasından başka çözüm yolu görünmemektedir. Kooperatifçilik içinde bulunduğumuz çağda küresel sorunlar karşısında geçmişte olduğu gibi yine Birleşmiş Milletler’in de önerdiği çözüm modelidir.

Kooperatifler ortakların sahip olduğu ve yönettiği işletmelerdir. Kooperatifler bireylerin tek başlarına yapmada güçlük çektikleri işleri bir araya gelerek başardıkları, bu yolla sorunlarına çözümler ürettikleri, refah düzeyini artırarak yoksulluktan kurtulma yolunu buldukları ve çözüm ürettikleri modeldir. Dünyada kooperatifçilik dendiğinde akla kooperatifçilik ilkelerini ve değerlerini savunan ve kooperatiflerin uluslararası alanda temsilciliğini yapan üst örgütü olan 100 yılı aşan tarihe sahip Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) gelir. ICA kooperatifleri ortak ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılamak amacıyla gönüllü olarak bir araya gelmiş kişilerin oluşturdukları özerk yapılarla ortak olarak sahiplendikleri ve demokratik şekilde yönettikleri işletmeler olarak tanımlamaktadır.

Birleşmiş Milletler ve uluslararası örgütlerce kabul gören ve değer verilen 1895’te kurulan dünyadaki en eski ve en büyük sivil toplum örgütüdür. ICA’nın tanımlaması kooperatifçilik için öncelikli olan 7 kooperatif ilkesi ortaya konmaktadır. Bu ilkeler gönüllülük ve açık üyelik, demokratik olarak ortakların yönetimde söz sahibi olması, ortakların mali katılımı, özerklik ve bağımsızlık, eğitim, öğretim ve bilgi akışı, kooperatifler arasında işbirliği ve toplum yararını gözetme ilkeleridir. Bu temel ilkelerin ilk dördünün uygulanmadığı kooperatifler kooperatif özelliklerini kaybederler. Bu dört ilke ile ortakların kooperatifin yaptığı işler hakkında söz sahibi olmasını, kooperatifi sahiplenmesini ve kooperatiften yararlanmasını bir ölçüde garanti altına alınmaktadır. Eğitim ilkesi ile ortakların daha aktif olması istenirken diğer taraftan demokratik yönetimin önemli olduğu vurgulanmaktadır. Bu ilkeyle bir yönüyle kooperatifler arasındaki işbirliği diğer kooperatiflerin ekonomik olarak zayıf hale gelmesini engellemeyi hedeflemektedir. Ayrıca kooperatiflerin güçlenmelerini destekleyen bir uygulamadır. Diğer önemli bir ilke toplum yararını gözetme ilkesi kooperatiflerin toplumsal sorumluluğuna işaret etmektedir.

Ülkelerde kooperatiflerin çalışmaları başta gelişmiş ülkeler olmak üzere her zaman toplumsal kalkınmanın yolu olarak görülmüştür. Gelişmiş ülkeler aynı zamanda kooperatifçiliğinde gelişmiş olduğu ve kalkınmalarında kooperatiflerin payı büyük olan ülkelerdir. Kooperatifçilik hareketi uzun bir tarihi geçmişe sahip olan bu ülkeler kooperatifçilik kültürünün yüksek olduğu ve başarılı ve güçlü kooperatiflere sahip olduğu en büyük kapitalist diye nitelediğimiz ülkelerdir. Kooperatif ortaklıklarının nüfusa göre oranı ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Bu oranın gelişmiş ülkelerde yüksek olduğu görülmektedir. Finlandiya ve Singapur’da her iki kişiden biri kooperatif üyesidir.

Japonya’da 120 tüketici kooperatifi yaklaşık üç milyon ortağa sağlık hizmeti vermekte ve koruyucu sağlık konularında faaliyet yapmaktadırlar. Japon tarım kooperatiflerinin kırsalda sağlık hizmeti veren 211 tıp merkezi bulunmaktadır. Brezilya’da sağlık kooperatifleri ülkede önemli bir hizmet boşluğunu doldurmaktadır. Ayrıca tarım kooperatifleri de kırsalda sağlık hizmetleri veren tesislere sahiptirler. Tüketici kooperatifleri bugün İngiltere başta olmak üzere İtalya, İsviçre, Singapur, Japonya, Kanada ve İskandinav ülkelerinde pazarın en büyük oyuncusudur.

Türkiye’de kuruluş yasalarına göre kooperatiflerin kuruluşunu ve işleyişini düzenleyen üç yasa vardır. Bu yasalar ise kooperatif türlerinin kurulması ve işleyişini düzenlemektedir. Ülkemizde kooperatifçilikteki sorunlar sahiplenme ve katılım yetersizlikleri, kurumsal yapılanma ve kapasite yetersizlikleri, finansman sorunları, yetersizlikleri, mevzuat yetersizlikleri ve denetim sorunu ve yetersizliğidir. Bu temel sorunlar çerçevesinde; kooperatiflerin kooperatifçilik ilkelerine uygun yapılanmamış olması, aktif olarak işletilen kooperatif sayısının çok düşük olması, özerklik konusunda hâlâ ciddi sorunlar bulunması ve ortakların kooperatiflere bilinçli olarak sahip çıkmıyor olması ve aidiyet duygusunun yetersiz olması kooperatifçilik modelinden gereken olumlu sonuçları elde etmeyi engellemektedir. Ülkemizde 49 bin dolayında kooperatif bulunmaktadır. Bu kooperatiflerin bağlı oldukları 420 Kooperatif Birliği ve 15 Merkez Birliği bulunmakta ve kooperatiflerin 6 milyon kooperatif ortağı vardır. Kooperatif sayımız dünyadaki kooperatiflerin % 1,6’ini oluşturmaktadır.

Dünyada ve ülkemizdeki kooperatifçilik uygulamaları ve sonuçları bizlere kooperatiflerin çözüm için ne denli gerekli olduğunu göstermektedir. Yaşanan ekonomik ve sosyal krizlerin halkın katkısı ve desteği olmadan aşılması mümkün değildir. Bireylerin her alanda kooperatif kurmaları ve sorunlarına çözümler yaratabilmeleri için toplumsal duyarlılık ve farkındalık artırılmalıdır. Geçmişte olduğu gibi ülkemizde yine kooperatifçilik eğitimi ilkokuldan başlamalıdır. Eğitimin her aşamasında kooperatiflere yer verilmelidir ve desteklenmelidir. Kooperatifçilik istatistiklerinin sağlıklı şekilde tutulması sağlanmalıdır. Kooperatiflerin kayıtlı ekonominin ve kamu menfaatlerinin korunması noktasında en önemli model olduğu dikkate alınarak sorunlarının çözümü için yasal düzenlemeleri zamanında yapılmalıdır. Kooperatiflere vergi ve finansman kolaylıkları sağlanmalıdır. Tarımda üreticiler kadar tarıma hizmet veren tarım işçileri, ziraat mühendislerimiz ve teknisyenlerimiz olmak üzere tüm meslek grupları emek kooperatifler çatısı altında ekonomik örgütlenmeye gitmelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.