BU BAYRAK VE İSTİKLAL MARŞI, BU VATAN TOPRAĞINI KANLARI İLE YURT YA

1980 öncesi buna benzer tablolara rastlanmıştı. İstiklal Marşı söylenirken ayağa kalkmayanlar, bayrağa karşı saygısızlık yapanlar. O günlerde de, daha öncesinde de bugün de hala bir ülkenin bayrağının anlamını kavramayanlar ve o ülkenin bağımsızlık duygularını haykıran marşının anlamını kavrayamayanlar vardır. Bizim marşımızın da bayrağımızın da doğuşu çok açık bellidir.

Masal olmayan bir destandır. Anadolu kan ağlarken, halk yorgun bitkin, umutsuz şafağın sökmesini beklerken İstiklal Marşı bir umut oldu, bir onur oldu. Ankara’da toplanan TBMM’de büyük bir coşku ile bu marş kabul edildi. Bu mecliste doğudan, batıdan, güneyden, kuzeyden her yandan temsilciler vardı. Bu yurdun kurtulması için ant içenler vardı.

“Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak “diyerek göndere çekilen, rengini şehitlerin kanından alan al bayrağın yanan bir meşale gibi sürekli yanacağını ve sönmeyeceğini belirtiyor. Elbette her ulusun, her ırkın kendince onuru vardır, yüceltilir de. Bu marşta salt bir ırkın yüceltilmesi değil bu toprakları vatan yapanların, kanlarını bu topraklara katıp, “Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır” özdeyişindeki gerçekten giderek bu topraklar gerçekten vatan olmayı hak etmiştir. Bu marş bu gerçeği vurguluyor, çok gerçekçi biçimde. Halkın, ulusun inancına imanına sesleniyor.

                  

EŞSİZ BİR MARŞTIR MARŞIMIZ

İstiklal Marşımız kabul edildiğinde düşmanın top sesleri Ankara’ya ulaşıyordu. Milletin yüreği kan ağlıyordu. Ve bu marşı ulusu adına seslendiren, ulusunun duygularını dile getiren büyük insan Mehmet Akif Ersoy bir ırkın mensubu olarak değil bu kurtuluş Savaşına katılan halkın duygularına tercüman oldu. “Tekrar bir İstiklal Marşı yazabilir misiniz “diye soranlara, “Allah bu millete tekrar bir İstiklal Marşı yazdırmayı nasıp etmesin” diye yanıtlamıştır. Bunun anlamı düşünülmeli.

Daha İlkokulda olduğum yılları anımsıyorum. Bir kısım cahil insanlar “Canım ezan okunurken ayağa kalkmazsınız, saygı duruşunda bulunmazsınız İstiklal Marşında saygı duruşunda bulunursunuz” derlerdi. Evet cahil kimseler dedim. Anlamını bilmeyenler dedim. Ezanla İstiklal Marşının ne ilgisi var. Sonra elbette ezana da saygı gösterilir, gösterilmeli bu ayrı.

Ya bayrağımız… Ona ne demeli. O da salt bir ırkın bayrağı değil ki. O da bu toprakları kanları ile vatan edenlerin manevi bir sembolü. Destanını bilirsiniz. Göl olmuş şehit kanlarında hilalin ve yıldızın yansımasından esinlenerek hazırlanmış. Bu gerçeği düşününce bu bayrak gerçekten saygıya değmez mi?. Bu bayrak da bu marş da bu toprakları vatan edenlerin doğulusu ile batılısı ile, güneylisi, kuzeylisi ile hepimizindir ve kutsal değerlerimizdir. Dini kabul edilmese de milli değerlerimizdir ve bizi birleştiren değerlerdir.

                           

BİRKAÇ YIL ÖNCE YAZDIM HALA TAZE

Anımsayacaksınız bir üniversitede düzenlenen bir törende birkaç öğrencinin İstiklal Marşı söylenirken ayağa kalkmaması ve bir partinin kongresinde bir terör örgütünün sözde flaması (bayrak olamaz) şanlı bayrağımızın üstüne asılmıştı. Oysa o salonda bulunanların da yüzde doksanının dedelerinin kanı vardır o bayrakta. O marşın kabulündeki TBMM’de yine dedeleri vardır. Bu bayrak ve bu marş hepimizindir. Bunlara saygısızlık gösteren salt bu ülkeye değil insanlığa karşı suç işlemiş olur. Böyle kabul edilmiş bir marş ve böylece oluşmuş bir bayrak çok az rastlanır. Öyle gelişigüzel şekillerle oluşmuş, renklerle biçimlenmiş bayraklar gibi değil. Bakın dünyadaki bayraklara ve okuyun ulusal marşların sözlerini. Karşılaştırın bakın gerçekten saygıya değer mi değmez mi. Bu olayları basit cahilce olaylar diye geçiştiremeyiz. Bu günler çok nazik günlerdir. Bir kez daha şanlı bayrağımızın önünde saygı ile eğilip göğsümüzü gere gere marşımızı söyleyelim.

***

 

Bu yazım birkaç yıl önce yazılmış ve yayınlanmış. Ancak son olaylardan sonra bayrağımızın değeri sanki biraz daha anlaşılmış gibi meydanlarda, balkonlarda, araçlarda görülüyor. Bu durum sevindirici. Dilerim artık anlaşılıyor kutsal değerlerimiz. Sırf popüler olmak için bayraktan da, marşımızdan da vazgeçmeye yüz tutanlar artık anlamıştır bu değerleri. Birçok yazımda ülkeyi ve ulusu ayakta tutan ayakları(değerler) sayarken, dil birliği, ülkü birliği, bayrak marş gibi değerler dokunulmazdır diyordum… Bunlardan ödün verilmez.

                  

BAYRAĞIMIZ ÇOK YAKIŞMIŞ MEYDANLARA

Dilerim artık bu değerler pazarlık konusu olmaz. Banka ve bakanlık isimlerinden T.C.’nin kaldırılması. KIZILAY ürünlerinden TÜRK adının silinmesi… Bunlar artık görülsün. Ve kimilerine şirin görülmek için eski yer adlarına dönülmesi, Türkçe adların silinmesi… Bu yanlışlardan en kısa zamanda dönülmeli.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum