BU DA TÜRK FUTBOLUNUN HÜSEYİNFEYFİ!

Muhafazakâr İslamcıların gazeteleri Trabzonspor'un şampiyonluk mücadelesini yorumlarken isabetli bir yorum yaptıklarında bir ecir, isabetsiz bir yorum yaptıklarında ise iki ecir kazanıyorlar. Dindarların futbola bakışında Aristo mantığından taşan böyle bir tanrısal mucizevi yanı var. Bu futbol konusunda işin felsefi kısmı.

Aynı şeyleri yazmaya devam edeceğim. Futboldan az buçuk anlayan vicdan sahibi herkes bu yıl Süperlig'te Trabzonspor'un bitime üç hafta kala 10 puan farkla şampiyonluğunu ilan etmesi gerektiğini açık yüreklilikle söylerdi. Ama bugün Trabzonspor ligin tamamlanmasına üç hafta kala korsan lider Başakşehir'in 4 puan gerisine düşmüş durumda. 

Bunu Türk futbolunun içinde yuvalanmış oligarklar ile hakemlerin içinde bulunduğu bir çete göz göre göre yaptılar. Üstelik VAR sitemine rağmen ülkedeki bütün futbolseverlerin zekâsına hakaret ederek!

Bütün bunları Kırıkkalespor, Zonguldakspor, Orduspor 1. ligde futbol oynadığı zamanlardan bugüne Türkiye'de ve dünyada futbolu gözünü kırpmadan takip etmiş bir Trabzonspor taraftarı olarak yazıyorum.

Trabzonspor - Antalyaspor müsabakasına gelirsek; ev sahibi ekip müsabakaya stresli başladı. O stres Ndiaye'de nüksedince Akdeniz ekibi Karadeniz yağmurunda 1-0 öne geçti. FİFA VAR'ı sadece timsah saldırısında kullanın, diyor. Bizde ise VAR bütün adi vakalarda başvurulan bir güvenlik kaydı durumunda. Bu haliyle VAR futbolun sivil ruhunu biçen bir tür deux machina; oyunu durdurup devreye giriyor ve kötüleri cezalandırıyor.

Başakşehir karşısında aklına bir türlü futbol gelmeyen Antalya ile Trabzonspor karşısındaki bilenmiş Antalya arasında gece gündüz farkı vardı. Trabzonspor 20. dakikadan sonra oyunda direksiyonu eline aldı. Hakem Umut Meler'in çaldığı üç penaltı da amatör altı kıvamdaydı. VAR uygulaması ve akabindeki pandemi sürecinden sonra Türkiye'de futbol halısaha kıvamına kadar geriledi.

Pandemi süreci ayrıca müsabakalarını neredeyse seyircisiz oynayan Başakşehir'e yaradı. Başakşehir aynı zamanda hakemlerden şikâyeti olmayan tek Süperlig takımı. Aleyhine çalınmış tek tereddütlü düdük bulamazsınız.

Trabzonspor'u tam otuz altı yıldır hakemlerle sahada doğrayanlar Başakşehir gibi sosyolojik bir dayanağı olmayan korsan bir takıma otuz altı dakika dokunamadı!

Pandemi sürecinde oynanan müsabakalarda tribünlerdeki seyirci maketleri bostan korkuluğu gibi. Futbolcuları motive etmek için verilen ses efektleri ile sahada oynanan futbol uyuşmuyor. Ve bu durum gerçek bir futbolseverin sinirlerini bozuyor.

Trabzonspor ikinci yarıda hücumda gerektiği gibi organize olamadı. Buna sebep Nwakaeme'nin yokluğunda ortaya çıkan kadro zaafiyeti ve Hüseyin Cimşir'in elinde ciddi bir hamle oyuncusunun olmayışı.

Futbolda zaafsız şampiyon takım yoktur. Sadece zaaflarının farkında olan ve onları oyun içerisinde çeşitli varyasyonlarla törpüleyebilen takım vardır.

Şu müsabakada bile Trabzonsporlu bacak kadar çocukları Abdulkadirleri çimlere çalıp durdular. İsimleri Alex olmadığı için Meler'in gözünde bir yaptırımı olmadı. Türkiye'de futbol sahtekârların üşütüğü bir alan. Hakemler futbolun sivil ruhunun ölmesi için her şeye göz yumuyorlar. Sakatlık numaraları, sedyeyle çıkanın koşarak oyuna girmesi, oyuncu değişikliklerinde türlü numaralar...

Artık post-futbol çağındayız, futbol konuşmuyoruz. Umudumuz Türk hakemlerinin Başakşehir'in kalan son üç haftada kerhaneye düşmüş bir bakire gibi bağırttırılmasıdır.

Güneydoğu'da antikçağlardan kalmış güzel bir yer vardı; Hasankeyf. Onu mahvettiler. Aynı şekilde Karadeniz'de Türk futboluna en çok karakter katan güzel bir takım vardı. Onu da Türk hakemleri katlettiler. Hüseyinkeyf'e dönüştürdüler

Önceki ve Sonraki Yazılar