Bu resim nedeniyle 2 bin lira ceza yemiştik!

Tarih; 19 Ocak 2007… Hrant Dink, İstanbul’da gazetesinin önünde öldürülüyor. Cinayetten bir gün sonra… Ertesi gün hava kararmış, saat 19.00- 20.00 civarı… Gazetenin PDF’leri internet üzerinden Hürriyet’in Arsin’deki Matbaasına gönderiliyor… Gazeteden bir telefon…’Abi, Hrant Dink’in katili Samsun’da otobüste yakalandı’… ‘Kimdir, neyin nesidir, araştırın, bekleyin…’ dedim…

Ve bir saat sonra… Cinayeti işleyenin Trabzonlu Ogün Samast olduğu açıklandı… Ve ertesi gün, aşağıdaki fotoğrafı yayınladık… Ki, bu fotoğraf ajansların birinden gelmişti… Ogün Samast’ın ve yanındaki güvenlik görevlilerinin gözü-yüzü açık, karartılmamıştı…

Fotoğraf, ajanstan geldiği için olduğu gibi yayınlandı. Ogün Samast’ın gözleri kapatılmadı… Birde Türkiye’deki tüm gazeteler ve TV’ler resmi yayınladı…

Yasaya göre 18 yaşından küçükler, katil de olsa gözlerine şerit çekilecek… Yani teşhir edilemez!

Daha sonra yayınladığımız resimlerde Ogün Samast’ın gözlerini kapattık. Ancak, ilk gün ajansın resmini aynen yayınladığımız için suç işledik! Savcılık resen soruşturma açtı, savunma istedi vs…

ceza.jpg

Trabzon Adliyesi’nin o tarihlerdeki güçlü savcılarından biri olan Fatih Genç’in yanına gittik. Dosya onda idi…

Fatih Genç’e, dilimiz döndüğünce fotoğrafı neden kullandığımızı, TRT, Anadolu Ajansı dahil gazete ve TV’lerin nezarethanede çekilen ve servis edilen bu resmi kullandıklarını, bunun suç teşkil etmediğini, Ogün Samast’ın görünürde 18 yaşından büyük olduğunu, İstanbul gazetelerinin hepsinin bu resmi bir değil çok kez kullandıklarını vs. vs. anlattık. İfade verdik.

Fatih Genç, ‘Yapacağım bir şey yok, Yasa böyle’ dedi ve iki bin liraya yakın bir cezayı yazdı…

Vergi dairesine gittik cezayı iki veya üç taksitte ödedik.

Türkiye’deki gazete ve TV’ler bu cezayı ödedi mi ödemediler mi, bilmiyorum. Trabzon’da bir-iki gazetenin ödediğini biliyorum.

Ogün Samast, Samsun’da yakalandıktan sonra Türk bayrağı önünde çekilen o fotoğrafı meğer FETÖ’cü bir emniyet görevlisi TV ve gazetelerde yayınlatmış...

O günlerde Trabzon Cumhuriyet Savcılarından biri olan Fatih Genç’in, Trabzon’daki en yakın dostlarından biri eski bir sendika başkanı ile Belediye’ye yakın AKP’li bir isimdi… Fatih Genç, daha sonra Tanjant’ta bir trafik kazasında evladını kaybetmiş ve ardından Trabzon’dan İzmir’e atanmış ve yetkili savcı da olmuştu… Aslen Giresunlu olan Fatih Genç, İzmir’de çok ama çok özel davalara bakmıştı… Emniyet Müdürleri, Deniz Kuvvetleri casusluk davaları vs…

Sonra ne mi oldu?

Fatih Genç, FETÖ davasından tutuklandı. Şu anda da cezaevinde… (H.K.)

Teoman Yılmaz Yavuz’a ne dedi?

teo.jpg

Emekli makine yüksek mühendisi Teoman Yılmaz, Trabzon’da sosyal medya üzerinden en etkili gazetecilik yapan isimlerden biridir. Teoman’ın binlerle ifade edilen takipçisi var. Trabzon’daki olumsuzlukları gündeme taşıyan, özellikle de büyükşehir belediyesini mercek altına alan Teoman Yılmaz’a, takipçileri de haber konusunda destek verir.

Teoman dün Mimarlar Odasındaki bir resim sergisinde idi. Serginin onur konuğu ise Trabzon Valisinin eşi Şengül Yavuz hanımefendiydi… Şengül hanım tartışmasız Trabzon’un first ladysi! Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Gümrükçüoğlu’nun eşi İstanbul’da. Ahmet Metin Genç’in eşi Trabzon’da ancak etkinliklerde pek öne çıkmıyor…

Şengül Yavuz, Gümüşhane’de olduğu gibi Trabzon’da da aktif! Kadınların tüm etkinliklerine katılmaya çalışıyor ve destekliyor da.

Teoman Yılmaz, sergilere, konferanslara zamanı olmadığı için pek gitmez… Yılmaz, dün Mimarlar Odasındaki minik öğrenicilerin sergisinde idi… Yılmaz, bir ara vali Yavuz’un eşi Şengül hanımın yanına gitti. Şengül hanım ile görüştü. Teoman Yılmaz yakında Şengül hanımla röportaj yapabilir!

Erdem’in daveti!

erdemin-daveti.jpg

Trabzon Ortahisar Belediye Meclis üyesi Mustafa Erdem, Muğla Göcek’te yaşıyor. Göcek yakınlarında akaryakıt istasyonu işleten ve Orman İdaresinden kiraladığı araziye bungalov ev yaparak tekrar turizm işine giren Mustafa Erdem, Trabzon’daki tanıdık dost ve arkadaşlarını Göcek’e davet ediyor. ‘Göcek’e gelecek olan arkadaşlarımın konaklamaları bana ait’ diyen Mustafa Erdem, ‘Trabzon benim baba ocağım. Ancak, Bu taraflarda huzur var. Bu taraflarda hayat var’ diyor…

Bahçe işleri üstüne bir not!

bahçe-işleri-üstüne.jpeg

Bahçe yaşayan bir sistemdir. Her yıl yeni bir iyileştirme imkanı var. Zamanında ağaçları altlarındaki toprak kaya ve kayrak kesitini bilmeden çok sığ bir tarla toprağına diktim. Ağaçlar büyüdükçe ve kök sistemleri taş ve kayrak tabakalarına rastlayınca ölebilirim sinyali veriyor. Ben de onların kök sistemlerinin bir kısmına dokunmadan geri kalan alanlarda bir buçuk metre derinliğinde kazı yapıp kayaları ve kayrakları ayıklıyorum. Sonra gübre katılmış iyi toprakla dolduruyorum bu ağaç yataklarını. Evin Adatepe'ye bakan alt bahçesinde geçen sene yaptığımız işin sonucunda galiba ağaçları öldürmeden sonuç alıyor gibiyiz. Evin Kuzey Doğuya bakan arka bahçesinde ellerimle diktiğim ve bir karışken şimdi kocaman ağaç olmuş Manolyamı ve Trabzon'dan getirip bu güne kadar yaşatabildiğim Karayemişimi kurtarmaya çalışıyorum. Bahçe sizden sonra yaşayacaklar için de yatırım yapılması gereken bir hayat sistemidir.

Adamın teki 80’li yaşlarında geç meyve verecek bir ağacı dikiyormuş. Bunu gören bir genç gelmiş... Dayı demiş sen bunun meyvesini yiyecek kadar yaşamazsın ki niye uğraşıyorsun demiş. Dede de demiş ki, "Benden evvelkiler dikmeseydi ben hangi meyveleri yiyecektim? Şimdi de ben benden sonrakiler yesin diye ağaç dikiyorum."

Benim bahçe işlerim de bu misal. Geçtiğimiz kış Adatepe'ye bakan hurma ağacım 27 yıl sonra üstten çürüyerek öldü. Yenisini ektim. Eskisinin boyuna gelmesi en az 20 yıl sürer. Benim görmem imkansız… Ama 4 artı bir de yolda geliyor 5 torunum var. Gülbahar ve Ahmet Bozburunu satmazlarsa ki galiba satmazlar benim torunlarım görecek yeni hurmayı boylu boyunca büyüdüğünde. (Prof. Dr.Yahya Sezai Tezel)

**************

Batı'da dinin (kilisenin) yerini bilim (insan aklı) aldı. Türkler ise "Hayatta en hakiki mürşit" olarak "ilim" olarak bellemişler. Yani Batı'nın muasır medeniyet seviyesini hedefe koyarak aslında onlar da bilimi dinleştirmiş oldular. Bunu herhangi bir Türk'ün teknolojiye karşı duyduğu hayranlıktan anlamak mümkündür. Örneğin ortalama bir Yunanlı son model bir telefona doğadaki bir nesne gibi bakar. Ama ortalama bir Türk için cep telefonu her yeni modelle mucizeleri artan bir bilinmezdir. Bu açıdan modernliğe karşı Türkler Yunanlılarla mukayese edilmeyecek kadar putperesttir.  (Metin Kondel)

***

Referandumdaki belirleyici milliyetçi oyların, iki partili sisteme uygun olarak taksim edilme hesapları başladı. Bu seçmen Tablacı kültüre yüz vermez. Yeni milli kapsayıcı nitelikli bir siyasal temsil ve örgütlenme gerekiyor. Ziverin adamına Hurşid'e bakmayın o hâlâ milliyetçileri Bekçi Cumali sanıyor. Anca beraber kanca beraber basit bir numaradır. MHP’de bir devri teslim imkan dahilinde değildir. (Prof. Dr. Kemal Üçüncü)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar