BİZİM İÇİN 19 MAYIS SIRADAN  BİR TAKVİM YAPRAĞI DEĞİL

     19 Mayıs tarihimizin çok önemli bir günü. Tarihimizi unutmamamız gerekir. Geçmişini, tarihini, kültürünü unutan insan toplulukları ulus olamaz . Yavaş yavaş yok olur gider. Türk Ulusu binlerce yıllık bir geçmişi olan bir ulus. Tarihte çok onurlu bir yer almıştır. Tarihte zirveler var, önemli basamaklar var. İşte bunlardan biri de 19 Mayıs’tır. Bu tarih çok önemli bir tarih. Evet 600 küsur yıl tarih sahnesinde yer almış bir devlet çökmüş, ana omurgası olan Türk ulusu da tarihten silinmek isteniyor. Devlet çok yamalı olsa da Türk Devletidir. Bir hanedan yönetiyor , babadan oğula geçen, ancak artık tükenmiş. Hanedan bitmiş. Son oğul yenilgiyi kabul etmiş, çok ağır bir antlaşma imzalamış, Mondros. Mondros ile devlet bitmiş. Ordu dağıtılmış, cephane-silah teslim edilecek. Halk büyük oranda yoksul ve yorgun ve umutsuzluk egemen.
İşte bu karanlığın üzerine bir güneş doğuyor ufuktan 19 Mayıs’ta. Evet, Türk halkı öbek öbek kurtuluş arıyor, dağlarda tek tek ateşler yanıyor birbirinden kopuk. Türk Ulusunun özgürlük ve bağımsızlık karakterinde var. Ancak bu ülkü, bu güç birleşmezse tek tek sönebilir. 19 Mayıs’ta bu ateşleri birleştiren bir güçtür Mustafa Kemal, 19 Mayıs, bu diriliştir. Elbette yanında paşalar vardı, komutanlar vardı. Ancak o olmasa onların gücünün bir anlamı olmayacaktı.
    İşte 101 yıl önce bu olay gerçekleşti. Dünya bağımsızlık hareketleri içinde böyle bir olay yok. Mustafa Kemal çok farklı bir insan. Düşünceleri birleştiren, güçleri birleştiren, gönülleri birleştiren bir olağanüstü insan. 101 yıl önceki bu önemli olayın yıldönümü çok farklı kutlanmalı. Yeni kuşaklara bu öz, bu maya iyi anlatılmalı, yaşatılmalı. Tüm bayramlar ve özel günler mutlaka anlamına uygun kutlanmalı. Ancak ne acıdır ki bu önemli yıldönümü olduğu gibi diğer bayramlarımız da adeta anlamını yitirdi yitiriyor. Geçen yıl başka bir bahane bulundu, bu yıl korona bahanesi çıktı. Evet bu salgın çok önemli, çok ciddiye alınmalı. Ancak hangi gerekçe olursa olsun bayramlarımızın kutlanması engellenmemeli. Bu yıl stadyumlarda gösteri olmayabilir, caddelerde gösteriler olmayabilir ancak geçen yıl ne oldu ondan önceki yıl ne oldu. Hiçbir gerekçe bayramları özel günleri kutlamayı engellememeli.

                               .19 MAYIS’A YAKINDAN BAKALIM
101 yıl önce Mustafa Kemal İstanbul’dan Anadolu’ya çıkmak üzere yola çıktı. Nereye geliyordu, niçin geliyordu. Padişah Vahdettin onu gönderdi. Doğru mu? Evet o bir ordu müfettişi olarak İstanbul’dan yola çıktı. Devleti Padişah Vahdettin yönetiyor. Ordusunun müfettişini kim gönderecekti. Peki Padişah hangi amaçla gönderdi..? “Git ülkeyi kurtar yeni bir devlet kur” diye mi gönderdi. Yo hayır tarihi saptırmayın, tarih gerçeği söyledi, söylüyor. Padişah Vahdettin Mustafa Kemal’e, “Git Anadolu’da halk Mondros’a başkaldırıyor, bağımsızlık ve özgürlük istiyor, bunları yatıştır, İtilaf devletlerini kızdırmayalım” dedi. Gerçek bu. Yani Mondros’u rahat uygulamak. Bu mu yurtseverlik? İşte kağıt üzerinde görev bu . Gerçek şu:.. Mustafa Kemal Paşanın amacı farklı. Önce bu resmi görevden yararlanarak bir süre ordu ile ilişki kurdu. İstanbul bu amacı anlayınca geri çağırdı, geri gitmeyince yakalanıp idam edilmesi istendi. Şimdi sormalı yurdu kurtarmak için gönderdiği paşasını yurdu kurtarmaya başlayınca geri çağırıp idam ettirmek istemesi yurtseverlik mi? 
   Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanınca, ordu tekrar örgütlenip, ordular cepheye sevk edilirken idam kararı çıktı. Kurtuluş Savaşı cepheye koşarken ülkeyi paylaşmayı amaçlayan Sevr’e de imzalanırsa buna ne denir? Evet o yıllarda işgalci Yunanlılarla işbirliği yapan padişah yanlıları var. Onların uzantıları günümüze dek uzanıyor. Mayıs 1919’larda kurtuluş örgütlenirken zararlı cemiyetler de çalışıyor, kurtuluşu engellemeye çalışıyor.
   İşte burada çok ilginç bir görüntü var. Anadolu halkı kurtuluşa koşarken, örgütlenir savaşırken bu topraklardan beslenen, bizimle aynı dili aynı dini paylaşan bir kısım insanlar isyan ediyor başkaldırıyor. İşte burası çok ilginç. Türk halkı aç susuz, yalınayak cepheye koşarken bir kısım kardeşleri bayraklarını elden yere düşürüyor, düşmanla işbirliği yapıyor. İşte Mustafa Kemal Paşanın mucizesi burada. O bir avuç güçle başkaldırıyor Sakarya’yı, Başkomutanlık Meydan Savaşını, Büyük Taarruzu gerçekleştiriyor. Antep Gazi oluyor, Maraş Kahraman oluyor, Urfa Şanlı oluyor ve şanlı Türkiye Cumhuriyeti kuruluyor. İşte bu büyük olayın ilk adımıdır 19 Mayıs. O nedenle 19 Mayıs çok iyi anlaşılmalı, anlatılmalı.
101. yıl varsın meydanlarda kutlanmasın. Ancak gençlerimizin kurallara uygun gösterileri görülmeli, çok büyük pankartlar, afişler caddeleri apartmanları süslemeli. Tüm yayın organlarından en etkili şiirler en güzel belgeseller gösterilmeli.

                                .HERHANGİ BİR TAKVİM YAPRAĞI DEĞİL
365 takvim yaprağımız var. Her biri yaşamdan bir yaprak. Elbette her yaprağın ayrı bir önemi var da 19 Mayıs yaprağına gelince yüreğimiz daha farklı çarpmalı. Bu yaprağa sıra gelince düşünmeliyiz. 101 yıldan bu yana kopan bu yaprak çok düşünülerek koparılmalı. Anladık mı bu günü, anladık mı dünü. 19 Mayıslar yine gelebilir. Bu ülke, bu ulus yine büyük tehlikeler yaşayabilir. O ruhu yaşatabilirsek yine bu ulus Mustafa Kemaller doğurur ve ülkesine ve bayrağına sahip çıkar

      .BİTER BU GÜNLER DİNER BU ACILAR
   Evet rızıklı günlerden geçiyoruz. Salgın bir hastalık sürüyor. Ülke olarak, halk olarak uyarılara uyuyor bu tehlikeyi atlatmaya çalışıyoruz. Dileriz en sağlıklı biçimde atlatırız, sağlıklı günlere kavuşuruz.
Ancak en önemli durumu vurgulayalım. Ulusça halkça bir savaş verirken en önemli olan birlik ve dayanışmadır. Günlük kahve politikası bırakılmalı birlik ve dayanışma içinde olmalıyız. Birbirimizle sevgi ile selamlaşmalı, yardımlaşmalı. Ayrılıklar, düşmanlıklar bırakılmalı. Hangi tür savaş olursa olsun, sevgi ile saygı ile zafere ulaşabilir. Ekrandaki bu suratlar bu tanıma uymuyor.
19 Mayıs’ın 101. Yılını; daha nice yüzyıllarda onurla anılması dileğiyle kutluyorum. O günleri yaşatan Gazi Mustafa Kemal Paşayı saygı ile rahmet dilekleri ile silah arkadaşları ve tüm şehitlerimizle analım.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.