Bizim her şeyimiz açık ve net!

   Birkaç gün önce bu köşede,  ‘Trabzon’da rüzgara göre yelken açan gazeteciler arasında Osman Diyadin ile birlikte ilk sırada yer alan Ali Savaş, AK Parti trenine de Diyadin ile birlikte ilk binen isimler arasında yer alıyor. İki isim de AK Parti’de hayatlarının baharını yaşıyor. AK Parti Trabzon il yönetimini dizayn etme konusunda da uzman olan Ali kardeşimiz, partinin yeni il başkanını da şimdiden açıkladı. Savaş’a göre genel merkez Haydar Revi ile devam kararı aldı’ diye yazmıştık.
Önceki gün eski bakanlardan Fahrettin Kurt, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Trabzonspor’a verdiği desteğin önemli olduğunu belirtti ve, ‘Berat beyin hakkını teslim edelim’ dedi.
Spor servisi de bu haberi manşetten okurlarına duyurdu.
Tabiri caizse yer yerinden oynadı. Hasan Kurt, bu haberi nasıl yapar veya gazetesinde bu habere nasıl yer verir diye.
Ve bu haberden en fazla rahatsızlık duyan da Ali Savaş… Savaş’ın rahatsızlığı kuvvetle muhtemel kendisine yönelik eleştiriler.
Ali Savaş, bu haberin arkasına saklanarak aklı sıra Hasan Kurt’u karalamaya çalıştı.
Önce şunu söyleyeyim, biz nasıl birilerini eleştiriyorsak, birileri de bizi eleştirebilmeli. Hatta eleştiri dozunu da artırmalı. Bizim için sıkıntı değil. Her şeyimiz açık ve net. Mesnetsiz eleştiren düşünsün.
Bu satırların yazarı şura bura amatörlük dönemini de katarsak bu kentte tam 45 yıldır gazetecilik yapıyor. Gazetecilik yapıp maaşını devletten, harçlığını farklı mecralardan almayan gazetecilerden. Ve üstelik son 15 yıl da hem patron hem de işçi… Ve bu Hasan Kurt, dürüst ve objektif gazetecilik uğruna servetini heba eden ‘ahmak’lardan biri!
Bu satırların yazarının yalnız ANAP döneminde değil öncesinde, sonrasında ve bugün de siyaseten bu kentte bilen bilir bir ağırlığı ve sözünün dinlenirliği vardır.
Ali Savaş, benim Fahrettin Kurt sayesinde yurt dışına gittiğimi, devleti zarara uğrattığımı, 6 aylığına gittiğimi ve üç ayda döndüğümü yazdı.
O dönem,  masrafları tanıtım fonundan karşılanmak üzere lisan ve mesleki bilgilerini arttırmak amacıyla yurt dışına 3’er 6’şar aylık dönemler halinde gazeteciler gönderiliyordu. Yıl, 1987- 88 olmalı… Ankara ve İstanbul’da neredeyse gazeteci kalmadı. Herkes sırayla yurt dışındaki bu kurslara gidiyor. Ankara’da idim. Bir gün ya Eyüp’e ya da Fahrettin’e, biraz da küfürlü, ‘Bizim suçumuz, Anadolu’da olmak mı’ mealinden bir şeyler söyledim.  
Yurt dışına, Trabzon’dan benim dışımda Musa Alioğlu, Ali Kılıç gitmişti. Benim o tepkimden sonra Anadolu’dan üç beş gazeteci daha ekibe dahil edildi. Ali bey, bu olayı ağzına sakız etmiş çiğneyip duruyor. Yazsın çok da önemli değil ancak dürüst olsun.
Bir de ne lamba ne de başka bir iş için kimse kapımı çalmadı.
Diğer konulara itiraz ediyor muyum? Aslında eksik yazdığı için etmem lazım. Berat Albayrak haberi, tamamen Trabzonspor içindir. Bu haberden anladığımız kadarıyla Süleyman Soylu’cular rahatsız olmuş. Süleyman bey de Trabzonludur. Onunla da, diğer vekillerle de haber yaptık yine de yaparız.
 
60_b-012.jpgHasan KURT
 

 

 

 

 


 
                                               

                                    Söz savunmanın!
 
   TİSKİ Genel Müdürü  Ali Tekataş personel daire başkanı Berrin Soygenç’i görevinden alıp bir başka göreve ataması sonrası görevden alınan daire başkanı eşi Hakan Soygenç, kuruma giderek genel müdürle tartışmış ve fiili saldırıda bulunmuştu.
iiiiii-003-001.jpgÖnceki gün Berrin Soygenç’in eşi Hakan Soygenç aradı. Eşine haksızlık yapıldığını ileri sürdü, ‘Semerciler de esnafım. Sürmeneliyim. Eşimi 2019 yılının 6. ayında personel daire başkanlığından satın almaya oradan da bir başka birime amir olduğu kuruma düz memur olarak verdiler. Eşim, büyük bir baskı altında, son altı aydır işten eve huzursuz geliyor. Kurum ile ilgili gazetelerde yer alan haberleri eşimin verdiğini sandılar, sonra gerçeği gördüler. Aslında eşime yapılan haksızlıkları konuşmak için daireye gitmiştim’ dedi.
Hakan Soygenç, eşinin Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun olduğunu, 1996 yılında Asım Aykan döneminde işçi statüsünde belediyeye girdiğini, Orhan Gümrükçüoğlu döneminde de özel kalem müdürü olarak memur olduğunu ve bir süre sonra da TİSKİ Personel Daire Başkanı olduğunu ve bu görevi 1.5 yıl sürdürdüğünü söyledi. Eşinin görevden alınmasının parti genel merkezine bildirildiğini, ayrıca göreve iade için mahkemeye de başvurduklarını belirtti.
Berrin hanım, düz lise mi yoksa imam hatip lisesini mi bitirdi bilmiyoruz. Asım Aykan döneminde belediyeye işçi olarak girmesi, Orhan Gümrükçüoğlu döneminde istisnai memurluk kadrosundan memur olmasının nedeni AKP kurucu Kadın Kolları Başkanı olması.  AKP’de Kadın ve Gençlik Kolları Başkanı, yöneticisi onlarca isim son 18 yılda memur oldu, işe girdi, önemli görevlere getirildi.  Nüfusu 100 bini geçen AKP’li Belediyelerde, Bakanlıklarda, Valiliklerde İmam Hatipliler dışında özel kalem müdürü olarak işe giren parmakla sayılacak kadar az.  

                                             *************************************

 
 
     Karl Marks’tan nefret eder çünkü Karl Marx, insan, “homo economicus (ekonomik insan)” yani iktisadi hayatın bir üretim vasıtasıdır der. Dünyanın bütün nimetlerinden tek başına yararlanmak ister. Öte dünyaya inanır çünkü bu dünya ile doymaz, ahiret çıkarını düşünür; altın, gümüş bilezikler, yeşil ipekler, atlas minderler, köşkler,altlarından ırmaklar akan bahçeler, çeşit çeşit meyveler, huriler ve gılmanlar, baş ağrıtmayan içkilerdir bütün hayali. "Cennet cennet dedikleri bir kaç köşkle bir kaç huri" diyen Yunus Emreleri kitaplardan çıkarır, dini; Yunus'u suçlayan Molla Kasım'lara bırakır. Dindar geçinirken bile Karl Marks'ı doğrular. Dünyaya hatta öte dünyaya bile bireysel çıkarını düşünerek bakar. Manevi kültürünü zenginleştirememiştir, o nedenle olmayan kültürünün üzerine dini şal olarak sarar. Ölümü hak görür ama daima komşuya, bıraksalar milyon yıl yaşamak ister. Lüks arabaya biner, yaya geçidine ayağını atana korna basar, frene basmayı aklına bile getirmez. Medeni insanların sakin ve nazik şekilde ağır ağır, çatal bıçakla yemesini beceremez. "Daldım elimle tavuğa, bir baktım herkes bıçağı çatalı bıraktı, benim gibi yemeye başladı" martavalını kendine inanarak anlatır. Okumaz, menkıbeler, hikayeler, sloganlar dinlemekten hoşlanır. Daha yığınla özellikleri sayılabilir medeni olamayan insanın ama gerek yok. Deist, teist, ateist, dindar, agnostik, radikal dinci her grup ve kültürde var olabilir bu tipler. Her şey olabilirler ama medeni olamazlar.
(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum