BİTİGEN TRABZONSPOR'U BİTİRDİ!

Görünürde Trabzonspor şampiyonluğu kovalıyor Ankaragücü ise ligde kalma savaşı veriyordu. Deyim yerindeyse kasap et derdinde koyun can derdindeydi. Ama koca doksan dakikada ne oldu derseniz, tartışmalı kararlarıyla geceye damgasını soytarı bir hakem Abdülkadir Bitigen vurdu, derim. Futbol seyircisiz oynanınca sahada olup biten aksiyonların ciddiyetiyle ilgili insanda bir kuşku oluşuyor. Onun için Sörloth'un müsabakanın hemen başında attığı gole bir ölçü koyamıyorum. Trabzonspor son haftalarda hep böyle, müsabakanın başlarında öne geçiyor ama ne sahadaki oyunun ne de gollerinin bir türlü arkasını getiremiyor. İlk yarının büyük bir bölümünde oyunda üstün olan taraf bordo mavili ekipti. İki takım arasındaki kalite farkı hemen kendini gösterdi. Ama Trabzonspor bir türlü arzu ettiği ikinci golü bulamayınca kendi gücünü havadaki neme ve Akyazı'nın çimlerine gömdü. Ankaragücü gibi kümede kalma mücadelesi veren takımlar ummadığınız anda tırmalarlar. Maalesef Trabzonspor adına olan şey tam da oydu. Hüseyin Çimşir ilk yarıda oyunu ve skoru riske etmedi. Ama müsabakanın ikinci yarısında hesap edemediği faktör hakem Abdülkadir Bitigen'di. Abdülkadir Bitigen Ankaragücü'nün futbol güçsüzlüğünü sarı kartlarla takviye etmesine göz yumdu. Türk hakemleri futbolu bilmiyor. Sürekli faul yapan bir takıma sürekli sarı kart çıkartmayı hakemlik sanıyorlar. Hayır, öyle değil bu işler. Hakem sahada pozitif futbola taraftır. Onu korumak için de beş altı sarı karttan biri direkt kırmızı karttır. Yani kırmızı kart kemik sesine değil futbolu sabote eden tarafa mayın gibi çıkartılır. Eh hal böyle olunca Ankaragücü'nü oyunda tutan Abdülkadir Bitigen oldu. Nwakaeme'nin yokluğunda Trabzonspor'un sol kanattaki hücum aksiyonlarının olgunlaşamadığı görünen bir gerçek. Bu durumda bütün hücum yükü Aleksandr Sörloth'un üzerine biniyor. Onu da çok adamla markaja aldıklarında Norveçli hem oyuna küsüyor hem de rakip takımın defansı can sıkıntısından hücuma çıkıyor. Türkiye'de futbol hakemleri müsabakanın içinde kendi maceralarını yaşıyorlar. Pareira'nın eline çarpan topta sırtı topa dönük. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu türden bir pozisyona penaltı çalınmaz. Hakemin mental rezervasyonu o kadar dolu ki gidip VAR'a bakma ve kararını kontrol etme gereği bile duymuyor. Trabzonspor'un Süperligde yaşadığı VAR garabeti ne ilk bu gidişle ne de son olacak gibi. Müsabakanın ikinci yarısında Trabzonspor'un gücünü Abdülkadir Bitigen'in çaldığı eyyam düdükleri kırdı. Jose Sosa yaklaşık dört aylık pandemi arasından sonra futbola döndü ama arzu edilen ritimde değildi. Yukarıda değindiğim gibi müsabakanın hakemi Abdülkadir Bitigen Trabzonspor'u resmen katletti. Ankaragücü'nün siyahi futbolcusu Orgil'in Abdülkadir Ömür'e girişi tereddütsüz kırmızı kart. Müsabakayı VAR gerekçesiyle durdurdu, oyunun ritmini bozdu. Bilal'in Ankaragücü ceza sahası içinde yaka paça yere indirilişini inandırıcı bulmadı. Oysa Da Costa'nın beden markajına penaltı çalınmıştı bu ligde. Uzun etmenin çok fazla anlamı yok aslında. Birincisi futbol denen oyun bu ülkede oynanamıyor. İkincisi Türkiye'de oynanmayan futbola Türkiye'nin yağlı güreş kafalı hakemleri müsaade etmiyor. Biraz dürüst olalım ve kendimize şu soruyu soralım. Biz Trabzonsporlular olarak yıllardan beri Trabzonspor'a futbol üzerinden mi bakıyoruz yoksa ertelediğimiz dertlerimize şifa olsun diye futbola Trabzonspor üzerinden mi bakıyoruz? Trabzonspor'a futbol üzerinden bakarsak bir sürü eksiğimizin gediğimizin olduğunu görürüz ve bu bizi epeyce mutsuz yapar. Ama futbola, ülkeye, politikaya hatta dünyaya Trabzonspor üzerinden kör kütük bir aşık gibi bakmak belki bizleri şimdilik bizleri mutlu yapıyordur ama bu tetikçi hakemlerle ileride çok mutsuz yapacağı kesin.


Önceki ve Sonraki Yazılar