BU HÜKÜMET DEPREMLE MÜCADELE EDEBİLİR Mİ?

İzmir depreminden sonra Kuzey Ekspres’in değerli yazarları Gürsel Özgür ve İsmail Kansız, yapılması gerekenleri arka arkaya yazdılar…

Soru şu:

18 yıldır depremlerle ilgili kılını kıpırdatmayan iktidar, bundan sonra bir şeyler yapabilir mi?

İsterseniz iktidarın doğal afetler ve depremlere bakışına bir göz atalım:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Burhan Kuzu’nun cenaze töreninde konuşurken sözü İzmir depremine getirdi:

İşte son İzmir’de yaşanan hadise ortada. 80’e yakın vefat var. Bunların hiçbirisinin böyle bir akıbetle imtihan olacakları akıllarından bile geçmiyordu. İşte geldi ve yakalandılar”.

Bu sözleri sıradan biri söylese, “cenaze töreninde yükselen dini duygular” deyip geçebilirdik.

Ama konuşan depremlerle ilgili somut tedbirler alacak hükümetin başıysa, ister istemez orada durup biraz düşünmek gerekiyor…

Hatırlayacaksınız, 301 kişinin öldüğü Soma maden faciası için de;

Bunlar sürekli olan şeyler. Bu işin fıtratında bu var” demişti…

Deprem olsun, sel olsun, maden faciaları olsun bakışları hep aynıydı:

Kader!

Tabii doğal afetleri“kader”le açıklamaya kalkınca,

Geriye yalnız avuç açıp Allah’a yalvarmak kalıyor…

Bir de her zaman yaptıkları ve en iyi bildikleri şey; geçmişi kötülemek…

Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay’ın, o zamanlar hükümetin bir ortağının da Bahçeli olduğunu, depremler ve afetlerden sorumlu bakanlığı da MHP’nin yönettiğini unutarak, söylediklerine bakınız:

1999’da hükümet depremin ne olduğunu iki gün sonra bile anlamamıştı

Sizlere deprem konusunda geçmiş hükümetlerin başarılı olduğunu söyleyecek değilim…

Ancak geçmiş Ecevit hükümetinin hakkını da teslim etmeliyiz…

Binlerce binanın moloz yığınına döndüğü, on binlerce insanımızı kaybettiğimiz 1999 depremi, yalnız can kayıplarıyla kalmamış, Türkiye ekonomisini can damarından vurmuştu…

Bununla birlikte o zamanın hükümeti, kimseyi evsiz barksız bırakmadığı gibi kısa zamanda deprem yaralarını da sarmayı başardı…

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı derhal bir genelge yayınlayarak (İmarla ilgilenenler bunu 10 No’lu Genelge olarak bilir), jeoloji ve yerleşime uygunluk haritası olmayan bölgelerde, imar planlarının uygulamasını durdurdu…

4708 Sayılı Yapı Denetim Yasasını çıkardılar…

Bu yasayla;

Zemin etüdü olmayan inşaatlara ruhsat verilmeyecekti.

İnşaatlarda hazır beton ve nervürlü demir kullanımı zorunlu hale getirildi…

Belediye ve bakanlık denetimleri etkinleştirildi, ayrıca özel yapı denetim kuruluşları oluşturuldu…

Kısaca, yeni yapılan binalarda güvenle oturuyorsak, bunu geçmiş hükümete borçluyuz…

Tüm bunlar yeterli miydi?

Hayır!

Halkımız dayapılanları yeterli görmeyip, haklı olarak koalisyonu oluşturan partileri baraj altı bıraktı…

Peki, AKP hükümeti ne yaptı?

Her ne kadar fotoğrafta güzelim Zeytinburnu Sahili’nin AKP’den sonraki halini  görünce ne yaptılar sorusu anlamsız kaçıyorsa da…

Gelir gelmez, yukarıda bahsettiğim 10’nolu genelgenin tam tersi olarak, jeolojik etütlerle imarın kısıtlanamayacağı, kat yükseklerinin belirlenemeyeceği yönünde genelge yayınladılar

Jeolojik etütler müteahhitlerin canını sıkmıştı çünkü…

Çıkardıkları 6306 Sayılı Kentsel Dönüşüm Yasası, müteahhitlererant kapısı oluşturmaktan başka bir işe yaramadı…

Yasa iyi niyetle hazırlanmış olsa da, halkta  güven oluşturamadıkları için, yeşil alanların, hatta deprem toplanma alanlarının bile beton yığınına dönmesiyle sonuçlandı…

Hükümet, bu yasayla eski binaların yıkılıp yerine depreme dayanıklı binalar yapmayı özendirirken,  “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu”dedirtecek şekilde imar affı çıkardı…

Ruhsatsız, denetimsiz, hiçbir mühendislik hizmeti görmemiş binaları, kaçak katları affediverdi…

Kaçak, çürük çarık binaları yapanları cezalandırmak gerekirken, verilen cezalarla birlikte yıkım kararları da iptal edildi…

Hükümete para gerekiyordu,  depremleri, can kayıplarını düşünmenin sırası değildi çünkü

Şimdi yazacaklarım, Oda TV ve o zamanki Sabah gazetesi haberlerinden derlenmiştir:

17 Ağustos 1999 Gölcük depreminden hemen sonra 12 Kasım 1999’da Düzce’de,7,2 büyüklüğünde ikinci bir deprem daha oldu…

Depremde kumdan kule gibi yapılmış binalar birer enkaz yığınına dönüşerek 845 kişiye mezar oldu…

O depremde yerle bir olan binalardan bir tanesi de Işık Apartmanı’ydı, 20 kişi burada can verdi…

Işık Apartmanı’nı yapan müteahhit Hamza Cebeci, “Tehlikeli yapı yapmak” suçuyla yargılandı ve 10 ay hapis cezası aldı…

Bundan sonra hakkında hapis cezası verilen Hamza Cebeci’nin siyasette yıldızı parlamaya başladı…

Önce Ümraniye Belediyesi meclis üyesi oldu, oradan da İstanbul Büyükşehir Belediyesi İmar Komisyonu üyeliğine getirildi…

Etik olarak inşaat sektöründen uzaklaştırılması gerekirken, imar komisyon üyeliği ile ödüllendirildi…

Peki, ortağı Fahri Çakır’a ne oldu dersiniz?

O da aynı suçtan Düzce Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıyordu…

Mahkeme süreci devam ederken 2002 seçimlerinde AKP’den milletvekili seçildi.

Dokunulmazlık zırhına kavuşunca hakkındaki yargılamada durdu.

Hamza Cebeci’ye Allah “yürü ya kulum!”demişti, Darülaceze’ye başkan oldu

Şimdi ise Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığına getirildi…

Yazının başlığına geri döneyim;

Sizce bu hükümet doğal afetlerle, depremlerle mücadele edebilir mi?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.