Biz uzayda da olsak Trabzonsporluyuz!

Trabzonspor yönetiminde, futbolun tabanından gelen tek isim Haluk Şahin’dir, diyebiliriz. Futbolu bıraktıktan sonra amatör kulüplerde yöneticilik yaptı. Trabzonspor’da yönetici oldu. Mevcut yönetimde futbol şube sorumlusu oldu. Sonra futbol şube yöneticiliğinden istifa etti, düz yönetici olarak kaldı. Haluk Şahin, futbolu da iyi bilir, A’dan Z’ye futbol kulübü yöneticiliğini de…biz-uzaydada.jpg

Haluk Şahin, dün sabah saatlerinde yönetim kurulu üyeliğinden de istifa etti. Akşam saatlerinde Şahin ile konuştuk… ‘Geçen yıl futbol şube yöneticiliğini bırakmıştım. Bir yıldır kulübe de gitmedim. Arkadaşlar İstanbul’da kendileri çalıp kendileri oynuyor. Bize bir iş düşmüyor. Hocaya tepki olarak ayrılmadım. Abdullah hoca, bugün değil sezon başında getirilmeliydi. Hocaya başarılar diliyorum. Biz dışarıda uzayda da olsak Trabzonsporluyuz’ demekle yetindi.

Trabzonspor’da daha önce de 2. başkanlardan Önder Bülbüloğlu istifa etmişti. Bülbüloğlu, Başkan Ahmet Ağaoğlu tarafından UEFA sürecinde bay pas edilmiş ve Trabzonspor Avrupa kupalarından bir yıl men edilmişti.

 

Tek dertleri ömürlerini uzatmak!

A Spor yorumcusu, gazeteci Sedat Tunalı, Abdullah Avcı’nın isminin Trabzonspor ile anılmaya başladığı günden bugüne tepkisini dile getiren isimlerden biridir.

tek-dertleri.jpgSedat Tunalı, dün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda yönetimi ve Avcı’yı topa tuttu ve şöyle dedi;

‘20 milyon lira garanti para. Kim, kimin parasını kime veriyor? 2011’de şikeye inanmayan, ekibinde Feto gölgeli Orhan Ak'la birlikte Trabzon'u uçurmaya gelmiş! Saf ve başarıya bağımlı taraftarın, duygu ve yorumlarını bir yana bırakarak şuraya not düşelim; İmzaya kadar teknik olarak hiçbir eleştiri getirmediğim Avcı'nın çok iyi konuşan, Trabzon dahil medyada çok iyi hempaları olan vasat bir teknik direktör olduğunu düşünüyorum. Lakin mesele hiç bu tarafı olmadı işin! Trabzon'u Faroz'da çay içip Uzun Sokakta bir tur ve Çardak'ta pideli bir final olarak yaşayabilecekleri yanılgısındaki aklı evvellerin Avcı hararetinin de sonuçları olacaktır. Ağaoğlu bu kararıyla, Trabzonspor ve Trabzon gelenekle ve değerleriyle hiçbir duygu bağı kalmadığını, tek derdinin kendi ömrünü uzatmak olduğunu dosta düşmana ilan etmiştir. Trabzonspor'u skor ve şampiyonlukla ölçen ve bunu yeterli görenlere hayırlı olsun.  Bizler için Trabzonspor her zaman bir değerler bütünüdür ve Avcı ve ekibi bu bütünün parçası olabilecek yeterlilikte değildir.

2011'deki şikeye inanmayan adam, en hafif tabirle oportünist bir profildir ve 20 milyonluk imzayla da istediğini daha ilk günden elde etmiştir.’

 

Yaylacılara elektrik şoku!yayllada.jpg

Yaylacıların büyük bir bölümü hala, yaylalarda, hayvanlarının peşinde… Bazı ​​​​​​​y​​​​​​​aylalara kar düşse de çoğu yaylada otlak devam ediyor. Yaylada yaşam devam etmesine rağmen, 15 Kasım itibarıyla elektriklerin kesileceği bildirildi. Ayrıca, kış turizmi çerçevesinde bazı yaylalardaki evler, turizme hizmet veriyor. Yetkililer, elektrik tellerinin kar altında kalacağı, can ve mal emniyeti açısında elektriklerin kesileceğini söylüyorlar. Yetkililerin gerekçeleri haklı da olsa, yaşamın devam ettiği​​​​​​​ yaylalara elektrik verilmelidir.    

Türkiye’de deniz sporlarının yapıldığı ilk okul!

Osmanlı’nın son döneminde başladığı öğretmenliği, okul müdürlüğünü, müfettişliği Cumhuriyetin ilk yıllarından Demokrat Parti milletvekili olduğu 1950’li yıllara kadar yürüten, büyük eğitimci Mustafa Reşit Tarakçıoğlu, 1923 yılında okul müdürü olarak göreve başladığı Kemerkaya’daki muallim mektebinde, Türkiye’de ilk defa deniz sporları faaliyetinin başladığını yazar.

Hikmet Öksüz ve Veysel Usta, Mustafa Reşit Tarakçıoğlu’nun hayatını, hatıratlarını ve yazılarını yeniden derlediği eserde, Tarakçıoğlu; Türkiye’de deniz spor faaliyetlerinin ilk yapıldığı okulun Trabzon Muallim Mektebi olduğunu belirtir.

Tarakçıoğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün 15 Eylül 1924 tarihinde Trabzon’a geldiğini, Muallim Mektebini ziyaret ettiğini, gördüğü üstün başarıdan ötürü okulun şeref defterine takdirlerini yazdığını belirtir. Tarakçıoğlu, aynı zamanda Muallim Mektebi’nin de müdürüdür.

Altan Öymen’in babası olan Trabzonlu eğitimci ve muallim mektebinin o günkü öğretmenlerinden Hızırahman Raşit Öymen, ‘Mustafa Kemal’in Eğitimle ilişkileri ve Türk Eğitimine Etkileri’ adlı çalışmasında o gün yaşananları şöyle anlatır;

‘Mustafa Kemal Paşa 16 Eylül 1924’de okulumuza teşrif buyurdular. Okulumuza gelir diye girişi defne dallarıyla süslemiştik. Fotoğraflarını da kapının uygun yerine yerleştirmiştik. Saat 10.00’da teşrif buyurdular.  Öğretmenlerimizle toplu olarak kendilerini kapıda karşıladık. Her birimize ayrı ayrı iltifat ettikten sonra binayı gezdiler. Kütüphane. laboratuar, dershane yatakhaneler birer birer teftiş edildikten sonra yeni çamaşırhane, duşlar, mutfak kısmının inşası gözden geçirdiler. Atatürk binamız hakkında bizden bilgi aldı. Müdür odasında oturdular, hepimizle tatlı tatlı sohbet ettiler. Binadan çıkarken kendilerine okulun hatıra defterini uzatarak tarihi olan bu günü tespit için bir hatıra lütfetmelerini rica ettim. Dolmakalemimi uzattım. Bu büyük Türk bir an düşündükten sonra deftere şunları yazdılar;

’24 Aralık 1919 tarihinde Fevzi Paşa Hazretleri’nin dikkatini çeken 25 öğrenci sayısı, bu gün 16 Eylül 1924’de 176, yedi misli olmuştur. Geçen senelerin yüklü olduğu haller ve şartlar düşünülürse, teselli duyabiliriz. Fakat memleketin muhtaç olduğu öğretmen sayısı göz önüne alınırsa, bu yedi misli, yetmişe çıkarmaya mecburuz. Bugünkü sayı noksanı, yetişen öğretmenlerimizin kıymet ve faziletteki yüksekliği ile ancak giderilebilir. Ziyaretimde gördüklerim bana bu güveni vermektedir. Bundan dolayı müdür ve öğretmenlere teşekkür ederim. Yeni nesil en büyük Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler kurulundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır. Onu da hatırlatırım’.

Rum Koleji olarak inşa edilen ve Rum okulu olarak eğitim veren, savaş yıllarında farklı şekilde kullanılan,  Cumhuriyetin ilk yıllarında Muallim mektebi olan, eski Trabzon Lisesi yıkıldığında bir-iki yıl kadar Lise olan daha sonra öğretmen okulu ve günümüzde Kanuni Anadolu Lisesi olarak eğitime hizmet veren, bu okul sahil yolu yapılmadan önce denizle iç içe idi. Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk defa Trabzon’da bir okulda deniz sporları faaliyetinin yapılması, o günün zor şartları altında eğitimde ki kaliteyi de ortaya koyuyor.. Trabzon’un uzun süre ülke genelinde deniz sporları ve diğer spor branşlarında ülke genelinde söz sahibi olmasının nedenlerinden biri de bu olay olmalı… 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar